kız-isimleri-erkek-ismi-isminin-anlamı

isimler sözlüğü

müstakbel bebeğinizin onun için seçeceğiniz isminin anlamı

tüm kız isimleri ile her erkek ismi açıklanmış isimler sözlüğü

isimisim kökenicinsiyetisminin anlamı
AbaTürkçeKız Abla. Anne.
AbacaTürkçeKızAbla veya anneye benzeyen.
AbacanTürkçe + FarsçaKızCanım anneciğim, sevgili anneciğim
AbaçTürkçeKızAnnesine benzeyen.
AbayTürkçeErkek Beceri. Seziş, anlayış. Büyük erkek kardeş.
AbayhanTürkçeErkekAbay+han.
AbazaTürkçeKız Kuzeybatı Kafkasya’da yaşayan bir halk. Bu halka mensup olan kimse.
AbbasArapçaErkek Aslan. Sert, çatık kaşlı kimse.
AbdalArapçaErkek Gezgin derviş. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse.
AbdiArapçaErkekKullukla, kölelikle ilgili.
AbdullahArapçaErkekTanrı’nın kulu.
AbdurrahmanArapçaErkekRahmet sahibi olan Tanrı'nın kulu.
AbdülâlimArapçaErkekEn iyi bilen Tanrı'nın kulu.
AbdülazimArapçaErkekBüyük, ulu olan Tanrı'nın kulu
AbdülazizArapçaErkekEn yüce, en değerli olan Allah'ın kulu.
AbdülbakiArapçaErkekHer zaman var olan Tanrı'nın kulu
AbdülbariArapçaErkekYaratan, yaratıcı olan Tanrı'nın kulu.
AbdülbasirArapçaErkekHer şeyi görüp anlayan Tanrı'nın kulu.
Abdülbasit Arapça Erkek Rızkı yayıp bollaştıran Tanrı'nın kulu.
AbdülcabbarArapçaErkekbk. Abdülcebbar
AbdülcebbarArapçaErkekZorlayıcı güce sahip olan Tanrı'nın kulu.
AbdülcelilArapçaErkekEn yüce olan Tanrı'nın kulu
AbdülcemalArapçaErkekGüzellikleri kendinde toplayan Tanrı'nın kulu.
AbdülcevatArapçaErkekCömert olan Tanrı'nın kulu.
AbdülezelArapçaErkekEzelden beri var olan Tanrı'nın kulu.
AbdülferitArapçaErkekTek, eşsiz olan Tanrı'nın kulu.
AbdülfettahArapçaErkekGizli şeyleri açığa çıkaran Tanrı'nın kulu.
AbdülgaffarArapçaErkekKullarının günahlarını bağışlayan Tanrı'nın kulu.
AbdülgaffurArapçaErkekbk. Abdülgafur
AbdülgafurArapçaErkekSuç bağışlayan, merhamet eden Tanrı'nın kulu.
AbdülganiArapçaErkekVarlıklı, cömert olan Tanrı'nın kulu.
AbdülhadiArapçaErkekDoğru yolu gösteren Tanrı'nın kulu.
AbdülhakArapçaErkekTanrı'nın kulu.
AbdülhakimArapçaErkekHer şeyi bilen Tanrı'nın kulu.
AbdülhalikArapçaErkekYaratan, yoktan var eden Tanrı'nın kulu.
AbdülhalimArapçaErkekİyi ve yumuşak huylu Tanrı'nın kulu.
AbdülhamitArapçaErkekHerkesçe övülen Tanrı'nın kulu.
AbdülkadirArapçaErkekKudretli ve güçlü olan Tanrı'nın kulu.
AbdülkahharArapçaErkekKahredici, yok edici gücü olan Tanrı'nın kulu.
AbdülkerimArapçaErkekKerem sahibi, cömert, ulu olan Tanrı'nın kulu.
AbdüllâtifArapçaErkekBağışta bulunan Tanrı'nın kulu
AbdülmecitArapçaErkekŞan ve şeref sahibi, ulu olan Tanrı'nın kulu.
AbdülmelikArapçaErkekEvrene hükümdar olan Tanrı'nın kulu
AbdülmennanArapçaErkekLütuf ve ihsan sahibi olan Tanrı'nını kulu
AbdülmetinArapçaErkekSonsuz sağlamlığa, dayanıklılığa, güce sahip olan Tanrı'nın kulu
AbdülnasırArapçaErkekYardımcı olan, yardım eden Tanrı'nın kulu
AbdülvahapArapçaErkekİhsanı bol olan Tanrı'nın kulu.
AbdülvahitArapçaErkekTek ve eşsiz olan Tanrı'nın kulu.
AbdürrahimArapçaErkekMerhametli, esirgeyen, koruyan Tanrı'nın kulu.
AbdürrahmanArapçaErkekbk. Abdurrahman
AbdürraufArapçaErkekÇok merhamet eden, esirgeyen Tanrı'nın kulu.
AbdürreşitArapçaErkekDoğru yolu gösteren Tanrı'nın kulu.
AbdürrezzakArapçaErkekTüm yaratıklara rızkını veren Tanrı'nın kulu.
AbdüssametArapçaErkekKimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Tanrı'nın kulu.
AbdüssamiArapçaErkekHer şeyi duyan, yüce Tanrı'nın kulu.
AbdüsselâmArapçaErkekBarışçı olan Tanrı'nın kulu.
AbdüssemiArapçaErkekHer şeyi işiten, duyan Tanrı'nın kulu.
AbdüssettarArapçaErkekGünahları örten, gizleyen Tanrı'nın kulu.
AbdüzzekiArapçaErkekAnlayışlı, zeki olan Tanrı'nın kulu.
AbgülFarsçaKızSu gibi berrak ve duru olan gül.
AbherArapçaKız Nergis çiçeği. Yasemin. Dolu kap.
AbıhayatFarsça + ArapçaKızHayat suyu, içene sonsuz yaşam sağlayan efsanevi su.
Abır Türkçe Erkek Namus, şeref, haysiyet. Utanma, hicap, hayâ.
AbıruFarsçaKız Yüz suyu. Irz, namus, şeref, haysiyet.
AbidArapçaErkekbk. abit
AbideArapçaKız Anıt. Önemi ve değeri çok olan yapıt. İbadet eden, tapan kul.
AbidinArapçaErkekİbadet eden, tapan kullar.
AbilArapçaErkekKoyun, at ve deve gibi hayvanlara iyi bakan kimse.
AbirArapçaErkekGüzel koku, misk.
AbitArapçaErkekİbadet eden, tapan kul.
AbiyeArapçaKız Güzel, zarif, ince. Yüzünü örtü ile örten utangaç kadın.
AblakTürkçeErkek Yüzü güzel, parlak, yakışıklı. Sevimli. Yayvan ve toplu yüz. Çok beyaz. Siyahlı beyazlı. Geniş, enli. Ceviz ağacının mobilya yapmaya yarar iç kısmı. Ağaçların dayanıklı kısmı. Yaban armudu, ahlat. İyice olgunlaşmamış üzüm.
AbraşArapçaErkek Çilli, çopur yüzlü, sarı saçlı, açık renkli gözlü adam. Doru at. Alaca bulaca, karışık renkli. Tedirgin edici, obur. Çarpık, eğri.
AbruyFarsçaKız Yüz suyu. Irz, namus, şeref, haysiyet.
AbuşkaTürkçeErkek Kadının kocası, eş. Yaşlı, sözü dinlenen kimse.
AbuzerArapça + FarsçaErkekAltın suyu.
AbuzettinArapçaErkekİzzettin'in babası.
AcaTürkçeErkek Amca. Abla. Anneanne, nine. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. Büyük. Derelerin içinde yetişen, basit yapraklı, kırmızı çiçekli, güzel kokulu bir çalı.
AcabayTürkçeErkekAca ve bay sözlerinden oluşan bir ad.
AcabeyTürkçeErkekAca ve bey sözlerinden oluşan bir ad.
AcahanTürkçeErkekAca ve han sözlerinden oluşan bir ad.
AcarTürkçeErkek Kuvvetli, güçlü, dinç. Çevik, atılgan, kabına sığmaz. Gözü pek, yiğit, cesur, kabadayı, yılmaz, Hoş, sevimli yüzlü (kimse). Yeni. Taze. Şişman, etli, semiz. Çalışkan, becerikli. Açıkgöz, zeki. Çapkın. 1 Bir çeşit zehirli o
AcaralpTürkçeErkekYiğit, becerikli, cesur kişi.
AcarbegümTürkçeKızGüzel yüzlü hanımefendi, sevimli hanımefendi.
AcarbeyTürkçeErkekGüçlü, cesur, atılgan, becerikli kimse.
AcarbikeTürkçeKızbk.Acarbüke
AcarbükeTürkçeKızGüzel yüzlü hanım, sevimli hanım.
AcarerTürkçeErkekGüçlü, becerikli, gözü pek kimse.
AcarhatunTürkçeKızGüzel yüzlü hatun, sevimli hatun.
AcarkanTürkçeErkekGözü pek, atılgan, cesur, nitelikli kimse.
AcarkatunTürkçeKızbk. Acarhatun.
AcarmanTürkçeErkekÇevik, becerikli, girişken insan.
AcarözTürkçeErkekÖzünde yiğitlik, cesaret, doğruluk, beceriklilik nitelikleri taşıyan kimse.
AcarsoyTürkçeErkekYiğit, güçlü bir soydan gelen kimse.
AcartürkTürkçeErkekGüçlü, korkusuz, yiğit Türk.
AcatayTürkçeErkekAca ve tay sözlerinden oluşan bir ad.
AcıdaşTürkçeErkekAcıya ortak olan, dost.
AclanArapçaErkekHızlı, çabuk, telaşlı kimse.
AcunTürkçeErkek Dünya. Varlık.
AcunalTürkçeErkekDünyayı fethet dünyaya yayıl
AcunalanTürkçeErkek Dünya genişliğinde,dünyayı kapsayan. Dünyayı eline geçiren.
AcunalpTürkçeErkekDünyaca tanınmış yiğit.
AcunbegimTürkçeKızbk. Acunbegüm.
Acunbegüm Türkçe Kız Dünyanın hanımefendisi.
AcunbikeTürkçeKızbk. Acunbüke.
AcunbükeTürkçeKızDünya güzeli.
AcunerTürkçeErkekÇok ünlü, tanınmış kimse.
AcungüneşTürkçeKızDünyanın güneşi, dünyayı aydınlatan şey.
AcunışıkTürkçeKızDünyanın ışığı, dünyayı aydınlatan ışık.
AcunmanTürkçeErkekÇok ünlü, tanınmış kimse.
AcunsevenTürkçeErkekDünyayı seven.
AçaTürkçeKızAnne, anne yerinde olan yaşlı kadın.
AçalyaYunancaKızFundagillerden, güzel, renkli, kokusuz çiçekler açan bir bitki.
AçangülTürkçeKızAçmış gül.
AçelyaYunancaKızbk.Açalya.
AçıkalınTürkçeErkekDoğruluktan ve dürüstlükten ayrılmayan kimse.
AçıkelTürkçeErkekCömert insan.
AçıkerTürkçeErkekDürüst, doğru insan.
AçıkgünTürkçeErkekAçık ve gün sözlerinden oluşan bir söz.
AçılTürkçeErkekBüyü, serpil, geliş anlamında bir söz.
AçılayTürkçeKızAy gibi doğ, ay gibi açıl
AçineTürkçeErkekÖnder, lider, yol gösteren, erkek kurt.
AçkıngülTürkçe + FarsçaKızAçan, açmış gül.
AdahanTürkçeErkekAda ve han sözlerinden oluşan bir ad.
AdakTürkçeErkekBir dileğin, bir isteğin yerine gelmesi amacıyla kutsal sayılan bir güce adanmış nesne.
AdalTürkçeErkekAdın yayılsın, ün kazan anlamında bir ad.
AdalanTürkçeErkekÜn kazanan, ünlü, tanınmış.
AdaletArapçaKız Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme, doğruluk, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme.
AdalettinArapçaErkekDinin adaleti.
AdamArapçaErkek İnsan. Erkek kişi. İyi yetişmiş, değerli kimse. İyi huylu, güvenilir kimse. Birinin yanında ve işinde bulunan kimse. Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı. Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı benimseyen. Bi
AdamışTürkçeErkekAdak yapmış olan kimse.
AdananTürkçeErkekÖnemli ve değerli olan bir kişi, olay vb.nin anısına yapılan.
AdanırTürkçeErkekAd alan, ünlenen kimse, şanlı, şöhretli.
AdarTürkçeErkek Erginlik, olgunluk. Süre, zaman. Arkadaş, taraftar, omuzdaş, yandaş. Mart ayı.
AdarkanTürkçeErkekAdak yapar anlamındaki adar ile kan sözlerinden oluşan ad.
AdasalTürkçeErkekAda ile ilgili, adaya özgü, adalı.
AdaşTürkçeErkekAdları aynı olanlardan her biri.
AdayTürkçeErkek Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
ÂdemArapçaErkek Dinî inançlara göre ilk yaratılan insan ve ilk peygamber. İnsan, insanoğlu. İnsanda bulunması gereken olumlu özelliklere sahip olan kimse.
AdeviyeArapçaKızİyilikseverlik, yardımseverlik.
AdıbelliTürkçeErkek Herkesçe bilinen, tanınan kimse. Soyu temiz, tanınmış soydan gelen.
AdıgünTürkçeErkekAdı güneş gibi olan.
AdıgüzelTürkçeErkekAdı güzel olan.
AdınTürkçeErkek Yabancı. Başka, başkaca.
AdısanlıTürkçeErkekÜnlü, tanınmış kişi.
AdısönmezTürkçeErkekAdı her zaman duracak olan.
AdışahTürkçe + FarsçaKızAdı şah olan.
AdıvarTürkçeErkekAdı var, adı var olan.
AdıyahşiTürkçeErkekAdı güzel.
AdıyamanTürkçeErkekGüçlü, becerikli, beğenilen kişi.
AdilArapçaErkek Doğruluktan ayrılmayan kimse. Adaletli. Hakka uygun, haklı.
AdileArapçaKız Doğruluktan ayrılmayan kimse. Adaletli. Hakka uygun, haklı.
AdilhanArapçaErkekAdaletli hükümdar.
AdlanTürkçeErkekAdınla ün kazan, şöhret sahibi ol anlamında bir ad.
AdlıTürkçeErkekÜnlü, tanınmış kişi.
AdlığTürkçeErkekÜnlü, tanınmış kişi.
AdliArapçaErkekAdaletli.
AdnanArapçaErkekBir yere yerleşip ikamet eden, mukim.
AdniArapçaErkekCennete gitmeye hak kazanmış, cennetlik kişi.
AdniyeArapçaKızCennete gitmeye hak kazanmış, cennetlik bayan.
AdsızTürkçeErkekÜnsüz, tanınmamış, adı duyulmamış kimse.
AdsoyTürkçeErkekAd ve soy sözlerinden oluşmuş bir ad.
AdviyeArapçaKızbk. Adeviye.
AfacanTürkçeErkekZeki ve yaramaz çocuk.
AferArapçaErkekÇok beyaz, bembeyaz.
AfetArapçaKız Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Bela, felaket.
AffanArapçaErkekİradesiyle kötü şeylerden kaçınan kimse.
AfiArapçaKız Silen. Silinmiş. Affeden, bağışlayan. Affedilmiş, bağışlanmış. Yalvaran.
AfifArapçaErkekNamuslu, iffetli, temiz, dürüst.
AfifeArapçaKızNamuslu, iffetli, temiz, dürüst.
AfitapFarsçaKızGüzel yüz.
AfiyeArapçaKızbk. Afi.
AfiyetArapçaKızSağlıklı, sıhhatli olma, hastalıktan uzak olma durumu.
AfraArapçaKız Ayak değmemiş ak toprak. Pembeye çalar beyazrenk.
AfşarTürkçeErkek Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri. Çabuk iş gören, çevik, atılgan. Uyumlu, yumuşak başlı. Bir şeyin zıddı, aksi.
AfşinTürkçeErkek Zırh Silah.
AgâhFarsçaErkekBilen, bilgili, haberli, uyanık.
AgilFarsçaErkekGöz ucuyla bakış.
AguşFarsçaKızKucak.
AğaTürkçeErkek Kırlık kesimde geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen san. Ağabey, büyük kardeş. Yardım eden, cömert kimse. Okuryazar olmayan yaşlıca kişilerin adlarıyla birlikte kullanılan
AğabayTürkçeErkekZengin kimse.
AğacanTürkçe + FarsçaErkekYakın dost.
AğahanTürkçeErkekHükümdar gibi yüce olan kimse.
AğahanımTürkçeKızZengin hanım, malı mülkü bol olan hanım.
AğahatunTürkçeKızZengin hanım, varlıklı hanım.
AğakanTürkçeErkekbk. Ağahan
AğakatunTürkçeKızbk. Ağahatun.
AğanTürkçeErkek Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan. Akan yıldız, kayan yıldız.
AğanbegimTürkçeKızbk. Ağanbegüm.
AğanbegümTürkçeKızGöğe doğru yükselen, yüce hanımefendi.
AğanbikeTürkçeKızbk. Ağanbüke.
AğanbükeTürkçeKızGöğe doğru yükselen hanım, göğe doğru yükselen güzel.
AğanerTürkçeErkekGöğe doğru yükselen, değerli erkek.
AğaoğluTürkçeErkekAğanın oğlu.
AğarTürkçeErkek Ağır, yavaş. Sadık, doğru sözlü. Yükselir, yücelir.
AğarantanTürkçeErkekAğaran, ağarmaya başlayan tan vakti.
AğaverdiTürkçeErkekAğa verdi, ağa bağışladı
AğbacıTürkçeKızAkça, pakça bacı.
AğbegimTürkçeKızbk. Ağbegüm.
AğbegümTürkçeKızAkça, pakça hanımefendi.
AğbetTürkçeKızAkça pakça yüz. Akça pakça yüzlü.
AğbilekTürkçeKızAkça pakça bilekli, beyaz bilekli.
AğcaTürkçeErkek Ak renkte, beyaz, oldukça beyaz. Temiz, lekesiz. Alaca. Pamuk ipliğinden dokunmuş çul.
AğcabeyTürkçeErkekTemiz, namuslu, eline ayağına düzgün bey.
AğçaTürkçeKızbk. Ağca.
AğçelikTürkçeErkekBeyaz çelik.
AğerTürkçeErkekTemiz, doğru kimse.
AğgülTürkçe + FarsçaKızBeyaz gül, ak gül.
AğınTürkçeErkek Yükseliş, yüceliş. İhtiyar, yaşlı. Daha fazla. Aşk, sevda.
AğırtaşTürkçeErkekAğırbaşlı, olgun kişi.
AğışTürkçeErkekYükseliş, yükselme.
AğkızTürkçeKız Akça pakça kız. Temiz, iffetli kız.
AğnakTürkçeErkekCoşkulu, sevinçli.
AğyarArapçaErkekBaşkaları, yabancılar, eller.
AhenFarsçaErkekDemir.
AhenkFarsçaKız Uyum. Uyuşma, anlaşma. Çalgılı eğlence
AhfeşArapçaErkekGündüzleri zayıf, geceleri iyi görebilen kimse.
AhıskaTürkçeErkekGürcistan topraklarında bir kale.
AhiArapçaErkek Arkadaş, dost. Erkek kardeş. Ahilik ocağından olan kimse. Cömert, eliaçık.
AhmetArapçaErkekÖvülmeye layık, övülmüş.
AhsenArapçaErkekÇok güzel, en güzel.
AhterFarsçaErkek Yıldız. Talih, şans, uğur.
AhuFarsçaKız Ceylan, karaca. Güzel, ince, zarif kadın. Parlak, güzel bakışlı. Güzellerin gözü.
AişeArapçaKızRahat yaşam süren, bolluk içinde yaşayan.
AjdaFarsçaKız Filiz, sürgün. Çentik çentik olan şey.
AjlanArapçaErkekbk. Aclan.
AkTürkçeKız Kar, süt gibi şeylerin rengi, beyaz. Temiz, namuslu. Sıkıntısız, rahat.
AkaTürkçeErkek Büyük kardeş, ağabey. Baba. Saygıdeğer kişi. Kabadayı. Akan dam.
Akabay Türkçe Erkek Saygıdeğer varlıklı kişi.
AkabeyTürkçeErkekSaygıdeğer, varlıklı bey.
AkadTürkçeErkekDoğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.
AkadlıTürkçeErkekDoğruluğuyla ve dürüstlüğüyle ünlü kimse.
AkağanTürkçeErkekDürüstlüğüyle yükselen, yukarı çıkan kimse.
AkalTürkçeErkek Akmak ve almak fillerinin emir biçimlerinin yan yana gelmesiyle oluşmuş bir ad. Beyaz anlamındaki ak ile kırmızı anlamındaki al sözlerinden oluşmuş bir ad.
AkalanTürkçeErkekDürüstlüğüyle ünlenen kimse.
AkalınTürkçeErkekDürüst, temiz, namuslu kadın.
AkalpTürkçeErkekDoğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.
AkaltanTürkçeErkekDürüst, güvenilir sultan, padişah.
AkanTürkçeErkek Bir yerden bir yere doğru akan, giden. Çeşme, pınar.
AkanayTürkçeErkekBir yerden bir yere doğru giden kimse.
AkanerTürkçeErkekBir yerden bir yere giden kimse.
AkansuTürkçeErkekBir yerden bir yere doğru akan, giden su.
Akant Türkçe Erkek Dürüst, güvenilir yemin.
AkanyıldızTürkçeErkekGüneş sistemi içinde hareket ederken dünya atmosferinin üst katmanlarına girip sürtünme sonucu ateş külçesi durumuna dönüşen küçük nesne.
AkarcaTürkçeErkek Küçük akarsu. Kaplıca. Sürekli işleyen çıban. Kemik veremi.
AkarçayTürkçeErkekAkan çay, dere.
AkarselTürkçe + ArapçaErkekAkan sel.
AkarsuTürkçeErkek Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su. Tek sıra elmastan gerdanlık.
AkartunaTürkçeErkekTuna nehri gibi akan.
AkartürkTürkçeErkekAkan, ileriye hareket eden Türk.
AkasmaTürkçeErkekDüğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarmaşık özelliği gösteren bir bitki.
AkasoyTürkçeErkekSevilen, sayılan soydan gelen.
AkataTürkçeErkekTemiz, dürüst ataların soyundan gelen kişi.
AkatayTürkçeErkekTemiz, doğru kimse.
AkayTürkçeErkekParıltılı ay, ışıklı ay.
AkaydınTürkçeErkekTemiz ve aydınlık.
AkbacıTürkçeKızTemiz ve namuslu bacı.
AkbalTürkçeErkekAk bal, beyaz bal, oğul balı.
AkbaranTürkçe + FarsçaErkekYağmur.
AkbaşTürkçeErkekYazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş Karnabahar. Tane tutmamış ekin başağı. Bir çeşit beyaz buğday. Ekine tane tutturmayan bir bitki hastalığı.
AkbaşakTürkçeErkekSonbaharda ekilen, kabuğu beyaz, yumuşak, kışa dayanıklı bir çeşit buğday.
AkbatuTürkçeErkekYiğit erkek.
AkbaturTürkçeErkekYürekli, yiğit erkek.
AkbayTürkçeErkekDürüst zengin.
AkbayarTürkçeErkekDürüst ve namuslu saygın kimse.
AkbekTürkçeErkek Dürüst, namuslu bey. Dürüst ve namuslu olan saygın, zengin kişi.
AkbelTürkçeErkekSuyu dürüst olan kimse.
AkbetTürkçeErkekNamuslu, şerefli, doğru kimse.
AkbeyTürkçeErkekDürüst, doğru kimse.
AkbilTürkçeErkekbk. Akbel.
AkbilgeTürkçeErkekNamuslu, dürüst, bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kimse.
AkboğaTürkçeErkekTemiz, dürüst ve yiğit kimse.
AkboraTürkçeErkekGenellikle arkasından yağmur getiren sert ve şiddetli fırtına gibi olan temiz ve dürüst kimse.
AkboyTürkçeErkekTemiz soydan gelen kimse
AkbörüTürkçeErkekBeyaz kurt.
AkbudunTürkçeErkekTemiz, tanınmış soydan gelen kimse.
AkbuğTürkçeErkekBuğu, buhar gibi temiz olan kimse.
AkbulutTürkçeErkek Bulutlu havalardaki bunaltıcı sıcaklık. Pamuk bulutları.
AkburakTürkçe + ArapçaErkekHz. Muhammed'in Miraç Gecesi'ndeki temiz biniti.
AkburçTürkçe + ArapçaErkekGüvenilir kale gibi olan kimse.
AkburçakTürkçeErkekBaklagillerden, burçağa yakın bir bitki cinsi
AkcanTürkçe + FarsçaErkekÖzü temiz, dürüst kimse.
AkcebeTürkçe + MoğolcaErkekBeyaz zırh.
AkcivanTürkçe + FarsçaErkekDürüst ve namuslu genç delikanlı.
AkçaTürkçeErkek Ak renkte, beyaz, oldukça beyaz. Temiz, lekesiz. Alaca. Para.
AkçabayTürkçeErkekTemiz ve dürüst kimse.
AkçaelTürkçeErkekDürüst ve namuslu kimse.
AkçagülTürkçe + FarsçaKızBeyazımsı gül gibi olan kadın.
AkçakanTürkçeErkekSoylu, temiz, dürüst.
AkçakayaTürkçeErkekBeyaz kaya.
AkçakılTürkçeErkekBeyaz çakıl.
AkçakocaTürkçeErkekSaçı sakalı beyazlaşmış ihtiyar.
AkçalTürkçeErkek Beyazımsı, beyaza çalan. İhtiyar.
AkçalıTürkçeErkek Akçası olan, varlıklı, zengin. Dalları yassı olan bir çeşit çalı.
AkçamTürkçeErkekKuzey Amerika’da yetişen bir çam türü.
AkçanTürkçe + FarsçaErkekbk. Akcan.
AkçasuTürkçeErkekBerrak su gibi temiz olan.
AkçayTürkçeErkekTemiz ve berrak akan dere gibi olan kimse.
AkçerTürkçeErkekDürüst ve namuslu kimse.
AkçığırTürkçeErkekBir yolda dürüst ve namuslu olarak giden kimse.
AkçılTürkçeErkek Beyazımsı. Rengini atmış, ağarmış, soluk, solgun.
AkçınarTürkçe + FarsçaErkekBir çınar türü.
AkçiçekTürkçeKızBeyaz çiçek.
AkçitTürkçeErkekbk. Akşit.
AkçoraTürkçeErkekYiğit, kahraman.
AkdağTürkçeErkekTepeleri karla kaplı dağ.
AkdalTürkçeErkekNamuslu, dürüst kimse.
AkdamarTürkçeErkekNamuslu, dürüst kimse.
AkdemirTürkçeErkekDövme demir.
AkdenizTürkçeErkekKuzeyde Avrupa, doğuda Asya, güneyde Afrika ile kuşatılan deniz.
AkdesArapçaErkekEn kutsal, en kutlu.
AkdikTürkçeErkekMartta ekilen yazlık buğday.
AkdikenTürkçeErkekHünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç.
AkdilTürkçeErkekİyi, doğru, güzel konuşan kişi.
AkdoğTürkçeErkekTalihin, şansın iyi olsun
AkdoğanTürkçeErkekKartalgillerden bir doğan türü.
AkdoğduTürkçeErkekNamuslu bir biçimde dünyaya geldi
Akdoğmuş Türkçe Erkek Namuslu bir biçimde dünyaya gelmiş
AkdoğuTürkçeErkekAk-doğu.
AkdolunTürkçeKızAk ve kaybol anlamlarında iki fiilin emir biçiminden oluşan bir ad.
AkdoraTürkçeErkekDoruğu bulutlu dağ.
AkdoruTürkçeErkekBeyaz anlamındaki ak ile gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara olan at anlamındaki doru sözlerinden oluşan bir ad.
AkdorukTürkçeErkekBeyaz anlamındaki ak ile tepe, en yüksek yer, uç, zirve en üstün başarı düzeyi kibirli anlamlarındaki doruk sözlerinden oluşan bir söz.
AkdölTürkçeErkekTemiz soydan gelen kimse.
AkdumanTürkçeErkekBeyaz duman.
AkdurTürkçeErkekAkmak ve durmak fiillerinin emir biçimleriyle yapılmış bir ad, ak ve dur.
AkdurmuşTürkçeErkekUzun ömürlü olması, çok yaşaması ve dürüst olması istenen çocuklara verilen ad.
AkelTürkçeErkek Doğru, dürüst işler yapan kimse. Eli uğurlu olan kimse.
AkerTürkçeErkekDürüst, güvenilir erkek.
AkerginTürkçeErkekOlgunlaşmış, yetişmiş dürüst kimse.
AkermanTürkçeErkekDürüst, soylu, temiz kişi.
AkersanTürkçeErkekYiğitliğiyle ad yapmış dürüst kimse.
AkersoyTürkçeErkekYiğit soydan gelen dürüst kimse.
Akgil Türkçe Erkek Temiz soylu kimse.
AkgirayTürkçeErkekDürüst han veya prens.
AkgölTürkçeErkekTemiz göl.
AkgözeTürkçeErkekTemiz su kaynağı.
AkgüçTürkçeErkekGücünü doğru ve dürüst işlerde kullanan kimse.
AkgülTürkçe + FarsçaKızBeyaz gül.
AkgünTürkçeErkekMutlu, sevinçli gün.
AkgündüzTürkçeErkekMutlu, sevinçli gün.
AkgünerTürkçeErkekAydınlanmış tan vakti.
AkgüneşTürkçeErkekGüneş gibi parlak ve aydınlık olan kimse.
AkgüngörTürkçeErkekAydınlık, güzel günler gör anlamında bir ad.
AkhanTürkçeErkekDürüst han, güvenilir hükimdar.
AkhanımTürkçeKızDürüst, güvenilir kadın.
AkhunTürkçeErkek Güzel koku veren bir bitki, papatya. Batı hunu.
AkıTürkçeErkekCömert kişi.
AkıalpTürkçeErkekCömert, eli açık yiğit.
AkılArapçaErkekİnsanın düşünme, anlama, kavrama yeteneği.
AkılbekArapçaErkekAklı sağlam olan, aklına güvenilen kimse.
AkıllıTürkçe + ArapçaErkekBilgili, zeki kimse.
AkımanTürkçeErkekCömert, eli açık kimse.
AkınTürkçeErkek Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapılan baskın. Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması.
AkınalTürkçeErkekAkın yap anlamında kullanılan bir söz.
AkınalpTürkçeErkekAkın yapan yiğit.
AkıncıTürkçeErkekDüşman ülkesine akın yapan savaşçı.
AkıncıbayTürkçeErkekDüşman ülkesine akın yapan savaşçı kimse.
AkınerTürkçeErkekAkın yapan er.
AkıneriTürkçeErkekAkıncı, savaşçı.
AkıntanTürkçeErkekTan yeri ağarırken yapılan akın.
AkibeArapçaKızArkadan gelen, izleyen, takip eden.
AkideArapçaKızBir şeye inanarak bağlanış, inanç, din inancı.
AkifArapçaErkekİbadet eden, ibadetle uğraşan kişi.
AkifeArapçaKızİbadet eden, ibadetle uğraşan kadın.
AkilArapçaErkekAkıllı, zeki kimse.
AkileArapçaKız Akıllı, zeki, anlayışlı. Ergenlik yaşına varmış olan kimse.
AkinciTürkçeKızBeyaz inci.
AkipArapçaErkek Son peygamber, Hazreti Muhammed. Bir diğerinin arkasından gelen.
AkipekTürkçeKızBeyaz ipek.
AkkadınTürkçeKızNamuslu, dürüst kadın.
AkkanTürkçeErkek Temiz soylu. Bilen, bilgili.
AkkarTürkçeKızKar gibi beyaz olan.
AkkaşTürkçeErkek Yeşim taşının beyazı. Şöhret, lakap. Haşhaş, afyon.
AkkayaTürkçeErkekAk ve kaya sözlerinden oluşan bir ad.
AkkaynakTürkçeErkekTemiz, kirli olmayan kaynak.
AkkemikTürkçeErkekSoyu temiz olan kimse.
AkkermanTürkçe + FarsçaErkekBeyaz, kalın duvarlı, yüksek burçlu kale.
AkkılıçTürkçeErkekBeyaz kılıç.
AkkınTürkçeErkek Beyaz kılıç kabı. İstekli, gönüllü, tutkun. Akan su. Açık, düzgün, pürüzsüz. Az eğimli, düzgün, engebesiz yol veya toprak. Kolaylıkla yapılan, çabuk ilerleyen, akıcı iş. Yolunda, yoluna girmiş, olurunda iş.
AkkızTürkçeKızTemiz, dürüst, güvenilir kız.
AkkorTürkçeKızIşık saçacak beyazlığa varıncaya kadar ısıtılmış olan.
AkközTürkçeErkekİçinde küçük kor parçaları bulunan beyaz kül.
AkkurtTürkçeErkekBeyaz kurt.
AkkuşTürkçeErkekKartalgillerden, ava alıştırılabilen küçük bir yırtıcı kuş, atmaca.
AkkutluTürkçeKızUğurlu, kutsal, mutlu olan dürüst kimse.
AkkuyaşTürkçeErkekAk ışıklı güneş.
AklanTürkçeErkek Sularını bir denize veya göle gönderen bölge. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
AkmaçTürkçeErkekŞelale.
AkmanTürkçeErkek Temiz, beyaz, güzel insan. İhtiyar.
AkmanalpTürkçeErkekTemiz, beyaz, yiğit insan.
AkmanerTürkçeErkekTemiz, beyaz, yiğit kişi.
AkmaralTürkçeKızDürüst, güvenilir, ceylan gibi güzel kadın.
AkmeriçTürkçeErkekMeriç nehri gibi saf ve temiz olan.
AknurTürkçe + ArapçaKızNur gibi parlak ve beyaz olan.
AkolTürkçeKızTerbiyeli, temiz, dürüst ol
AkozanTürkçeErkekGüvenilir, dürüst şair, halk şairi.
AkönderTürkçeErkekDürüst, güvenilir lider.
AkörenTürkçeErkekTemiz, bakımlı şehir.
AközTürkçeErkekÖzü temiz, doğru olan kimse.
AkpayTürkçe + FarsçaErkekAyağı düzgün, kötü yerlere gitmeyen kimse.
AkpınarTürkçeErkekBerrak ve saf suyu olan pınar.
AkpolatTürkçeErkekÇelik gibi kuvvetli ve sert olan.
AkpulatTürkçeErkekbk. Akpolat.
AksalTürkçeErkekAkla, beyazla ilgili.
AksanTürkçeErkekİyi, temiz olarak tanınmış kimse.
AksarıTürkçeKızKanarya sarısı renginde olan.
AksayTürkçeErkekDürüst, temiz olarak kabullen
AkselTürkçeErkekSel gibi ak
AksenTürkçeKızSen aksın, temizsin, doğru ve namuslusun
AkserTürkçe + FarsçaErkekBeyaz başlı, namuslu, dürüst, güvenilir.
AksesTürkçeErkekSesi güzel olan.
AksevenTürkçeKızBeyazı, dürüstlüğü, doğruluğu seven.
AksevilTürkçeKızBiraz hareket et de herkes seni sevsin
Aksın Türkçe Erkek Sen aksın, temiz ve lekesizsin, doğru ve dürüstsün
AksoyTürkçeErkekTemiz, tanınmış soydan gelen kimse.
AksöğütTürkçeErkekSöğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir söğüt türü.
AksuTürkçeErkek Kayalardan sızan tatlı ve berrak su. Gözdeki billur cismin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen körlük.
AksunTürkçeErkekKımılda ve sun
AksunaTürkçeKızAk renkli yaban ördeği.
AksunarTürkçeErkekDürüstlük, doğruluk gösterir
AksunerTürkçeErkekDürüst, güvenilir sunucu.
AksungurTürkçeErkek Eski Türk büyüklerine verilen san. Kartalgillerden bir doğan türü, akdoğan.
AksülünTürkçeKızBeyaz renkli sülün.
AksüyekTürkçeErkekSoyu temiz olan.
AkşınTürkçeErkek Az beyaz, beyazımsı. Kıllarında ve gözlerinde bazen de derisinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan hayvan veya insan.
AkşitTürkçeErkek Kutlu, uğurlu. Nur, aydınlık.
AktaçTürkçe + FarsçaErkekBeyaz taç.
AktalayTürkçeErkekBeyaz deniz, ak deniz.
AktanTürkçeErkekParlak, aydınlık sabah.
AktarArapçaErkek Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân. Damlalar.
AktaşTürkçeErkekLüle taşı
AktayTürkçeErkekBeyaz tay.
AktekinTürkçeErkekGüvenilir, dürüst prens, şehzade.
AktemürTürkçeErkekbk. Akdemir
AktıTürkçeErkek Saf, masum. El emeği.
AktimurTürkçeErkekbk. Akdemir
AktolgaTürkçeErkekSavaşçıların başlarına giydikleri demir başlık.
AktolunTürkçeKızBeyaz ay.
AktuğTürkçeErkekBeyaz tuğ.
AktunaTürkçeErkekGösterişli, görkemli dürüst kimse.
AktunçTürkçeErkekBeyaz tunç.
AktünTürkçeErkekAydınlık, mehtaplı gece.
AktürkTürkçeErkekSoylu, temiz, doğru ve dürüst Türk.
AkünTürkçeErkekDürüstlüğü ve iyiliğiyle ün yapmış kimse.
AkünalTürkçeErkekDürüstlük ve iyilikle ün kazan
AkvarolTürkçeErkekDürüst bir biçimde yaşa, uzun ve sağlıklı bir yaşamın olsun
AkyelTürkçeErkekGüneyden esen rüzgâr, lodos.
AkyıldızTürkçeErkekÇoban yıldızı.
AkyiğitTürkçeErkekDürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.
AkyipekTürkçeKızbk. Akipek.
AkyolTürkçeErkekDürüst, doğru ve iyi yol, hak yol.
AkyönTürkçeErkekDoğru yön.
AkyurtTürkçeErkekGüvenilir yurt.
AkyürekTürkçeErkekTemiz, iyi niyetli kimse.
AkyüzTürkçeErkekNamuslu, şerefli, doğru kimse.
AlaTürkçeErkek Karışık renkli, çok renkli, alaca. Açık kestane renginde olan, ela. Kekliğin boynundaki siyah halka. Benekli. Tam olgunlaşmamış.
AlâattinArapçaErkekDinin yücesi, ulusu, büyüğü.
AlabaşTürkçeErkek Turpgillerden, şalgama benzeyen bir bitki. Baş tüyleri karışık renkli bir tür kuş.
AlabayTürkçeErkekHenüz olgunlaşmamış kimse.
AlabegimTürkçeKızbk. Alabegüm.
AlabegümTürkçeKızHenüz olgunlaşmamış kadın.
AlabezekTürkçeKızLeyleğe benzeyen bir göçmen kuş.
AlacaTürkçeErkek Birkaç rengin karışımından oluşan renk. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve.
AlacanTürkçe + FarsçaErkekHenüz olgunlaşmamış dost.
AlaçamTürkçeErkekRengi kızıla yakın bir çam türü
AlaçukTürkçeErkek Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak. Keçeden yapılan çadır.
AladoğanTürkçeErkekKarışık renkli doğan kuşu.
AlageyikTürkçeKızGeyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, postu benekli, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen, bir cins geyik
AlagözTürkçeKızEla gözlü kimse.
AlagünTürkçeKızYazın, güneş bulut arkasında kaldığında oluşan gölgeli durum.
AlahanTürkçeErkekHenüz olgunlaşmamış hükümdar.
AlakızTürkçeKızHenüz olgunlaşmamış kız.
AlakoçTürkçeErkekDerisinde türlü renkler olan koç.
AlakurtTürkçeErkekDerisinde türlü renkler olan kurt.
AlakuşTürkçeErkekTavus kuşu.
AlâmetArapçaErkekBelirti, iz.
AlanTürkçeErkek Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer. Ülke alan, fetheden, fatih.
AlanalpTürkçeErkekÜlke fetheden yiğit.
AlanayTürkçeErkekÜlke fetheden kimse.
AlanbayTürkçeErkekÜlke fetheden kimse.
AlanerTürkçeErkekÜlke fetheden yiğit kimse.
AlangoyaMoğolcaKızAltın geyik.
AlanguTürkçeErkekAltın geyik.
AlanurTürkçe + ArapçaKızÇok renkli parlaklık.
AlapınarTürkçeKızHenüz tam olgunlaşmamış genç kız.
AlatTürkçeErkek Acele, çabuk. Bir tür çam ağacı.
AlatanTürkçeErkekGüneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkler.
AlataşTürkçeErkekÇok renkli taş.
AlatayTürkçeErkekDerisinde benekler olan tay.
AlayTürkçeErkek Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
AlaybeyTürkçeErkekHerhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluğun önderi.
AlayuntTürkçeKızAl kısrak.
AlazTürkçeErkek Alev. Ağaçsız, açıklık yerler. Gösteriş, haşmet.
AlbayrakTürkçeErkekTürk bayrağı.
AlbeniTürkçeKızAlım, çekicilik, cazibe.
AlboraTürkçe + İtalyancaErkekFırtına çıktı
AlburakTürkçe + ArapçaErkekİşte Burak
AlcanTürkçe + FarsçaErkekCesur, yürekli, atılgan kimse.
AlçıkTürkçeErkekGözcü, kollayıcı.
AlçınTürkçeErkekAl renkli, kırmızı.
AlçınsuTürkçeErkekKırmızı renkli su.
AlçiçekTürkçeKızKırımızı çiçek.
AlçinTürkçeKızKızıl renkli küçük bir kuş.
AldemirTürkçeErkekDemirin kızdırılmış durumu.
AldenizTürkçeKızKızıl renkli deniz.
AldoğanTürkçeErkekBir doğan türü.
AlemArapçaErkek Bayrak, sancak. Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs.
ÂlemArapçaErkekDünya, cihan.
AlemdarArapça + FarsçaErkekBayrağı veya sancağı taşıyan kimse.
AlemşahArapça + FarsçaKızHükümdar nişanı.
ÂlemtapArapça + FarsçaKızDünyayı parlatan, aydınlatan.
AlevTürkçeKızYanan maddelerin veya gazların türlü biçimlerde uzanan ışıklı dili. Sıcaklık. Kıvılcım.
AlevnazTürkçe + FarsçaKızAşk ateşine düşmüş nazlı güzel.
AlganTürkçeErkekAlan, fetheden, fatih.
AlgınTürkçeErkek Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli. Sevdalı, âşık, vurgun. Hızlı akan su. Cılız, zayıf.
AlgışTürkçeKızDua, övgü.
AlguTürkçeErkek Silah. Hep, bütün, hepsi. Topluluk.
AlgunTürkçeErkekbk. Algın.
AlgurTürkçeErkek Tümsek, tepe. Sakin, sessiz. (Far.) Kırmızı.
AlgülTürkçe + FarsçaKızKırmızı gül.
AlgünTürkçeErkekGünün henüz kızıl olan durumu.
AlhanTürkçeErkekErkek deve kuşu.
AlıcıTürkçeErkekDuygulu, içli, alıngan.
AlımTürkçeKız Çekicilik. Kurum, çalım, gurur.
AlımlıTürkçeKız Göz alıcı, çekici, cazibeli. Kurumlu, çalımlı, gururlu.
AlıncakTürkçeKız Anlayışlı, duygusal. Alıngan, onurlu. Kurumlu, çalımlı, gururlu.
AlışıkTürkçeErkekHerhangi bir duruma alışmış olan.
AlışınTürkçeKızAl renkli ışın.
AliArapçaErkek Yüce, ulu, yüksek. Orun bakımından en üstün.
AlicanArapçaErkekYüce, ulu dost.
AlihanArapça + FarsçaErkekYüce, ulu hükümdar.
AlikaArapçaKız Özgür, hür. Asil, soylu. Güzel, genç kız. Eski.
AlimArapçaErkekBilgin.
AlimeArapçaKızBilgin kadın.
AlipekTürkçeKızAl renkli ipek.
AlisaYunancaKız Asil soydan olan. Güzel.
AliseTürkçeKızbk. Alisa.
AlişArapçaErkekAli adının halk dilinde değişmiş biçimi.
AlişahArapça + FarsçaErkekHükümdarların en yücesi.
AlişanArapçaErkekHerkes tarafından tanınan, ünlü.
AliyarArapça + FarsçaErkekYüce, ulu dost, sevgili.
Aliye Arapça Kız Yüksek, yüce.
AlkanTürkçeErkekKırmızı kan.
AlkaşTürkçeErkekbk. Alkış.
AlkılıçTürkçeErkekEline kılıç al
AlkımTürkçeErkekGökkuşağı.
AlkınTürkçeErkek Sevdalı, âşık, vurgun. Fakir, zayıf.
AlkışTürkçeErkekHayırlı dua.
AlkoçTürkçeErkekKınalı koç.
AlkorTürkçeErkekKırmızı ateş, köz.
AlközTürkçeKızKırmızı ateş.
AlkunTürkçeErkekHep, bütün, herkes.
AllahverdiArapça + TürkçeErkekAllah bağışladı
AllıTürkçeKızAl renkli, al renge boyanmış.
AllıkızTürkçeKızSağlıklı, al yanaklı kız.
AlmabanuTürkçeKızHanımefendi, prenses.
AlmagülTürkçeKızGüle gibi güzel.
AlmılaTürkçeErkekKırmızı elma.
AlmilaTürkçeKızbk. Alımla.
AlmileTürkçeKızbk. Alımla.
AlmulaTürkçeKızbk. Alımla.
Alnar Türkçe + Farsça Erkek Kırmızı nar.
AlnıaçıkTürkçeErkekDürüst, temiz, lekesiz kimse.
AlnıakTürkçeErkekDoğru, güvenilir kimse.
AlpTürkçeErkek Yiğit, kahraman, cesur, bahadır kimse. Eski Türklerde kullanılan bir unvan.
AlpaguTürkçeErkek Tek başına düşmana saldıran yiğit. Eski Türklerde bir rütbe adı.
AlpağanTürkçeErkekCesur, yiğit, kahraman kimse.
AlpakTürkçeErkekDürüst, kahraman, yiğit kimse.
AlparTürkçeErkekYiğit, kahraman, cesur kimse.
AlparslanTürkçeErkek Yiğit, cesur, yürekli kimse. Büyük Selçuklu hükümdarı.
AlpartunTürkçeErkekKendine güveni olan yiğit.
AlpaslanTürkçeErkekbk. Alparslan.
AlpatTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli kimse.
AlpataTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli ata.
AlpayTürkçeErkekCesur, yiğit kimse.
AlpaydınTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli kimse.
Alpayer Türkçe Erkek Cesur, yiğit kimse.
AlpbilgeTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli bilge kişi.
AlpçetinTürkçeErkekİnatçı, sert tavırlı yiğit.
AlpdemirTürkçeErkekDemir yürekli, korkusuz yiğit.
AlpdoğanTürkçeErkekDoğuştan yiğit, cesur, yürekli olan kimse.
AlperTürkçeErkekYiğit, kahraman erkek.
AlperenTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli kimse.
AlperginTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli, olgun kimse.
AlpermişTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli ermiş kimse.
AlpertungaTürkçeErkek Yiğit, cesur, yürekli kimse. Türk destan kahramanı.
AlpgirayTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli hükümdar.
AlphanTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli hükümdar.
AlpkanTürkçeErkekYiğit soydan gelen.
AlpkanatTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli kimse.
AlpkartalTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli kimse.
AlpkınTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli kimse.
AlpkutluTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli, kutlu kimse.
AlpkülükTürkçeErkekÜnlü, tanınmış yiğit kimse.
AlpmanTürkçeErkekYiğit, cesur, kahraman kişi.
AlpnurTürkçe + ArapçaKızYiğit, cesur, yürekli, güzel kadın.
AlpoğanTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli, etkili kimse.
AlpsoyTürkçeErkekYiğit soydan gelen kimse.
AlpsüTürkçeErkekYiğit asker.
AlptekinTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli hükümdar.
AlptoğanTürkçeErkekbk. Alpdoğan
AlptuğTürkçeErkekYiğit, cesur, yürekli, savaşçı kimse.
AlpyürekTürkçeErkekCesur, yürekli, yiğit kimse.
AlpyürükTürkçeErkekBir yerde duramayan, hareketli, cesur, yiğit kimse.
AlsanTürkçeErkekSan al, şanın, adın duyulsun
AlsancakTürkçeErkekTürk bayrağı.
AlsevinTürkçeKızAl ve sevin
AlsoyTürkçe + ArapçaErkekÜnlü bir soydan gelen kimse.
AlsuTürkçeKızPembe renkli.
AltaçTürkçe + FarsçaErkekTaç takın
AltanTürkçeErkek Kızıl tan. Hakan, sultan, padişah.
AltanerTürkçeErkekYiğit, cesur hükümdar gibi olan kimse.
AltaşTürkçeErkekKırmızı taş.
AltavTürkçeErkekAltın.
AltayTürkçeErkekYüksek dağ.
AltemürTürkçeErkekAl renkli demir.
AltenTürkçe + FarsçaErkekKırmızı tenli kimse.
AltınTürkçeErkek Parlak sarı renkte, kolay işlenen, değerli paslanmaz maden. Üstün nitelikli, değerli kimse.
AltınayTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltınbaranTürkçe + FarsçaErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltınbaşTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltınbaşakTürkçeKızÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltınbayTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltınbikeTürkçeKızÜstün nitelikli, değerli kadın.
AltınçiçekTürkçeKızÜstün nitelikli, değerli kadın.
AltındalTürkçeKızÜstün nitelikli, değerli kadın.
AltınelTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltınerTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltıngülTürkçe + FarsçaKızÜstün nitelikli, değerli kadın.
AltınhanTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli hükümdar.
AltınhanımTürkçeKızÜstün nitelikli, değerli kadın.
AltınhatunTürkçeKızÜstün nitelikli, değerli kadın.
AltınışıkTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli, aydın kimse.
AltınışınTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli, aydın kimse.
AltınizTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltınkayaTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltınkılıçTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli, savaşçı kimse.
AltınkızTürkçeKızÜstün nitelikli, değerli, güzel kadın.
AltınnurTürkçe + ArapçaKızÜstün nitelikli, değerli, güzel kadın.
AltınokTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltınözTürkçeErkekSoyu üstün nitelikli, değerli olan kimse.
AltınsaçTürkçeKızSarı saçlı kadın.
AltınsoyTürkçeErkekSoyu üstün nitelikli, değerli olan kimse.
AltıntaçTürkçe + FarsçaErkekAltın taç takınmış kimse.
AltıntaşTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltıntopTürkçeErkek Üstün nitelikli, değerli kimse. Greyfurt.
AltıntuğTürkçeErkekÜstün nitelikli, değerli kimse.
AltoğanTürkçeErkekbk. Aldoğan.
AltopTürkçeErkekİşte al, tombul bir çocuk
AltuğTürkçeErkekKırmızı tuğ.
AltunTürkçeErkekbk. Altın
AltunaTürkçeErkekKızıl akan Tuna nehri.
AltunayTürkçeErkekbk. Altınay
AltunbaşTürkçeErkekbk. Altınbaş
AltuncanTürkçe + FarsçaKızbk. Altıncan
AltunçTürkçeErkekKırmızı tunç.
AltunçağTürkçeErkekAltın çağ.
AltunerTürkçeErkekbk. Altıner
AltunhanTürkçeErkekbk. Altunhan
AltuntaşTürkçeErkekbk. Altıntaş
AlyipekTürkçeKızbk. Alipek
AmaçTürkçeErkekErişilmek istenen sonuç, maksat, gaye, hedef.
AmanullahArapçaErkekbk. Emanullah
AmberArapçaKız Amber balığından çıkarılan güzel kokulu, kül renginde bir madde. Güzel kokulu bazı maddelerin ortak adı.
AmilArapçaErkek İsteyen, emeli olan. Etken, etmen, sebep, faktör.
AmileArapçaKızBir işi yapmakla yükümlü olan.
AmineArapçaKızbk. Emine
AmirArapçaErkekBir işte emir verme yetkisi bulunan kimse.
AmiranArapça + FarsçaKızAmirler.
AmireArapçaKız Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse. Şenlendiren, bayındırlaştıran kimse.
AmreArapçaKızYaşam süren, yaşayan.
AnabacıTürkçeKızAnne ve kız kardeş.
AnabörüTürkçeKızDişi kurt.
AnadoluTürkçeErkek Anne, doldu! Türkiye’nin Asya kıtasında bulunan topraklarına verilen ad.
AnahanımTürkçeKızAnne olmuş kadın.
AnakadınTürkçeKızAnne olmuş kadın.
AnakızTürkçeKızAnne ve kız.
AnarTürkçeKızAnımsar, hatırlar
AnargülTürkçe + FarsçaKızAnımsayan, hatırlayan güzel kadın.
AnberArapçaKızbk. Amber.
AncıTürkçeErkekAvcı.
AnçıbayTürkçeErkekAvcı bey.
AndaçTürkçeErkek Armağan. Evlat, nesil. Ün, şöhret. Eş, denk.
AndakTürkçeErkekDerhâl, hemen.
AndelipArapçaErkekBülbül.
AndıçTürkçeErkekbk. Andaç.
AndiçTürkçeErkekAnt iç, yemin et
AngıTürkçeErkek Şan, şöhret, ün. Hatıra, hediye, armağan.
AngılTürkçeErkekÜnlü, tanınmış.
AngınTürkçeErkekTanınmış, ünlü.
AngışTürkçeErkekAnı, hatıra.
AngıtTürkçeErkekÖrdekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu.
AnıTürkçeErkekYaşanmış olgulardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra.
AnıkTürkçeErkek Hazır. Anı, hatıra. Zayıf, cılız.
AnılTürkçeErkek Amaç, erek. Yavaş, ağır. Bellek, hafıza. Adın her zaman anılsın
AnıtTürkçeErkekÖnemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı.
AnkaArapçaKızMasallarda adı geçen ve gerçekte var olmayan büyük bir kuş.
AnlıTürkçeErkekÜnlü, tanınmış, namlı.
AnnakTürkçeErkek Karşı, ön taraf. Doruk, gözetleme yeri, siper. Duygu. Hatıra. Alan, meydan
AntTürkçeErkek Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin. Kendi kendine söz verme
ApaTürkçeErkek Büyük. San, unvan.
ApakTürkçeErkekTertemiz, bembeyaz.
ApakhanTürkçeErkekTertemiz, dürüst hükümdar.
ApaydınTürkçeErkekÇok aydınlık, çok ışıklı.
AracıTürkçeErkekUzlaştırıcı, anlaşma sağlayan kimse.
ArafatArapçaErkek Tanışma, buluşma yeri. Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.
AralTürkçeErkek Birbirine yakın adaların oluşturduğu topluluk, takımada. Sıradağlar.
AranTürkçeErkek Kuytu, sıcak yer. Yayla. Düzlük, ova, kışlak. Ilımlı, uyumlu, uygun.
Aras Türkçe Erkek Kendisininmiş gibi sahip çıkılan, bulunmuş mal. Doğu Anadolu’da bir ırmak.
AratTürkçeErkek Cesaret, yüreklilik. Halk.
ArazTürkçeErkek Esenlik, mutluluk. Sel, akıntılı su. Bir tür ot. Soğuk. Belirti, işaret.
ArbaşTürkçeErkekSarışın, mavi gözlü kimse.
ArbayTürkçeErkekbk. Erbay
ArbekTürkçeErkekbk. Erbey
ArcaTürkçeErkek Temiz. Namuslu.
ArcanTürkçe + FarsçaErkekÖzü saf, temiz kimse.
ArdaTürkçeErkek Hükümdar veya kumandan asası. İşaret olarak yere dikilen çubuk. Sonra gelen. Meriç ırmağının Edirne yöresindeki önemli bir kolu. Uygur yazılarında geçen çok eski bir Türk adı.
ArdahanTürkçeErkekSonra gelen, sonraki hükümdar.
ArdemirTürkçeErkekbk. Erdemir
ArdıçTürkçeErkekServigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık.
ArdılTürkçeErkekBirinin ardından gelip onun yerine geçen kimse.
ArefeArapçaKızbk. Arife
ArelTürkçeErkekTemiz, dürüst kimse.
ArerTürkçeErkekTemiz, doğru kimse.
ArganaTürkçeKızAkıllı.
ArgınTürkçeErkekYorgun, bitkin, zayıf.
ArguTürkçeErkekİki dağ arası, uçurum.
ArguçTürkçeErkekGurur.
ArgüdenTürkçeErkekTemiz ve dürüst olmayı amaçlayan kimse.
ArgüderTürkçeErkekbk. Argüden
ArgünTürkçeErkekTemiz, aydınlık gün.
ArhanTürkçeErkekÜstün nitelikli, dürüst hükümdar.
ArıTürkçeErkek Temiz. Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf. Kutsal. Günahsız. Çiçeklerden bal yapan böcek. Çalışkan.
ArıbalTürkçeErkekKatışıksız, temiz bal.
ArıbaşTürkçeErkekDürüst, güvenilir kimse.
ArıboğaTürkçeErkekÇalışkan kimse.
ArıcaTürkçeErkekTemizce, arı gibi.
ArıcanTürkçe + FarsçaErkekTemiz, doğru kimse.
ArıçTürkçeErkekBarış.
ArıelTürkçeErkekDürüst, temiz, namuslu.
ArıerTürkçeErkekÇalışkan kimse.
ArığTürkçeErkekbk. Arık
ArıhanTürkçeErkekDürüst, çalışkan hükümdar.
ArıkTürkçeErkek Temiz, saf, duru. Zayıf, cılız. Su yolu, ark. Dere, çay. Fidan dikilen yer.
ArıkalTürkçeErkekTemiz, doğru ve dürüst kal
ArıkanTürkçeErkekTemiz soylu kimse.
ArıkboğaTürkçeErkekbk. Arıboğa
ArıkerTürkçeErkekTemiz, dürüst kimse.
ArıkhanTürkçeErkekTemiz, dürüst hükümdar.
ArıkizTürkçeErkekKendisinden sonra iyi bir ad bırakmış olan kimse.
ArıkolTürkçeErkekTemiz ve dürüst ol
ArıkutTürkçeErkekMutlu olmuş dürüst kimse.
ArılTürkçeErkekTemizlen, arın anlamında kullanlıan bir ad.
ArımanTürkçeErkekTemiz, saf, dürüst kimse.
ArınTürkçeErkek Temiz, arı, saf. Alın. Yüz, cephe, dağların, tepelerin yüzü.
ArınçTürkçeErkek Temiz, saf, arı. Barış, huzur.
ArınıkTürkçeErkekTemiz, saf, berrak.
ArıpınarTürkçeErkekBerrak akan pınar.
ArısalTürkçeErkekArı gibi çalışkan kimse.
ArısanTürkçeErkekTemiz, doğru tanınmış kimse.
ArısoyTürkçeErkekTemiz ve dürüst bir soydan gelmiş olan kimse.
ArısuTürkçeErkekBerrak akan su temiz ve dürüst olan kimse.
ArışTürkçeErkek Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü. Araba, kağnı oku. Asma.
ArıtanTürkçeErkekTemizleyen, arı duruma getiren.
ArıtaşTürkçeErkekTemiz taş.
ArıyüzTürkçeErkekTemiz görünüşlü kimse.
AriArapçaErkek Özgür. Çıplak, yoksun. Boş.
ArifArapçaErkekÇok anlayışlı ve sezgili kimse.
ArifeArapçaKız Bilen, bilgili. Belirli bir günün, olayın bir önceki günü veya ona yakın günler.
ArikTürkçeErkekÇabuk davranan, çevik kimse.
ArkadaşTürkçeErkek Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri.
ArkanTürkçeErkek Temiz, arı kandan gelen. Üstün, galip.
ArkayTürkçeKız Yükselen. Çeşitli yönlere doğru çıkık bir durumda olan.
ArkınTürkçeErkek Yavaş, ağır, sakin. Zayıf. Gelecek yıl.
ArkışTürkçeErkek Elçi, haberci. Kervan.
ArkoçTürkçeErkekArı gibi çalışkan kimse.
ArkunTürkçeErkekbk. Arkın
ArkutTürkçeErkekTemiz, uğurlu, kutlu.
ArlanTürkçeErkekUtanç duy
ArmağanTürkçeErkek Birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, hediye. Ödül. Bağış, ihsan.
ArmanTürkçeErkek Dürüst, doğru, güvenilir kimse. İstek. Özlem.
ArmançTürkçeKızİdeal, ülkü.
ArnaTürkçeErkekAdak, adanmış.
ArolTürkçeErkekArı, temiz, çalışkan ol
ArpadTürkçeErkekArpacık.
ArpağTürkçeErkekSihir, büyü, üfürük.
ArpakTürkçeErkekTemiz, dürüst, güvenilir kimse.
ArpınarTürkçeErkekbk. Arıpınar
ArsalTürkçeErkek Arı gibi temiz, çalışkan. Kumral.
ArsanTürkçeErkekTemiz adlı, iyi tanınan kimse.
ArslanTürkçeErkekbk. Aslan
ArslanerTürkçeErkekbk. Aslaner
ArsoyTürkçeErkekbk. Arısoy
ArtaçTürkçe + FarsçaErkekTemiz taç takınmış, güvenilir hükümdar.
ArtamTürkçeErkek Erdem, fazilet. Değer, kıymet.
ArtanTürkçeErkek Yarar, fayda. Üstünlük, meziyet, nitelik.
ArtıkTürkçeErkek Erdemli, nitelikli, üstün. Fazla, çok, daha çok.
ArtuçTürkçeErkekUcu sivri bir demirle donanmış, uzunca çubuk şeklinde, mızrak türünden eski bir silah.
ArtukTürkçeErkekbk. Artık
ArtunTürkçeErkekGururlu, kendine güveni olan kimse.
ArtunçTürkçeErkekbk. Ertunç
ArtutTürkçeErkekHediye.
AruTürkçeErkekbk. Arı
ArukanTürkçeErkekbk. Arıkan
ArukızTürkçeKızSevimli kız, güzel kız.
AryüzTürkçeErkekbk. Arıyüz
ArzıkTürkçeErkekDindar, sofu
ArziyeArapçaKızToprakla ilgili, topraktan yetişen.
ArzuFarsçaKız İstek, dilek. Heves.
ArzugülFarsçaKızGül gibi istenilen, beğenilen.
ArzuhanFarsçaKızHükümdarın isteği, dileği.
ArzumFarsçaKızİsteğim, dileğim
AsafArapçaErkek Vezir. Hazreti Süleyman’ın veziri.
AsalTürkçeErkekBaşlıca, esaslı, temel.
AsalbegimTürkçeKızbk. Asalbegüm
AsalbegümTürkçeKızGerçek hanımefendi.
AsanFarsçaErkekKolay.
ÂsanFarsçaKızKolay.
AsenaTürkçeKızKurt.
AsferArapçaKız Sarı. Uçuk, soluk benizli.
AsıTürkçeErkek Yarar, fayda, kazanç. Yetişkin, olgun. İri, gösterişli. Çevik.
AsıfArapçaErkekŞiddetli rüzgâr, fırtına
AsılbanuArapça + FarsçaKızGerçek hanımefendi, gerçek prenses.
AsılgülArapça + FarsçaKızGerçek gül.
Asım Arapça Erkek Günahtan, haramdan çekinen. Namuslu, iffetli.
AsımaArapçaKız Günahtan, haramdan çekinen. Namuslu, iffetli.
AsilArapçaErkekSoylu.
AsileArapçaKızSoylu.
AsimeArapçaKızbk. Asıma.
Asimegül Arapça + Farsça Kız Günah ve haramdan sakınan gül yüzlü.
AsiyeArapçaKızİsyan eden.
ÂsiyeArapçaKızl. Direk, sütun. Acılı, kederli üzüntülü kadın. Hz. Musa’yı Nil’den çıkararak büyütüp yetiştiren Firavun’un eşi.
AslanTürkçeErkekKedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, erkekleri yeleli, yırtıcı, uzunluğu 160 cm, kuyruğu 70 cm ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü. Gürbüz, yiğit adam.
AslanerTürkçeErkekAslan gibi yürekli ve cesaretli olan kimse.
AslanhanTürkçeErkekAslan gibi yürekli ve cesaretli olan hükümdar.
AslıArapça + TürkçeKız Bir şeyin kendisi. Kerem ile Aslı öyküsünün kadın kahramanının adı.
AslıbeyArapça + TürkçeErkekBey soyundan gelen.
AslıgülArapça + Türkçe + FarsçaKızSoyu gül gibi temiz ve güzel olan.
AslıhanTürkçeErkekHan soyundan gelen.
AslımTürkçeKızYarar, fayda.
AslınurArapça + TürkçeKızNurdan gelen, aydınlık, ışıklı, temiz.
AsliyeArapçaKız Seçkin, özel. Esas, temel.
AsmaTürkçeKızDalları çardak üzerine yayılan bitkilere, genel olarak verilen ad.
AsriArapçaErkekÇağcıl, çağdaş.
AsudeFarsçaKızRahat, dingin, huzurlu, sessiz, sakin.
AsumanFarsçaKızGök, gökyüzü.
AsutayTürkçeErkekHırçın tay.
AsyaArapçaKız Doğu. Dünyanın beş kıtasından en büyük ve en kalabalık olanı.
AsyeArapçaKızbk. Asiye.
AşaTürkçeKızAşırı, aşkın, fazla.
AşanTürkçeErkekGüçlükleri ve engelleri yenen kimse.
AşcırTürkçeErkekGüçlükleri, engelleri yenen kimse.
ÂşıkArapçaErkekTutkun, vurgun, sevdalı.
AşırArapçaErkekbk. Aşir
AşinaFarsçaKız Bildik, tanıdık. Bilinen.
AşirArapçaErkek Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan Kur'an ayetleri. On sayısı. On gün.
AşkanTürkçeErkek Kula donlu at. İşaret, im. Renk, beniz.
AşkımArapça + TürkçeKızBenim aşkım, sevdiğim insan, sevgilim
AşkınTürkçeErkek Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş. Benzerlerinden üstün. Çok, fazla.
AşkınayTürkçeErkekBenzerlerinden üstün olan.
AşkınerTürkçeErkekBenzerlerinden üstün olan kimse.
AtaTürkçeErkek Baba. Dedelerden ve büyük babalardan her biri. Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri.
AtâArapçaErkekBağış, ihsan.
AtaanTürkçeErkekAtalarını an, hatırla
AtabayTürkçeErkekZengin, saygın kimse.
AtabekTürkçeErkekSelçuklularda şehzadelerin eğitimiyle görevli kimse, lala.
AtabeyTürkçeErkekbk. Atabek.
AtabörüTürkçeErkekAtası cesur ve yiğit olan kimse.
AtacanTürkçe + FarsçaErkekSevgili baba
AtaçTürkçeErkek Atalardan gelen, atalarla ilgili olan. Büyüklük gösteren çocuk.
AtadanTürkçeErkekAtalardan gelen.
AtaerginTürkçeErkekAtalardan ulaşan.
AtagülTürkçe + FarsçaKızAtaların anısı olan gül gibi güzel.
AtagünTürkçeErkekAtaların aydınlığı.
AtahanTürkçeErkekHükümdar olan ata.
AtakTürkçeErkek Dışa dönük, canlı, girişken. Eli açık, cömert. Atıcı, nişancı.
AtakanTürkçeErkekHükümdar olan ata.
AtakerTürkçeErkek Dışa dönük, canlı, girişken kimse. Eli açık, cömert kimse. Atıcı, nişancı kimse.
AtakulTürkçeErkekAtalarını gerçekten seven kimse.
AtakurtTürkçeErkekAtası cesur ve yiğit olan kimse.
AtakutTürkçeErkekAtaları kutlu olan kimse.
AtalanTürkçeErkekAt sahibi olan kimse.
AtalayTürkçeErkekÜnlü, namlı, şöhretli kimse.
AtalmışTürkçeErkekÜnlü, namlı, şöhretli kimse.
AtamanTürkçeErkekAta kişi, başkan, önder.
AtambayTürkçeErkekAtam beydir
AtamerTürkçeErkekAtam yiğittir
AtamtürkTürkçeErkekAtam Türk'tür analamında kullanılan bir ad.
AtanerTürkçeErkekAtan yiğittir
AtanurTürkçe + FarsçaErkekAtası aydın, bilge olan kimse.
AtaolTürkçeErkekYüce bir insan ol
AtaövTürkçeErkekAtalarını öv
AtasagunTürkçeErkekHekim, doktor.
AtasanTürkçeErkekAtaları gibi ünlü olan kimse.
AtasayTürkçeErkekAtalarına saygı göster
AtasevTürkçeErkekAtalarını sev
AtasevenTürkçeErkekAtalarını seven kimse.
AtaseverTürkçeErkekbk. Ataseven
AtasevinTürkçeErkekAtalarınını seviniz
AtasoyTürkçeErkekAtaları gibi soylu olan kimse.
AtasüTürkçeErkekAtaları asker olan kimse.
AtatöreTürkçeErkekAtalardan gelen töre.
AtatuğTürkçeErkekAtalarının tuğunu takmış olan kimse.
AtatüreTürkçeErkekbk. Atatöre
AtatürkTürkçeErkek Türklerin atası. Büyük kurtarıcı Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya 1934 yılında yasayla verilmiş soyadı.
AtaullahArapçaErkekAllah’ın bağışı, ihsanı.
AtaünTürkçeErkekAta-ün.
AtayTürkçeErkekBilinen, tanınmış kimse.
AteşFarsçaErkek Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık. Coşkunluk.
AtfiArapçaErkekŞefkatle, iyilikseverlikle ilgili.
AtgunTürkçeErkek Yorgun, bitkin. Yavaş. Gizli, saklı. Yaban armudu. Yırtıcı hayvan.
AtıfArapçaErkek Eğilen, meyleden. Bağlayan. Şefkatli, sevecen
AtıfaArapçaKızbk. Atıfe
AtıfeArapçaKız Eğilen, meyleden. Bağlayan. Şefkatli, sevecen.
AtılTürkçeErkekGirişken ol, ilerlemek için çaba göster, hızla ilerle, atılgan ol anlamlarında kullanılan bir ad.
AtılayTürkçeErkekbk. Atalay
AtılganTürkçeErkek Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan kimse. Girişken.
AtızTürkçeErkekİki dere arasındaki su geçecek set.
AtikArapçaErkek Eski. Özgür, hür. Asil, soylu.
ÂtikArapçaKızBerrak, saf, değerli.
ÂtikeArapçaKız Eski. Özgür. Soylu. Güzel, genç kız.
AtilaTürkçeErkekbk. Attila
AtillaTürkçeErkekbk. Attila
AtimeArapçaKızAkşamın ilk karanlığı, karanlığın başlangıcı.
AtiyeArapçaKız İhsan, lütuf, bağışlama. Armağan.
ÂtiyeArapçaKızVeren, bağışlayan.
AtlanTürkçeErkek Ün, nam, şöhret. Değer, önem.
AtlasArapçaKızYüzü parlak, sık dokunmuş bir tür ipekli kumaş.
AtlıTürkçeErkek Atı olan. Ünlü, tanınmış.
AtlığTürkçeErkekÜnlü, tanınmış, adlı.
AtlıhanTürkçeErkek Atı olan hükümdar. Ünlü hükümdar.
AtmacaTürkçeErkekKartalgillerden, ava alıştırılabilen küçük yırtıcı bir kuş.
AtomFransızcaErkek Birkaç türü birleşince çeşitli kimyasal bileşikleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Eski Yunan filozoflarına göre, gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
AttilâTürkçeErkek Ünlü. Babacık. Büyük Hun İmparatorunun adı.
AtufArapçaErkekBirine sevgisi olan, sevgi duyan.
AvarTürkçeErkek Direnen, karşı koyan. VII.yüzyılın sonuna değin Orta Avrupa’da yaşamış bir Türk boyu.
AvcıTürkçeErkekAvlanmayı seven, avı iş edinen kimse.
AvhanTürkçeErkekAvı seven hükümdar.
AvkanTürkçeErkek Uzak. Suyun toplandığı yer.
AvniArapçaErkekYardım ve yardımcılıkla ilgili.
AvniyeArapçaKızYardım ve yardımcılıkla ilgili.
AvşarTürkçeErkekbk. Afşar.
AvunçTürkçeErkekAvunma, teselli.
AyTürkçeErkek Yer yuvarlağının uydusu olan gök cismi, kamer. Yılın on iki bölümünden her biri. Güzel, parlak, nurlu.
AyaTürkçeKızKibar hanım, hanımefendi.
AyabaTürkçeKızAy gibi parlak ve güzel ana.
AyaçaTürkçeKızSevgili hanım, sevgili kibar hanım.
AyalTürkçe + ArapçaKızKarı, eş, zevce.
Ayalp Türkçe Erkek Ay kadar parlak ve güzel yiğit.
AyaltınTürkçeErkekAy ve altın gibi parlak olan.
AyanaTürkçeKızEy ana!
AyançTürkçeErkekSaygı.
AyanferArapçaKızGözün ışığı, göz nuru, parlaklığı.
AyasTürkçeErkekbk. Ayaz
AyasunTürkçeKızEl uzat
AyaşanTürkçeKızYükselen.
AyataTürkçeErkekEy baba!
AyataçTürkçeErkekEy büyüklenen sevimliçocuk1
AyaydınTürkçeErkekAy ışığı, ay aydınlığı.
AyazTürkçeErkek Duru ve sakin havada çıkan kuru soğuk. Açık, bulutsuz hava. Aydınlık, ışık. Mehtap.
AybalaTürkçeKızAy gibi parlak ve güzel çocuk.
AybanuTürkçeKızAy gibi güzel ve parlak hanımefendi.
AybarTürkçeErkekGösterişli, heybetli, görkemli.
AybarsTürkçeErkek Ay gibi güzel ve temiz pars. Hun İmparatoru Attila'nın amcası.
AybaşTürkçeErkekEy lider, önder!
AybayTürkçeErkekEy bey!
AybegimTürkçeKızbk. Aybegüm
AybegümTürkçeKızAy gibi güzel hanımefendi.
AybekTürkçeErkek Ay gibi güzel ve yakışıklı olan bey. Hindistan’daki Türk Memlûkleri Devletinin kurucusu. (Ö. 1210).
AybenTürkçeKızYüzünde benleri olan güzel.
AybenizTürkçeKızAy gibi güzel yüzü olan.
AyberkTürkçeErkekEy güçlü kimse
AybetTürkçe + FarsçaKızAy yüzlü.
AybeyTürkçeErkekAy gibi güzel olan yakışıklı bey.
AybigeTürkçeKızbk. Aybike
AybikeTürkçeKızAy gibi güzel, el değmemiş kız.
AybirTürkçeKızbk. Aytek
AybirgenTürkçeKızAy veren.
AyboğaTürkçeErkekEy güçlü kimse
AyboraTürkçeErkekEy fırtına gibi olan!
AybügeTürkçeKızbk. Aybike
AybükeTürkçeKızbk. Aybike
AycaTürkçeKızAy gibi güzel, ışıklı, parlak.
AycagülTürkçe + FarsçaKızAy gibi parlak olan güzel.
AycahanTürkçeKızAy gibi parlak olan güzel.
AycanTürkçe + FarsçaErkekEy sevgili
AycennetTürkçe + ArapçaKızEy cennet!
AycerenTürkçe + MoğolcaKızAy gibi güzel ve parlak ceylan.
AycılTürkçeErkekAy gibi, ayla ilgili.
AycihanTürkçe + FarsçaErkekDünyayı aydınlatan ay.
AyçaTürkçeKız Ayın ilk günlerinde aldığı yay biçimi, hilal. Bayrak ve sancak direklerinin tepesindeki pirinçten yapılmış ay yıldızlı süs, alem.
AyçağTürkçeKızAy-çağ.
AyçetinTürkçeErkekEy anlaşılması güç kimse! kullanılan
AyçılTürkçeKızAy gibi, aya benzeyen, ay gibi güzel.
AyçiçekTürkçeKızAy gibi parlak ve çiçek gibi güzel olan.
AyçilTürkçeKızbk. Ayçıl
AyçolpanTürkçeKızbk. Ayçulpan
AyçulpanTürkçeKızHem ay hem de çoban yıldızı gibi parlak ve güzel olan.
AydaTürkçeKızDere kıyılarında, çayırlarda yetişen bir bitki.
AydagülTürkçe + FarsçaKızAyda ve gül gibi güzel olan.
AydanTürkçeKızGüzelliğini aydan almış, ay gibi parlak ve güzel.
AydanarıTürkçeKızNamuslu, iffetli, güzel kadın.
AydanurTürkçe + ArapçaKızAy gibi güzel ve parlak olan.
AydarTürkçeErkekÇocuğun ensesindeki saçlar, perçem.
AydemirTürkçeErkekAy gibi ışıklı, temiz, demir gibi güçlü kimse.
AydenizTürkçeErkekAy gibi güzel, deniz gibi coşkulu olan.
AydenkTürkçeKızAyın dengi olacak kadar güzel, ay gibi güzel.
AydınTürkçeErkek Işıklı, pırıltılı, aydınlık. Açık, kolay anlaşılır. Öğrenimi, bilgisi ve görgüsü olan, ileri düşünceli kimse. Umut veren. Mehtap.
AydınalpTürkçeErkekİleri düşünceli yiğit.
AydınayTürkçeErkekAydan daha güzel ve parlak olan.
AydınbayTürkçeErkekİleri görüşlü kimse.
AydınbeyTürkçeErkekİleri görüşlü bey.
AydınelTürkçeErkekEli açık, cömert olan kimse.
AydınerTürkçeErkekİleri görüşlü kimse.
AydınolTürkçeErkekİleri görüşlü ol
AydıntanTürkçeErkekSabahın aydınlığı gibi parlak olan.
AydıntuğTürkçeErkekBaşına parlak bir tuğ takmış olan kimse.
AydınyolTürkçeErkekYolu aydınlık olan kimse.
AydilTürkçe + FarsçaKızGönlü ay gibi temiz olan kimse.
AydilekTürkçeKızDileği, isteği dürüstlük olan.
AydinçTürkçeErkekAy gibi dinç olan.
AydoğanTürkçeErkekAy gibi doğan.
AydoğduTürkçeErkekAy gibi doğan.
AydoğmuşTürkçeErkekAy gibi doğmuş olan.
AydoluTürkçeKızAyın on beşi.
AydolunTürkçeErkekDolunay, mehtap.
AydonatTürkçeErkekAy gibi güzelliklerle donanmış olan.
AyduruTürkçeKızAy gibi duru, parlak ve lekesiz olan.
AyetArapçaErkek Kur'an surelerini oluşturan kısımlardan her biri. Belirti, nişan.
AyetullahArapçaErkekAllah'ın ayetleri.
AyferTürkçe + FarsçaKızAy ışığı.
AyferiTürkçe + FarsçaKızAy ışığı.
AyferimTürkçe + FarsçaKızAy ışığım
AygenTürkçeKız Dost, arkadaş. Sevgili, yâr.
AygerimTürkçeKızAy gibi güzel.
AygökTürkçeKızAy gibi güzel, gök gibi parlak olan.
AygölTürkçeKızAy gibi güzel, göl gibi durgun olan.
AygönençTürkçeKızAy gibi parlak ve huzurlu, rahat olan.
AygönülTürkçeKızGüzel gönüllü.
AygutTürkçeErkekKarşılık, mükâfat.
AygutalpTürkçeErkekHer şeye karşılık veren yiğit.
AygülTürkçe + FarsçaKızAy gibi parlak, gül gibi güzel olan.
AygülerTürkçeKızAy gibi gülümseyen.
AygülhanTürkçe + FarsçaKızAy gibi parlak, gül gibi güzel olan.
AygümüşTürkçeKızAy gibi parlak, gümüş gibi değerli, beyaz olan.
AygünTürkçeErkekAy gibi güzel, güneş gibi parlak olan.
AygünerTürkçeErkekAy gibi güzel, güneş gibi parlak olan kimse.
AygünkızTürkçeKızAy gibi güzel, güneş gibi parlak olan kız.
AygürTürkçeKızAy gibi parlak ve gür.
AygüzelTürkçeKızAy gibi güzel olan.
AyhanTürkçeErkekEy hükümdar!
AyhanımTürkçeKızAy gibi güzel olan kadın.
AyhatunTürkçeKızAy gibi güzel olan kadın.
AyıkTürkçeErkek Anlayışlı, uyanık. Sarhoşluğu ve baygınlığı geçmiş olan.
AyımTürkçeKızAy gibi güzel olan sevgilim!
AyımbetTürkçeKızAy yüzlüm, sevgilim
AyımşaTürkçeKızBenim küçük ayım, güzelim
AyışığıTürkçeKızAyın ışığı, mehtap.
AyışınıTürkçeKızAydan gelen ışın, ayın yaydığı ışın.
AyilkinTürkçeKızİlk ay.
AykaçTürkçeErkek Söyleyen, konuşan. Akıl veren. Ozan, şair.
AykalTürkçeErkekAy gibi parlak ve ışıklı kal
AykanTürkçeErkekParlak soylu, soyu sopu temiz.
AykaşTürkçeKızAy gibi hilal kaşlı olan.
AykatunTürkçeKızbk. Ayhatun
AykınTürkçeErkekÇok konuşan.
AykızTürkçeKızAy gibi güzel ve parlak olan kız.
AykönülTürkçeKızbk. Aygönül
AykulTürkçeErkekEy kul!
AykurtTürkçeErkekEy kurt gibi olan!
AykutTürkçeErkekKutlu, uğurlu ay.
AykutalpTürkçeErkekAy gibi uğurlu olan yiğit.
AykutluTürkçeErkekAy gibi kutlu olan.
AykünTürkçeKızbk. Aygün
AylaTürkçeKız Ayın ve bazı yıldızların dolayındaki ışık çevresi, ay ağılı, hale. Bazı kutsal kişilerin başı etrafında gösterilen ışık çevresi.
AylanTürkçeErkekAçıklık, alan, meydan.
AylanurTürkçe + ArapçaKızAyın çeresindeki ışık gibi parlak olan.
AylinTürkçeKızbk. Ayla
AymanTürkçeErkekAy gibi ışıklı, güzel kimse.
AymaralTürkçeKızAy kadar güzel ceylan.
AymelekTürkçe + ArapçaKızAy ve melek gibi güzel olan.
AymeteTürkçeErkekAy ve mete.
AymutluTürkçeErkekAy gibi mutlu olan.
AynaFarsçaKızIşığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam.
AynagülFarsçaKızAyna gibi parlak olan güzel.
AynıferArapça + FarsçaKızGöz nuru, gözün ışığı.
AynımahArapça + FarsçaKızAya benzeyen, ayın benzeri, eşi, ay kadar güzel.
AyniArapçaErkekGözle ilgili olan.
AynisaTürkçe + ArapçaKızAy gibi güzel olan kadın.
AynişahArapça + FarsçaKızŞahın ta kendisi.
AyniyeArapçaKızGözle ilgili olan.
AynurTürkçe + ArapçaKızAy ışığı.
AyparTürkçeErkekbk. Aybar
AypareTürkçe + FarsçaKızAy parçası, ay gibi güzel.
AyparsTürkçeErkekbk. Aybars
AyperiTürkçe + FarsçaKızAy gibi güzel olan peri.
AypınarTürkçeKızAy gibi güzel, pınar gibi saf olan.
AypolatTürkçeErkekAy gibi güzel, çelik gibi güçlü olan.
AyralTürkçeErkekBenzerlerinden farklı olan.
AyrılTürkçeErkekİki yolun ayrıldığı yer, yol kavşağı.
AysalTürkçeErkekAy gibi, aya benzeyen.
AysanTürkçeErkekAy gibi parlak, ışıklı, temiz tanınmış adı olan.
AyselTürkçeKızAy gibi parlak, ışıklı, güzel.
AyselenTürkçeKızİyi haber.
AysemaTürkçe + ArapçaKızAy gibi parlak, gök gibi yüce olan.
AysenTürkçeKızSen aysın, ay gibi güzelsin
AyserTürkçeKızParlaklık ver, aydınlık getir
AysereTürkçeKızAydan daha güzel, daha parlak ve temiz.
AyserenTürkçeKızParlaklık, ışık saçan.
AysevTürkçeErkekAy gibi güzel ve parlak olanları sev
AysevenTürkçeKızAy gibi güzel ve parlak olanları seven
AyseverTürkçeErkekAy gibi güzel ve parlak olanları seven
AysevilTürkçeKızAy gibi her zaman sevilen, beğenilen biri ol.
AysevimTürkçeKızAy gibi sevimli olan.
AysevinTürkçeErkekAy gibi güzel olaları sevin
AysıluTürkçeKızAy kadar temiz, iffetli, nazik olan.
AysınTürkçeErkekSen aysın, ay kadar güzelsin
AysimTürkçe + FarsçaKızAy gibi güzel, gümüş kadar parlak ve değerli olan.
AysimaTürkçe + ArapçaKızÇehresi, yüzü ay gibi parlak, nurlu, ışıklı, kutlu, uğurlu olan.
AysineTürkçe + FarsçaKızGönlü ay gibi parlak ve temiz olan.
AysoyTürkçeErkekAy gibi temiz soylu olan.
AysuTürkçeErkekAy gibi parlak, su gibi berrak olan.
AysudaTürkçeKızSuda yansıyan ay ışığı.
AysultanTürkçe + ArapçaKızAy gibi güzel olan sultan.
AysunTürkçeErkekUysal.
AysunaTürkçeKızAy gibi güzel olan.
AysunarTürkçeErkekAy gibi olan güzelliğini gösteren.
AysunayTürkçeKızGüzelliğini göster
AysungurTürkçeErkekEy soğukkanlı kimse!
AysüTürkçeErkekEy asker!
AyşanTürkçe + ArapçaErkekAy gibi şanlı, görkemli, parlak olan.
AyşeArapçaKızRahat ve huzur içinde yaşayan.
AyşecanArapça + FarsçaKızRahat ve huzur içinde yaşayan kimse.
AyşeduduArapça + FarsçaKızHuzur içinde yaşayan kardeş.
AyşegülArapça + FarsçaKızRahat ve huzur içinde yaşayan gül gibi güzel.
AyşehanArapça + TürkçeKızRahat ve huzur içinde yaşayan sultan.
AyşenTürkçeKızAy gibi güzel ve şen olan.
AyşenurArapçaKızRahat ve huzur içinde yaşayan güzel.
AyşılTürkçeKızAy gibi ışıklı, parlak.
AyşınTürkçeKızAy ışını.
AyşimTürkçeKızAy gibi güzelolan.
AyşinTürkçeKızAy gibi güzel olan.
AyşirinTürkçe + FarsçaKızAy gibi şirin ve tatlı olan.
AyşöhretTürkçe + ArapçaKızŞöhreti ay gibi parlak, aydınlık ve lekesiz olan.
AytaçTürkçe + ArapçaErkekAy gibi parlak taç takmış olan.
AytanTürkçeErkekAy aydınlığı.
AytarTürkçeErkekHaberci, haber veren.
AytekTürkçeErkekAy gibi tek, biricik, eşsiz.
AytekinTürkçeErkekAy gibi tek ve uğurlu olan.
AytemizTürkçeErkekAy gibi saf ve temiz olan.
AytemurTürkçeErkekbk. Aydemir
AytenTürkçe + FarsçaKızAy gibi beyaz tenli olan.
AyterimTürkçeKızAy gibi ince ve nazik olan.
AytışTürkçeErkekKonuşma, söyleyiş.
AytiginTürkçeErkekAy gibi güzel ve parlak olan.
AytimurTürkçeErkekbk. Aydemir
AytirimTürkçeKızbk. Ayterim
AytokTürkçeErkekEy doymuş!
AytolunTürkçeErkekDolunay, ayın on dördü.
AytopTürkçeErkekDolunay, ayın on dördü.
AytöreTürkçeErkekİyi töre, aydınlık getiren töre.
AytözTürkçeKızAy gibi parlak cevher.
AytuğTürkçeErkekAy gibi tuğ.
AytunaTürkçeErkekAy gibi gösterişli, görkemli olan.
AytuncaTürkçeErkekAy ve tunca.
AytunçTürkçeErkekAy gibi parlak, tunç gibi dayanıklı olan.
AytungaTürkçeErkekEy kahraman, yiğit!
AytutkunTürkçeKızGüzelliğe tutkun olan.
AytülTürkçeKızMehtap.
AytünTürkçeErkekAy ve gece.
AytürkTürkçeErkek Ay gibi güzel olan. Ey Türk!
AyulduzTürkçeKızbk. Ayyıldız
AyülgerTürkçeKızAy ve Süreyya yıldızı.
AyülkerTürkçeKızbk. Ayülger
AyünTürkçeErkekAy gibi ünlü olan.
AyvazTürkçeErkek Koca, eş. Güzel, yakışıklı. Saçsız, kel. Sağır. Kaba. Osmanlılar zamanında büyük konaklarda mutfak işlerini gören uşak.
AyverTürkçeKızÇevrene ışık saç, yararlı ol
AyverdiTürkçeErkekÇevresine ışık saçtı, yararlı oldu
AyyalapTürkçeKız Duru ay. Ay gibi parlak ve duru.
Ayyalın Türkçe Kız Ay gibi temiz ve saf olan.
AyyarkınTürkçeErkekAy ve güneş ışığı.
AyyarukTürkçeErkekAy ışığı.
AyyıldızTürkçeErkekAy ve yıldız.
AyyucaTürkçeKızbk. Ayyüce
AyyüceTürkçeErkekAy gibi parlak ve ulu olan.
AyyüzTürkçeKızAy gibi parlak yüzlü olan.
AyzıtTürkçeKızEski Türklerde güzellik, iffet, doğum tanrıçasının adı.
AyzühreTürkçe + ArapçaKızAy ve çoban yıldızı.
AzadeFarsçaKızSerbest, hür, kurtulmuş.
AzadiFarsçaErkekÖzgürlük, serbestlik
AzamArapçaErkekBüyük, çok büyük.
AzametArapçaErkekBüyüklük, ululuk.
AzamettinArapçaErkekDinin azameti, ululuğu.
AzatFarsçaErkekKurtulmuş, serbest, özgür.
AzelyaYunancaKızbk. Açalya
AzimArapçaErkekBüyük, ulu.
ÂzimArapçaErkekKararlı, azmeden.
AzimeArapçaKızBüyük, yüce.
ÂzimeArapçaKızKararlı, azmeden.
AzizArapçaErkek Ermiş, eren. Sevgide üstün tutulan.
AzizeArapçaKızErmiş kadın.
AzmiArapçaErkek Azimli, kararlı. Sözünde duran.
AzmidilArapça + FarsçaKızGönül yüceliği.
AzmunFarsçaErkekDeneme, sınama.
AznavurGürcüceErkek Yiğit, kahraman. Ele avuca sığmayan. Sinirli, sert, korku veren iri yarı kimse.
AzraArapçaKız El değmemiş bakire kız. Delinmemiş inci. Ayak basılmamış kum. Medine’nin diğer bir adı. Hz. Meryem’e verilen ad.
AzrakTürkçeErkekAz bulunur, nadir.
AzzeArapçaKızŞerefli, saygıdeğer.
BabacanTürkçe + FarsçaErkekCana yakın, olgun, güvenilir kimse.
BabaçTürkçeErkekGösterişli, heybetli.
BabayiğitTürkçeErkek Yürekli kimse. Bir girişimde kendine güvenebilecek durumda olan kimse. Güçlü kuvvetli, korkusuz kimse.
BabürFarsçaErkekKaplan.
BabürşahFarsçaErkekKaplan gibi şah.
BacıTürkçeKız Büyük kız kardeş, abla. Kız kardeş. Bir evde uzun zaman çalışmış yaşlı kadınlara verilen unvan. Tarikat şeyhlerinin karısı. Kadınlara söylenen bir seslenme sözü.
BadeFarsçaKızŞarap, içki.
BadegülFarsçaKızGül renkli şarap.
BadiyeArapçaKızÇöl.
BağaturTürkçeErkekbk. Bahadır
BağdaçTürkçeErkekbk. Bağdaş
BağdagülFarsça + TürkçeKızBağda olan gül.
BağdaşTürkçeErkekYakın arkadaş, dost.
BağırTürkçeErkek Göğüs. Ok yayı ve dağda orta bölüm.
BağışTürkçeErkekBağışlanan şey, yardım.
BağışhanTürkçeErkekBağışı seven hükümdar.
BağlanTürkçeKızSev, sevdiğine bağlı kal
BahaTürkçeErkek Ar. Güzellik, zariflik. Ar. Parıltı. Far. Kıymet, değer, paha.
BahadırFarsçaErkekSavaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren kimse.
BahadırhanTürkçeErkekSavaşlarda gücü ve yılmazlığıyla üstünlük kazanan veya yiğitlik gösteren hükümdar.
BahaiArapçaErkekBahailik yanlısı kimse.
BaharFarsçaKız Kuzey yarım kürede 21 Martta gündüz gece eşitliğiyle başlayarak 22 Haziranda gün dönümü ile biten, kış ve yaz arasındaki mevsim. Bu mevsimde açan çiçekler ve yapraklar. Gençlik çağı.
BahattinArapçaErkekDinin güzelliği.
BahirArapçaErkekDeniz.
BâhirArapçaErkek Işıklı, parlak, güzel. Belli, açık, apaçık.
BâhireArapçaKız Işıklı, parlak, güzel. Belli, besbelli, açık.
BahiseArapçaKızSöz eden, bahseden.
BahriArapçaErkek Denizle ilgili olan. Bir tür deniz ördeği.
BahriyeArapçaKızDenizle ilgili olan.
BahşıTürkçeErkek Bilgin, öğretmen. Saz şairi, âşık. Hekim.
BahtınurFarsça + Türkçe + ArapçaKızTalihli, şanslı, yazgısı parlak olan.
BahtıserFarsça + TürkçeKızTalihli, şanslı, iyi yazgılı olan.
BahtışenFarsça + TürkçeKızMutlu, neşeli, talihli kimse.
BahtiFarsçaErkek Bahtla, kaderle ilgili olan. Bazı divan şairlerinin ortak mahlası.
BahtiyarFarsçaErkekMutlu.
BakanayTürkçeErkekAy gibi aydınlık saçan.
BakırTürkçeErkekDoğada serbest ve birleşik olarak bulunan kızıl renkli, kolay işlenir bir maden.
BakırhanTürkçeErkekBakır gibi işe yarayan hükümdar.
BakiArapçaErkek Sürekli. Bir şeyden artan miktar. Öteki.
Bakinaz Arapça + Farsça Kız Sürekli nazlanan, çok nazlı.
BakiyeArapçaKız Artık, artan, kalan, geri kalan. Kalıntı.
BaksıTürkçeErkekbk. Bahşı
BalaTürkçeErkekYavru, çocuk.
BalâFarsçaErkekYüksek, üst, yüce.
BalabanTürkçeErkek İri, büyük. Şişman, gürbüz kimse. Atmaca, doğan vb. yırtıcı bir kuş.
Balâbey Farsça + Türkçe Erkek Yüce bey.
BalamanTürkçeErkekbk. Balaban
BalamirTürkçe + FarsçaErkekEski bir Türk kağanı.
BalatekinTürkçeErkekPrens, şehzade çocuğu.
BalatürkTürkçeErkekTürk çocuğu.
BalazTürkçeErkekAğaç, asma filizi, sürgün.
BalbalTürkçeErkekEski Türklerde kişinin anılması için mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen taş.
BalbayTürkçeErkekBal-bay.
BalbeyTürkçeErkekBal gibi tatlı olan bey.
BalcaTürkçeKızBal gibi tatlı, sevimli olan.
BalcanTürkçe + FarsçaErkekBal gibi sevimli ve tatlı olan.
BaldanTürkçeKızBal gibi tatlı, şirin ve güzel olan.
BaldemirTürkçeErkekBal gibi tatlı ve sevimli olan yiğit.
BalerTürkçeErkekTatlı dilli, cana yakın kimse.
BalhanTürkçeErkekBal gibi tatlı ve cana yakın hükümdar.
BalıTürkçeErkek Büyük kardeş. Sevgi gösterilen kimse. Veli, ermiş.
BalıbaşTürkçeErkekErmiş kimse.
BalıbeyTürkçeErkekDeğer verilen olgun bey.
BalımTürkçeErkekBalım, tatlım, güzelim
BalınTürkçeKızSevgili, sevilen.
BalibeyTürkçeErkekbk. Balıbey.
BalkTürkçeErkek Şimşek. Parıltı, parlayış.
BalkanTürkçeErkek Sık ormanla kaplı dağ. Yığın, küme. Sazlık, bataklık.
BalkıTürkçeErkek Parıltı, ışık. Güzel, parlak, süslü kimse. Şimşek.
BalkınTürkçeKızParıldayan, parlak.
BalkırTürkçeErkek Parıltı, ışıltı, ışık. Şimşek.
BalkışTürkçeErkekŞimşek.
BalkızTürkçeKızŞirin, tatlı, hoş kız.
BalkoçTürkçeErkekBal gibi tatlı ve sevimli yiğit.
BallıTürkçeKızŞirin, güzel, tatlı dilli.
Balsan Türkçe Erkek Bal gibi tatlısın
BalsarıTürkçeKızSarışın.
BalşekerTürkçe + FarsçaKızBal gibi tatlı olan.
BaltaşTürkçeErkekKüçük balta.
Bandak Türkçe Erkek Dağlardan inen suların dağ eteğinde oluşturduğu bataklık. Uç taraflarından bağlanmış ot demeti.
BanguTürkçeErkek Haykırış, bağırış. Gök gürültüsü. Yankı.
BanuFarsçaKız Kadın, hatun, hanım. Prenses. Hanımefendi. Gelin.
BanuhanFarsça + TürkçeKızBanu-han.
BarakTürkçe ErkekTüylü, kıllı çuha, kebe.
BaranTürkçeErkek Varan, ulaşan. Yüce, ulu.
BaranalpTürkçeErkekHedefine ulaşan yiğit.
BaranbilgeTürkçeErkekAmacını elde eden bilge.
BaranselTürkçe + ArapçaErkekHedefine ulaşan sel gibi olan.
BarayTürkçeErkek Ezelî, öncesiz, öncesi olmayan. Yeni ay, ay başı.
BarbarosTürkçeErkekBüyük Türk denizcisi, Barbaros Hayrettin Paşa'ya. (1467-1546) Avrupalılar tarafından verilen ve Kızıl sakal anlamına gelen bir ad.
BarçaTürkçeErkekHepsi, tamamı.
BarçakTürkçeErkekbk. Balçak
BarçınTürkçeErkekBir tür ipekli kumaş.
BarımTürkçeErkek Varlık, servet, zenginlik. İktidar.
BarınTürkçeErkek Bütün, hep. Güç, kuvvet. Göğüs.
BarışTürkçeErkek Barışma işi. Savaşın bittiğinin bir antlaşmayla belirtilmesinden sonraki durum. Böyle bir antlaşmadan sonra insanlık tarihindeki süreç. Uyum, karşılıklı anlayış ve hoşgörü ile oluşturulan ortam.
BarışcanTürkçe + FarsçaErkekBarıştan yana olan kimse.
BariaArapçaKızGüzel, tam, mükemmel, üstün.
BarikArapçaErkekIşıklı, parıltılı, parlak, parlayan.
BarikaArapçaKız Işık, parıltı, Şimşek, yıldırım parıltısı.
BarizArapçaErkekAçık, gözle görülür, belirgin.
BarkanTürkçeErkekÇöllerde rüzgârın esme yönüne dikey doğrultuda oluşan, ay biçimindeki küçük kum kitlesi.
BarkınTürkçeErkek Yolculuk eden, yolcu, gezgin. Kendisini yolundan hiçbir şeyin alıkoymadığı yolcu.
BarlasTürkçeErkekKahraman, savaşçı.
BarlıkTürkçeErkekVarlık, zenginlik.
BarsFarsçaErkekKedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan.
BarsbayFarsça + TürkçeErkekbk. Barsbey
BarsbeyFarsça + TürkçeErkekYiğit, cesur bey.
BartuTürkçeErkek Varlık, servet. Varılacak yer, mesafe.
BasaTürkçeErkek Fazla, üstün, baskın. Arka.
BasakTürkçeErkekSağlam, dayanıklı.
BasımTürkçeErkekGüç, kuvvet.
BasıraArapçaKız Gören, görücü. Görme gücü, görüş. Göz.
BasirArapçaErkek Görüp anlayan. Zeki. Her şeyi görüp anlayan Allah.
BasiretArapçaKız Uzağı görme, seziş, sezgi, uyanıklık. Anlayış, kavrayış.
BaskakTürkçeErkekCesur, yürekli.
BaskanTürkçeErkekÜstün gelme, yenme, zafer.
BaskınTürkçeErkek Kısa süreli beklenmedik saldırı. Üstün.
BasriArapçaErkekGörme ile ilgili olan.
BasriyeArapçaKızGörme ile ilgili olan.
BasutTürkçeErkek Yardım, arka. Yardımcı.
BaşağaTürkçeErkekEn büyük ağa.
BaşakTürkçeKız Arpa, buğday, yulaf vb. ekinlerin tanelerini taşıyan kılçıklı başı. Zodyak üzerinde Aslan ile Terazi arasında bulunan takımyıldızın adı.
BaşalTürkçeErkekEn yükseğe çık, yüksel
BaşarTürkçeErkekBir işi istenilen biçimde bitir
BaşarganTürkçeErkekBaşarılı olan.
BaşarmanTürkçeErkekYaptığı işleri başarıyla sonuçlandıran kimse.
BaşatTürkçeErkekSertlik, zorluk bakımından üstün olan.
BaşayTürkçeErkekbk. İlkay
BaşaydınTürkçeErkekAydınların önde geleni.
BaşbayTürkçeErkekZenginlerin önde geleni.
BaşbuğTürkçeErkekEski Türklerde baş, başkan, komutan.
BaşçıkTürkçeKızÇiçeklerin erkek organlarında çiçek tozunu taşıyan torbacık.
BaşdemirTürkçeErkekİleri gelen, saygın kimse.
BaşdoğanTürkçeErkekÖnce doğan.
BaşeğmezTürkçeErkekBuyruk altına girmeyen.
BaşelTürkçeErkekBaş ve el.
BaşerTürkçeErkekEn önemli kimse.
BaşhanTürkçeErkekEn önemli, ileri gelen hükümdar.
BaşkalTürkçeErkekHer zaman önder ol, önderliğin sürsün
BaşkanTürkçeErkek Bir topluluğun, bir toplantının veya bir derneğin başında bulunan kimse. Bazı ülkelerde devletin ve hükûmetin başı.
BaşkaraTürkçeErkekÖnemli, saygın kimse.
BaşkayaTürkçeErkekÖnemli, saygın kimse.
BaşkaynakTürkçeErkekEn önemli kaynak, ilk kaynak.
BaşkurTürkçeErkekTürk çadırlarının çevresindeki kanatları örten bölümlerin üst tarafına bağlanan ve 18 cm. kadar eni olan kuşak.
BaşkurtTürkçeErkek En önemli kimse. Ural Dağları bölgesinde yaşayan ve Türklerin Kıpçak kolundan olan bir boy.
BaşkutTürkçeErkekKutlu, talihli kimse.
BaşmanTürkçeErkekBaş olan, ileri gelen, saygın, önemli kimse.
BaşokTürkçeErkekOk gibi sivri olan, her işte ön plana çıkan kimse.
BaşolTürkçeErkekÖnder ol, lider ol
BaşözTürkçeErkekHer şeyin en önemli olanı.
BaşsoyTürkçeErkekSoyu asil olan kimse.
BaştaşTürkçeErkekYaşıt, akran, kafadar, benzer.
BaştemirTürkçeErkekbk. Başdemir
BaştugayTürkçeErkekÖnemli olan tugay.
BaştuğTürkçeErkekÖnemli, saygın kimse.
BaştürkTürkçeErkekTürklerin önderi, lideri.
BatıTürkçeErkekGüneşin battığı yön.
BatıbayTürkçeErkekÜstün gelen, gücü yeten, galip olan zengin.
BatıbeyTürkçeErkekÜstün gelen, gücü yeten, galip olan bey.
BatıcanTürkçe + FarsçaErkekÜstün gelen, gücü yeten, galip olan kimse.
BatıhanTürkçeErkekbk. Batuhan
BatırTürkçeErkekbk. Batur
BatırayTürkçeErkekbk. Baturay
BatırhanTürkçeErkekKahraman, yiğit, cesur, bahadır hükümdar.
BattalArapçaErkek Cesur, kahraman. Pek büyük, iri.
BatuTürkçeErkekÜstün gelen, gücü yeten, galip.
BatucemTürkçe + FarsçaErkekÜstün gelen, gücü yeten, galip olan hükümdar.
BatuhanTürkçeErkekÜstün gelen, gücü yeten, galip olan hükümdar.
BaturTürkçeErkekKahraman, yiğit, cesur, bahadır.
BaturalpTürkçeErkekKahraman, yiğit, cesur, bahadır kimse.
BaturayTürkçeErkekKahraman, yiğit, cesur, bahadır kimse.
BaturhanTürkçeErkekKahraman, yiğit, cesur, bahadır hükümdar.
BayarTürkçeErkekUlu, yüce, saygın, soylu kimse.
BaybarsTürkçe + FarsçaErkek Zengin ve korkusuz kimse. Bir tür kaplan.
BaybaşTürkçeErkekZengin, ileri gelen, saygın kimse.
BaybekTürkçeErkekZengin bey.
BayboraTürkçe ErkekFırtına.
BaybörüTürkçeErkekZengin ve yiğit olan kimse.
BaycanTürkçe + FarsçaErkekZengin, varlıklı kimse.
BayçaTürkçeErkekZengin, varlıklı.
BaydoğanTürkçeErkekDünyaya zengin olarak gelen, zengin doğan.
BayduTürkçeErkek Zengindi, varlıklıydı İlhanlı Devletinin hükümdarı.
BaydurTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, cesur.
BayduralpTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, cesur olan yiğit.
BayerTürkçeErkekZengin, varlıklı kimse.
BayezitArapçaErkek Yezit'in babası. Çeşitli dönemlerde yaşamış Osmanlı şehzadelerinin ortak adı.
BaygüçTürkçeErkekGüçlü ve zengin kimse.
BayhanTürkçeErkekZengin ve varlıklı hükümdar.
BayhunTürkçeErkekZengin kimse.
BayıkTürkçeErkek Doğru, gerçek (söz). Açık, belli.
BayınTürkçeErkekbk. Baylan
BayındırTürkçeErkekGelişip güzelleşmesi, hayat şartlarının uygun duruma getirilmesi için üzerinde çalışılmış olan, bakımlı.
BayırTürkçeErkekZengin, varlıklı.
BayırhanTürkçeErkekZengin, varlıklı hükümdar.
BaykalTürkçeErkek Yabani at. Deniz.
BaykamTürkçeErkekDoktor, hekim.
BaykanTürkçeErkekZengin bir soydan gelen kimse.
BaykaraTürkçeErkekDoğan cinsinden bir kuş türü.
BaykırTürkçeErkekAy ışığı.
BaykocaTürkçeErkekVarlıklı, saygın kimse.
BaykorTürkçeErkekZengin, varlıklı bir duruma getirir
BaykulTürkçeErkekZengin, varlıklı kul.
BaykurtTürkçeErkekZengin, varlıklı saygın kimse.
BaykutTürkçeErkekKutlu, talihli kimse.
BaykutayTürkçeErkekZengin. talihli kimse.
BaylanTürkçeErkek Ağırbaşlı, uslu, kibar. Şımarık nazlı, yaramaz. Sebatsız, tembel.
BaymanTürkçeErkekVarlıklı, saygın kimse.
BayolTürkçeErkekZengin ve varlıklı ol
BayrakTürkçeErkekBir ulusun, bir topluluğun veya örgütün simgesi olarak kullanılan, belli bir rengi ve biçimi olan, genellikle dikdörtgen biçiminde kumaş.
BayraktarTürkçe + FarsçaErkekBayrağı taşıyan, bayrak taşımakla görevli kimse.
BayramTürkçeErkek Ulusal veya dinsel bakımdan önemi olan, kutlanan gün. Sevinç, neşe.
BayrıTürkçeErkekÇok eski zamanda var olmuş veya eskiden beri var olan, kadim.
BayruTürkçeErkekbk. Bayrı
BayrualpTürkçeErkekEskiden beri yiğit olan kimse.
BayrubayTürkçeErkekEskiden beri varlıklı olan kimse.
BayruhanTürkçeErkekEskiden beri hükümdar olan kimse.
BayrukTürkçeErkekbk. Bayrı
BaysalTürkçeErkek Rahat ve dingin. Gürültüsüz, huzurlu.
BaysanTürkçeErkekZengin ve tanınmış kimse.
BaysoyTürkçeErkekVarlıklı soydan gelen kimse.
BaysuTürkçeErkekBol, bereketli, gür su.
BaysungurTürkçeErkekŞahin türünden yırtıcı bir kuş.
BaytalTürkçeErkek Kısrak. Bayır, yokuş.
BaytaşTürkçeErkekZengin ve varlıklı olan kimse.
BaytekinTürkçeErkekZengin prens, şehzade.
BaytimurTürkçeErkekZengin ve güçlü kimse.
BaytokTürkçeErkekZengin ve tok olan kimse.
BaytugayTürkçeErkekZengin ve varlıklı kimse.
BaytüzeTürkçeErkekZengin ve adaletli kimse.
BaytüzünTürkçeErkekSoylu kişi.
BayukTürkçeErkekbk. Bayık
BayülkenTürkçeErkekYüce, yüksek, ulu zengin kişi.
BayyiğitTürkçeErkekZengin yiğit.
BedelArapçaErkek Değer, fiyat, kıymet. Bir şeyin yerini tutabilen karşılık. Eşit, denk.
BederTürkçeKız Süs, bezek. Nakış, kumaş nakışı.
BediArapçaErkek Eşi ve benzeri olmayan, eşsiz. Yeni, görülmemiş.
Bedia Arapça Kız Beğenilen, değeri bilinen yeni şey. Estetik değeri yüksek olan sanat eseri.
BedihArapçaErkekAçık, anlaşılır, ilk göze çarpan, ilk akla gelen.
BediheArapçaKız Başlangıç. Güzel söz.
BedirArapçaErkekAyın on dördüncü gecesi, dolunay.
BedirhanArapça + TürkçeErkekDolunay gibi güzel olan hükümdar.
BedirnisaArapçaKızAy gibi güzel kadın.
BedisTürkçeKızbk. Bediz
BedizTürkçeErkek Süs, bezek, nakış. Resim, heykel, şekil.
BedrekaFarsçaKızKılavuz, yol gösterici.
BedrettinArapçaErkekDinin dolunayı.
BedriArapçaErkekDolunayla, ayın on dördü ile ilgili olan.
BedriyeArapçaKızDolunayla, ayın on dördü ile ilgili olan.
BedükTürkçeErkekBüyük, yüce, gösterişli, önemli.
BegimTürkçeKızbk. Begüm
BegümTürkçeKız Hanım, hanımefendi. Hint prenseslerine verilen unvan.
BeğençTürkçeErkekGüzel veya çirkin yargısını verdiren duygu, beğenme.
BehçetArapçaErkekSevinç.
BehiceArapçaKızŞen, güzel, güler yüzlü ve şirin.
BehiçArapçaErkekŞen, güzel yüzlü kimse.
BehinFarsçaKızbk. Bihin
BehireArapçaKız Hayırlı ve iyiliksever, soylu kadın. Şişmanlık yüzünden yürürken soluyan kadın.
BehiyeArapçaKızGüzel.
BehlülArapçaErkek Çok güldüren, şakacı. Hayırsever, iyi adam.
BehmenFarsçaErkek Zeki, anlayışlı. Tedbirli.
BehnanArapçaErkek İyi huylu kimse. Güler yüzlü kimse.
BehnaneArapçaKız İyi huylu kadın. Güler yüzlü kdaın.
Behram Farsça Erkek Merih yıldızı. Eski İran dininde yolcuları korumakla görevli olduğuna inanılan melek.
BehzatFarsçaErkekSoyu sopu temiz, doğuştan iyi, temiz kimse.
BekTürkçeErkek Sağlam, sert, katı. Bey. İleri gelen, sözü geçen, saygın, zengin kişi.
BekâmFarsçaErkekAmacına, isteğine kavuşmuş, erişmiş olan kimse.
BekataTürkçeErkekAtası bey olan kimse.
BekbarsTürkçe + FarsçaErkekCesur, yiğit bey.
BekbayTürkçeErkekGüçlü ve varlıklı olan kimse.
BekdemirTürkçeErkekDemir gibi sağlam ve güçlü olan kimse.
BekdilTürkçeErkekDoğru sözlü, mert kimse.
BekemTürkçeErkekSağlam, dayanıklı, güçlü kimse.
BekenTürkçeKızDayanıklı, güçlü.
BekerTürkçeErkekGüçlü, yiğit kimse.
BekirArapçaErkekSabahları erken kalkmayı alışkanlık edinen kimse.
BeksanTürkçeErkekTanınmış, ünlü, saygın kimse.
BektaşTürkçeErkek Akran, eş, yaşıt. Eşit, denk.
BektöreTürkçeErkekGüçlü, değişmez töreleri olan, törelerine bağlıkimse.
BektürkTürkçeErkekGüçlü Türk.
BeledaTürkçeErkekbk. Bileda
BelekTürkçeErkek Hediye, armağan. Alacalı, karışık renkli. Nişan, iz.
BelenTürkçeErkek Dağlık, sarp yer. Sırt, bayır, yamaç, dağ eteği. Yüksek, dağlık yerlerde görülen düzlük. Issız yer.
BelgeTürkçeErkekBir gerçeğe tanıklık eden yazı, fotoğraf, resim, film vb. vesika, doküman.
BelgiTürkçeKız Bir şeyi benzerlerinden ayıran özellik, alamet, nişan. Duyuş, düşünüş ve inanıştaki ayırıcı özellik.
BelginTürkçeKızTam ve kesin olarak belirlenmiş olan, açık, anlaşılır, belirgin.
BeliğArapçaErkek Düzgün söz söyleyen. Düzgün, güzel söz.
BelikTürkçeKız Saç örgüsü. İşaret, iz, nişan, Çok, fazla. Tepe, doruk.
BelinTürkçeKız Korku, ürkü. Şaşkınlık, hayret.
BelizTürkçeKızİşaret, im, iz.
BelkısArapçaKızSüleyman Peygamber zamanındaki Saba melikesinin adı.
BellekTürkçeErkek Zihnin belleme ve anımsama yeteneği, gücü. Bellenerek öğrenilen şey. İşaret, iz.
BellisanTürkçeErkekTanınmış, ünlü kimse.
BelmaFarsçaKızYumuşak, sakin, telaşsız kimse.
BelmenTürkçeKızÇok güzel kadın.
BenalTürkçeErkekYüzünde kırmızı benleri olan kimse.
BenamFarsçaErkek Namlı, ünlü, meşhur. Güzel, iyi. Az bulunan.
BenayTürkçeKızAy gibi parlak olan kız.
BenazirFarsça + ArapçaErkekEşsiz, tek olan.
BenderFarsçaErkekTicaret limanı, iskele.
BendeşTürkçeErkekEş, benzer.
BenekTürkçeKız Herhangi bir şey üzerindeki ufak leke, nokta. Güneş lekeleri yöresinde görülen, parlak taneciklerden ve parlak damarlardan oluşmuş bölüm.
BenerTürkçeErkekBen yiğitim
BenevşeFarsçaKız Menekşe. Mor renk.
BengiTürkçeErkekSonu olmayan, hep kalacak olan, sonsuz, ebedî.
BengialpTürkçeErkekSonsuza dek yiğit olarak kalacak olan.
BengibayTürkçeErkekSonsuza dek varlıklı olarak kalacak olan.
BengigülTürkçe + FarsçaKızSonsuza dek güzel olarak kalacak olan.
BengisanTürkçeErkekÖlümsüz adı olan.
BengisoyTürkçeErkekSoyu sonsuza dek sürecek olan.
BengisuTürkçeErkekEfsanelere göre içen kimseye ölümsüzlük sağladığına inanılan bir su, abıhayat.
BengitaşTürkçeErkekOrhun anıtları.
BengüTürkçeErkekbk. Bengi
BengühanTürkçeKızHükümdarlığı sürekli olan.
BengülTürkçe + FarsçaKızGül gibi güzelim
BenianTürkçeKızBeni anımsa
BeniceTürkçeKızSonsuz, ebedî.
BenliTürkçeKızVücudunda ben bulunan.
BenligülTürkçe + FarsçaKızVücudunda ben olan güzel.
BennurTürkçe + ArapçaKızBen nur gibi parlak ve güzelim
BenolTürkçeErkekBen işte oyum
BensuTürkçeKızbk. Bengisu
BenşenTürkçeErkekMutluyum, şenim
BentFarsçaErkek Bağ. Zincir. Düğüm. Tutsak, esir.
BentürkTürkçeErkekBm Türküm anlamında kullanılan mi ad.
BenzerTürkçeErkekNitelik, görünüş bakımından bir başkasına benzeyen veya ona eş olan.
BeratArapçaErkek Nişan, rütbe. Bir buluştan, bir haktan yararlanmak için devletçe verilen belge, patent. Osmanlı İmparatorluğu'nda bir göreve atanan, aylık bağlanan, san, nişan veya ayrıcalık verilen kimseler için çıkarılan padişah buyruğu.
BercesteFarsçaKız Seçilmiş, beğenilmiş. Sanat değeri yüksek anlamlar taşıyan dize.
BercisArapçaKız Jüpiter gezegeni. Çok süt veren deve.
BereketArapçaErkek Bolluk, gürlük, ongunluk. Yağmur.
BerenTürkçeErkek Güçlü, kuvvetli. Akıllı. Tanınmış. Kadife kumaş.
BerfinFarsçaErkekBerfi(:)n
BerfuFarsçaKızKar tanesi.
BergeTürkçeErkekİm, iz, eser.
BerginTürkçeErkekbk. Berkin
BergüzarFarsçaKızAnmak için verilen armağan, hatıra, yadigâr.
BeriArapçaErkek Salim, kurtulmuş. Temiz.
BeriaArapçaKızOlgunluk ve güzelliğiyle akranlarından üstün olan sevgili, kadın.
BeriyeArapçaKızSalim, kurtulmuş, aklanmış, arı, temiz.
BerkTürkçeErkek Sağlam, kuvvetli. Katı, sert. Şiddetli. Hızlı. Orman. Ar. Şimşek. Yaprak.
BerkalTürkçeErkekSağlam, güçlü ol
BerkanTürkçeErkekİyice hatırla
BerkantTürkçeErkekGüçlü, bozulmaz yemin.
BerkayTürkçeErkekSağlam ve güçlü kimse.
BerkeTürkçeErkekKamçı.
BerkelTürkçeErkekEli güçlü olam kimse.
BerkerTürkçeErkekGüçlü, sağlam kişilikli kimse.
BerkiArapçaErkekŞimşek gibi, parlak.
BerkinTürkçeErkekSağlam, güçlü, kuvvetli.
BerkiyeArapçaKızŞimşek gibi, parlak.
BerkkanTürkçeErkekGüçlü soydan gelen kimse.
BerkmanTürkçeErkekGüçlü, sağlam kişilikli kimse.
BerkmenTürkçeErkekbk. Berkman
BerkokTürkçeErkekOk gibi çevik ve güçlü olan kimse.
BerkolTürkçeErkekGüçlü, dayanıklı ol
BerközTürkçeErkekÖzü güçlü kimse.
BerksalTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
BerksanTürkçeErkekGüçlü tanınan kimse.
BerksayTürkçeErkekGüçlü olarak kabul et
BerksoyTürkçeErkekGüçlü soydan gelen kimse.
BerksuTürkçeErkekBol, gür akan su.
BerksunTürkçeErkekKendini sağlam ve güçlü olarak göster
BerktanTürkçe + ArapçaErkekSabahın parlaklığı.
BerktinTürkçeErkekÖzü güçlü, sağlam olan kimse.
BerkünTürkçeErkekSağlam, güçlü tanınmış kimse.
BermudeFarsçaKızNesne, şey.
BerrakArapçaKızDuru, temiz, aydınlık, açık.
BerrinArapçaKızKarada yaşayan.
BerşeTürkçeKızHep, bütün, çok.
BertanFarsça + TürkçeErkekŞafak yemişi.
BerterFarsçaErkekÜstün, yüksek, nitelikli, değerli.
BesametArapçaKızGüler yüzlülük, şenlik.
BesatArapçaErkekDüz yer, düzlük.
BesenTürkçeErkekbk. Pesen
BesimArapçaErkekGüler yüzlü, güleç adam.
BesimeArapçaKızGüler yüzlü, güleç, neşeli kız.
BesteFarsçaKız Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin tümü. Bağlanmış, bitiştirilmiş.
BestegülFarsçaKızGül demeti.
BeşarettinArapçaErkekDinin müjdesi.
BeşerArapçaErkekİnsan, insanoğlu.
BeşgülTürkçe + FarsçaKızBeş tane gül.
BeşirArapçaErkek Müjde getiren, müjdeci. Güler yüzlü, güleç.
BeşireArapçaKız Müjde getiren, müjdeci. Güler yüzlü, güleç.
BetigülTürkçe + FarsçaKızGül yüzlü güzel.
BetikTürkçeErkekYazılı olan şey, yazılmış, yapıt.
BetilArapçaKızbk. Betül
BetimTürkçeErkek Bir şeyi, bir kimseyi, bir olay veya duyguyu betimleyen söz veya yazı. Herhangi bir şeyin resmi veya heykeli.
BetülArapçaKız Namuslu, temiz kadın. Allah'ın emri. Hazreti Meryem'in ve Hazreti Fatma'nın lakapları. Ana ağaçtan ayrılıp, ayrı kök salan fidan.
BetülayArapça + TürkçeKızNamuslu, iffetli, ay gibi güzel kadun.
BeyazArapçaKız Kar rengi, ak. Temiz, lekesiz.
BeyazıtArapçaErkekbk. Bayezit
BeybarsTürkçe + FarsçaErkekbk. Baybars
BeybolatTürkçe + FarsçaErkekÇelik gibi güçlü, saygın kimse.
BeycanTürkçe + FarsçaErkekBey gibi olan kimse.
BeydaArapçaErkekSahra, çöl.
BeydağTürkçeErkek Beyin gezip dolaştığı dağ. Anadolu'nun çeşitli yerlerinde dağların ortak adı.
BeydaşTürkçeErkekAdil, doğru.
BeyguTürkçeErkekYırtıcı bir kuş.
BeyhanArapçaErkekSır saklamayan, aklındakini ve yüreğindekini hemen söyleyen.
BeyhatunTürkçeKızBey hanımı.
BeykalTürkçeErkekBeyliğini sürüdür
Beykan TürkçeErkek Bey soylu olan kimse.
BeykaraTürkçeErkekbk. Baykara
BeylanTürkçeKızbk. Baylan
BeylemArapçaKız Açılmamış pamuk kozası. Çiçek buketi.
BeyrekTürkçeErkek Çok nazik, efendi, bey. Hüzünlü.
BeysanTürkçeErkekBey gibi tanınmış olan.
BeysunTürkçeKızKendini bey olarak göster
BeytekinTürkçeErkekbk. Baytekin
BeytemirTürkçeErkekbk. Baydemir
BeytöreTürkçeErkekTörelere göre bey olmuş kimse.
BeytullahArapçaErkekAllah’ın evi, Kâbe.
BeyzaArapçaKızÇok beyaz, daha ak çok temiz, lekesiz.
BeyzadeTürkçe + FarsçaErkek Bey oğlu. Soylu. Nazlı, şımarık yetiştirilmiş.
BeyzatTürkçe + FarsçaErkekDoğuştan bey olan, soylu, asilzade.
BezekTürkçeKız Süs, ziynet. Bir yapıtı süsleyen motiflerden her biri.
BezenTürkçeKızSüslen, ziynetlen
BezmiâlemFarsça + ArapçaKızDünya meclisi, sohbet toplantısı.
BicanFarsçaErkekCansız.
BidarFarsçaKızUyanık, uyumayan, uykusuz.
BidayetArapçaKızBaşlama, başlangıç.
BigeTürkçeKızEvlenmemiş, çocuğu olmamış kadın.
BigümTürkçeKızbk. Begüm
BihanFarsçaKızİyiler, iyi olanlar.
BihinFarsçaKızEn iyi, çok iyi, seçkin.
BihineFarsçaKızEn iyi, çok iyi, seçkin.
BihterFarsçaKızDaha iyi, en iyi, pek iyi.
BihterinFarsçaKızEn iyi, pek iyi.
BikeTürkçeKızbk. Bige
BilâlArapçaErkek Su gibi ıslatan. Islaklık.
BilanTürkçeErkekSüslü ve işlemeli kılıç kemeri.
BilayTürkçeErkekEy ay gibi güzel ve parlak olan, bunu bil!
BilbaşarTürkçeErkekBil ve başar
BilbayTürkçeErkekEy varlıklı kimse, bunu bil!
BiledaTürkçeErkekTarihte, Atillâ'nın kardeşi. (434-445) yıllarında saltanat süren Hun Hükümdarı.
BilekTürkçeErkekGüç, kuvvet.
BilenTürkçeErkekBilgili, görgülü, anlayışlı.
BilenderTürkçeErkekSeyrek olarak bil
BilgeTürkçeErkekBilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kimse.
BilgealpTürkçeErkekBilgili yiğit.
BilgebayTürkçeErkekBilgili, varlıklı kimse.
BilgecanTürkçe + FarsçaKızBilgili kimse.
BilgeerTürkçeErkekBilgili kimse.
BilgehanTürkçeErkekBilgili hükümdar.
BilgekağanTürkçeErkekBilgili hükümdar.
BilgekanTürkçeErkekBilgin soydan gelen kimse.
BilgekurtTürkçeErkekBilgili kimse.
BilgekutTürkçeErkekBilgili ve kutlu kimse.
BilgenTürkçeErkekBilgili, çok bilen.
BilgenurTürkçe + ArapçaKızBilgili ve aydın kimse.
BilgerTürkçeErkekAkıllı, bilgili, bilge, bilgin.
BilgetayTürkçeErkekBilgili kimse.
BilgetürkTürkçeErkekBilgili Türk.
BilgiTürkçeErkekÖğrenme, araştırma veya gözlem yolu ile elde edilen gerçek.
BilgiçTürkçeErkek Bilgili kimse, her şeyi bilen, anlayan. Bilmediği hâlde bilir gibi görünen, bilgili geçinen.
BilgihanTürkçeErkekBilgili hükümdar.
BilginTürkçeErkekBilimsel bir konuda derin bilgisi olan, âlim.
BilginerTürkçeErkekBilimsel bir konuda derin bilgisi olan kimse.
BilginurTürkçe + ArapçaKızBilginin ışığı, bilginin aydınlığı.
BilgiserTürkçeKızBilgi ortaya koy
BilgivarTürkçeKızBilgili, bilen.
BilgüTürkçeErkekbk. Bilgi
BilgünTürkçeKızbk. Bilgin
BilgütayTürkçeErkekBilgili.
BilhanTürkçeErkekÇok bilgili, çok bilen.
BilikTürkçeErkek Güçlü bir seziş ve görgüden doğan ruh uyanıklığı ve zevk olgunluğu. Akıl, us, hikmet, bilgi.
BilirTürkçeErkekBilgili, her şeyi bilen, anlayan, görgülü, kültürlü.
BilişTürkçeKız Bilme, anlama, kavrama. Tanıdık.
BilkanTürkçeErkekBilgili.
BillûrArapçaKız Duru, temiz, saydam, tanınmış ve değerli kesme cam, kristal. Parlak, ışıklı. Duru.
BilmenTürkçeErkekBilen, anlayan, bilgili.
BilnurTürkçe + ArapçaErkekEy aydın kimse, bunu bil!
BilsayTürkçeErkekBil ve say
BilsenTürkçeErkekSen bil
BilsevTürkçeKızBil ve sev
BilsinTürkçeKızBilsin, tanısın
BiltaşTürkçeErkekBil ve coşkunluk yap
BiltayTürkçeErkekBunu bil
BilyapTürkçeErkekBilerek yap
BinalTürkçeErkekBindikten sonra al
BinaliArapçaErkekHz. Ali'nin oğlu.
BinalpTürkçeErkekBin yiğit.
BinanTürkçeErkekBin ve an
Binat Türkçe Erkek Ata bin
BinayTürkçeErkekBin ay
BinbaşarTürkçeErkekBin ve başar
BinbayTürkçeErkekÇok zengin kimse.
BindalTürkçeErkekBin tane dal.
BinerTürkçeErkekBin tane erkek
BingölTürkçeErkekBin tane göl.
BingülTürkçe + FarsçaKızBin tane gül.
BingünTürkçeKızBin tane gün.
BinhanTürkçeKızBin tane han.
BinışıkTürkçeErkekÇok parlak.
BinizTürkçeKızBinlerce iz.
BinkanTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli
BinnazTürkçe + FarsçaKızÇok nazlı, cilveli.
BinnurTürkçe + ArapçaErkekÇok nurlu.
BintuğTürkçeErkekSavaşçı, dövüşken.
BinyaşarTürkçeErkekÇocuğun uzun yaşaması dileğiyle verilen adlardandır.
BinzetTürkçeKızGüzel, zarif.
BiranTürkçeErkekBir kez olsun hatırla
BirantTürkçeErkekAnt iç, yemin et
BirayTürkçeErkekAy gibi tek, eşsiz.
BirbenTürkçeKızYalnızca ben
BirbenekTürkçeKızGüzel kadın.
BircanTürkçe + FarsçaErkekÇok sevimli, cana yakın.
BirceTürkçeErkekTek, eşsiz, biricik.
BirçekTürkçeKızSaç, kâkül, zülüf.
BirdalTürkçeErkekYardımsever.
BirgeTürkçeErkek Kamçı. Birlikte, beraber. Kuma, ortak.
BirgenTürkçeKızYalnızlığa alışmış.
BirgiTürkçeErkek Kamçı. Birlikte, beraber.
BirgitTürkçeErkekBirleşik, birleşmiş, birlik olmuş.
BirgülTürkçe + FarsçaKızBiricik.
BirgünTürkçeKızBir gün.
BirhanTürkçeErkekSeçkin kimse.
BiricikTürkçeKızTek, eşsiz, çok sevilen, benzeri olmayan.
BirimTürkçeKızBir tanem, sevdiğim, biriciğim
BirizTürkçeErkekBirlikteyiz, beraberiz
BirkanTürkçeErkekAynı soydan olan.
BirkeTürkçeKızbk. Birge
BirkökTürkçeErkekAynı soydan olan.
BirmenTürkçeErkekTek olan, benzeri olmayan kimse.
BirnazTürkçe + FarsçaKızNazlı, cilveli.
BirnurTürkçe + ArapçaKızParlak, güzel.
BirolTürkçeErkekTek ol, biricik ol anlamına kullanılan bir ad.
BirsanTürkçeErkekÜnlü, tanınmış.
BirselTürkçe + ArapçaErkekHareketli, canlı.
BirsenTürkçeErkekTeksin, biriciksin
BirsinTürkçeErkekTeksin, eşsizsin
BirsoyTürkçeErkekAynı soydan olan kimse.
BirşenTürkçeErkekŞen, şakrak, mutlu.
BirtanTürkçeErkekSabahın ilk aydınlığı gibi yakışıklı olan.
BirtaneTürkçe + FarsçaKızBiricik.
BirtekTürkçeKızEşi olmayan, çok sevilen, yegâne.
BirtenTürkçe + FarsçaErkekKimseye bağımlı olmayan.
BitekTürkçeErkekVerimli.
BitengülTürkçe + FarsçaKızAçılmış gül gibi güzel olan.
BitimTürkçeErkek Son, sonuç. Yapı, kuruluş. Ekinin yerden bitmesi, çimlenme.
BoğaTürkçeErkek Damızlık erkek sığır. Bal yapan dişi arı.
BoğaçTürkçeErkek Boğan. Boğaya benzeyen. Dede Korkut hikâyelerinde geçen bir kahraman adı. Küçük yaşta bir boğayı öldürdüğü için bu ad verilmiştir.
BoğaçhanTürkçeErkekbk. Boğaç
BoğahanTürkçeErkekKuvvetli, cesur hükümdar.
BoğataşTürkçeErkekGüçlü ve kuvvetli kimse.
BoğatayTürkçeErkekGüçlü ve kuvvetli kimse.
BoğatekinTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli şehzade.
BoğatırFarsçaErkekbk. Bahadır
BoğatimurTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli.
BolatFarsçaErkekbk. Polat
BolcanTürkçe + FarsçaErkekCanlı, hareketli, neşeli.
BolganTürkçeErkekOlan, bulunan.
BolhanTürkçeErkekbk. Bolgan
BolkanTürkçeErkekKanı bol, hareketli, yerinde duramayan.
BoncukTürkçeKızCam, taş, sedef, tahta gibi şeylerden yapılan yuvarlak ve renkli süs tanesi.
BorTürkçeErkek İşlenmemiş, ekilmemiş toprak. Fr. Doğada bor asidi veya boratlar durumunda bulunan bir element.
BoraTürkçeErkekGenellikle arkasından yağmur getiren sert ve şiddetli fırtına.
BorahanTürkçeErkekFırtına gini hükümdar.
BorakTürkçeErkekYağmurdan sonra toprağın üstünde oluşan tuzlu beyaz katman.
BorakanTürkçeErkekBora-kan.
BorakhanArapça + TürkçeErkekbk. Burak
BoranTürkçeErkek Bora. Sis, duman. İç sıkıntısı. Yaban güvercini.
BoranalpTürkçeErkekCesur, çevik yiğit.
BoranbayTürkçeErkekÇok zengin, varlıklı.
BoransüTürkçeErkekFırtına gibi asker.
BorataşTürkçeErkekSağlam, kuvvetli ve fırtına gibi olan kimse.
BoratavTürkçe + FarsçaErkekFırtına gibi hızlı olan kimse.
BoratayTürkçeErkekFırtına gibi olan kimse.
BorayTürkçeErkekbk. Boray
BorkanTürkçeErkekKanlı, canlı kimse.
BoyTürkçeErkek Bir aşiretin kollarından her biri. Uzunluk.
BoyarTürkçeErkekEskiden Tuna bölgesinde, Transilvanya’da ve Rusya’da soylulardan olan kimselere verilen unvan.
BoydakTürkçeErkekÖzgür, serbest.
BoydaşTürkçeErkekAynı boyda olan.
BoyerTürkçeErkekUzun boylu olan kimse.
BoylanTürkçeErkekKibirli, mağrur.
BoyluTürkçeErkekBoyu uzun olan kimse.
BoynakTürkçeErkekBoynu eğri.
BoyrazYunancaErkekbk. Poyraz
BoysalTürkçeErkekBoyun uzasın, uzun boylu ol
BoysanTürkçeErkek Uzun boylu, yakışıklı delikanlı. Serbest.
BozTürkçeErkek Toprak rengi. Yiğit. Kin, düşmanlık.
BozanTürkçeErkekSürülmemiş tarla.
BozatTürkçeErkekBoz donlu at.
BozayTürkçeErkekBaşkalarına yararı az olan kimse.
BozbağTürkçe + FarsçaErkekBağı boz
BozbalaTürkçeErkekYiğit delikanlı.
BozbaşTürkçeErkekYiğit delikanlı.
BozbayTürkçeErkekYiğit ve delikanlı olan zengin kimse.
BozbeyTürkçeErkekYiğit ve cesur olan bey.
BozboraTürkçeErkekFırtına gibi sert ve kuvvetli olan.
BozcaTürkçeErkekBoza benzeyen.
BozçinTürkçeKızDişi geyik.
BozdağTürkçeErkekTepeleri dumanla kaplı olan dağ.
BozdemirTürkçeErkekDemir gibi sağlam ve kuvvetli olan kimse.
BozdenizTürkçeErkekDalgalı deniz.
BozdoğanTürkçeErkekBir şahin türü.
BozerTürkçeErkekCesur ve yiğit kimse.
BozerkTürkçeErkekSağlamlık, kuvvetlilik.
BozhanTürkçeErkekYiğit hükümdar.
BozkanTürkçeErkekCesur, yiğit, güçlü kimse.
BozkaraTürkçeErkekTeni esmer olan yiğit.
BozkayaTürkçeErkekKuvetli, cesur, yürekli kimse.
BozkırTürkçeErkekAğaçsız ve susuz ova.
BozkurtTürkçeErkekGöktürk efsanelerinde yer alan kutsal hayvan.
BozlakTürkçeErkekOrta ve Güney Anadolu'nun bazı bölgelerinde bir türkü ezgisi.
BozokTürkçeErkek24 Oğuz boyundan on ikisine verilen ad. Osmanoğulları bu boydan gelmiştir.
BozokayTürkçeErkekBozoklardan olan kimse.
BoztaşTürkçeErkekSağlam ve kuvvetli olan kimse.
BoztepeTürkçeErkekBozkır olan yer.
BoztimurTürkçeErkekbk. Bozdemir
BozyelTürkçeErkekYağmur getiren lodos rüzgârı.
BozyiğitTürkçeErkekÇok cesur ve yürekli olan yiğit.
BögetTürkçeErkek Havuz. Gölün derin yeri. Su birikintisi.
BöğrekTürkçeErkekbk. Beyrek
BöğürtlenTürkçeKızBahçe çitlerinde, yol kıyılarında kendiliğinden yetişen dikenli bir çalı ve bunun tadı mayhoş meyvesi.
BökeTürkçeErkek Kahraman, güçlü kimse. Önder, başkan, reis. Kabadayı, cesur, efe. Güreşçi, pehlivan.
BökenTürkçeErkekbk. Böke
BölükbaşıTürkçeErkekAskerlikte takımlardan oluşan, üçü veya dördü bir tabur oluşturan ve öbür birliklerin temeli sayılan birliğin başı.
BörçekTürkçeErkekKâkül, perçem, pürçek.
BörkTürkçeErkekEskiden kullanılan, genellikle hayvan postundan yapılan başlık.
BörteçinTürkçeErkekEski tarihçilere göre Türkleri Ergenekondan kurtaran demircinin adı.
BörüTürkçeErkek Kurt. Yiğit, bahadır, cesur.
BörübarsTürkçe + FarsçaErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
BörübayTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
BörübeyTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli bey.
BörühanTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli hükümdar.
BörükanTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli bir soydan gelem kimse.
Bucak Türkçe Erkek Gizli veya uzak bir köşe, kuytu yer. Irmak kıyılarındaki kumluk, çalılık yerler. Dağ tepesi.
BudakTürkçeErkek İnce ve küçük dal. Ağaç gövdesinde tomurcuk çıkacak yuvarlak boğum.
BudunTürkçeErkekHalk, kavim, ulus.
BudunalTürkçeErkekMilletini sev
BudunalpTürkçeErkekMilletin yiğidi.
BugülTürkçe + FarsçaKızBu, gül kadar güzeldir
BuğdayTürkçeKızTohumu ekmek yapımında kullanılan bitki ve aynı bitkinin başaktan ayrılmış tanesi.
BuğraTürkçeErkekErkek deve.
BuğrahanTürkçeErkek Erkek deve gibi korkusuz olan hükümdar. X. yüzyılın başlarında Orta Asya´daki Yağma boyundan çıkan ve ilk İslam devletini kuran Türk hükümdarlarının birçoğuna verilen san.
BukayTürkçeErkekAlçak, aşağı, kısa.
BuketFransızcaKızÇiçek demeti.
BulakTürkçeErkekKaynak, pınar, çeşme.
BulganTürkçeErkekOlgun, bilgili, görgülü, hoşgörülü kimse.
BulguTürkçeErkek Bulunan şey, keşif. Anlayış. İlham.
BulgubayTürkçeErkekAnlayışlı zengin.
BulgucanTürkçe + FarsçaErkekAnlayışlı kimse.
BulgunoyanTürkçe + MoğolcaErkekAnlayışlı bey.
BuluçTürkçeErkekBulunan şey, buluş.
BulunçTürkçeErkekVicdan.
BuluşTürkçeErkekİlk kez yeni bir şey yaratma, icat.
BulutTürkçeErkekAtmosferdeki su damlacıkları ve buz taneciklerinin görülebilir yoğunluk kazanmasıyla oluşan, biçimleri, yükseklikleri ve yol açtıkları hava olaylarıyla birbirinden ayrılan yığınlar.
BulutayTürkçeErkekBulut ve ay.
BuluttekinTürkçeErkekBulut gibi her yeri kaplayan bey.
BuminTürkçeErkek Baykuş. Tümen.
BuminhanTürkçeErkekbk. Bumin
BurakArapçaErkekHz. Muhammed'in Miraç Gecesi'ndeki biniti.
BurcuTürkçeKız Güzel koku, ıtır. Sakız ağacının tomurcuğu.
BurçArapçaErkek Kale duvarlarından daha yüksek, yuvarlak, dört köşe veya çok köşeli kale çıkıntısı. Zodyak üzerinde yer alan on iki takımyıldıza verilen ortak ad. Ökse otu.
BurçakTürkçeErkekBaklagillerden, taneleri yem olarak kullanılan bir bitki.
BurçhanArapça + TürkçeErkekYüce, ulu, saygın hükümdar.
BurçinTürkçeErkekGeyik, dişi geyik.
BurhanArapçaErkekKanıt, delil, ispat.
BurhanettinArapçaErkekDinin kanıtı, ispatı.
BurkayTürkçeErkek Ay, hilal. Gücenmiş, kırılmış kimse.
BurukTürkçeErkek Tadı kekre olan. Alınmış, kırılmış, gücenmiş. Aksak, topal, eğri basan. Kapalı havuz. Hortum, kasırga.
BurukbayTürkçeErkekGücenmiş, kırılmış zengin kimse.
BuruktekinTürkçeErkekGücenmiş, kırılmış şehzade.
BuseFarsça KızÖpücük, öpme, öpüş.
BuyanTürkçeErkek Mutluluk, uğur, talih. İyi iş, sevap.
BuyrukTürkçeErkek Belirli bir davranışta bulunmaya zorlayıcı söz, emir. Egemenlik.
BuyrukalpTürkçeErkekBuyruk veren yiğit.
BuyrukataTürkçeErkekBuyruk veren ata.
BuyrukbayTürkçeErkekBuyruk veren zengin.
BuyrukçuTürkçeErkekBuyruk veren, emreden.
BuyrukhanTürkçeErkekBuyruk veren hükümdar.
BügeTürkçeErkekSu bendi, bent.
BügetTürkçeErkekbk. Böget
BüğdüzTürkçeErkek Ağacın budak yeri. Çam ağacının özü.
BükTürkçeErkek Ova ve dere kıyılarındaki çalı ve diken topluluğu. Böğürtlen. Akarsu kıyılarındaki verimli tarlalar. Dönemeç. Sık ağaçlık, orman.
BükayTürkçeErkekHilal.
BükeTürkçeErkek Ejderha, büyük yılan. Akılı, bilgili.
BüklümTürkçeErkekBükülmüş, kıvrılmış şeylerin oluşturduğu kat.
BülbülFarsçaKız Sesinin güzelliğiyle tanınan, Akdeniz ülkelerinde, orman ve bahçelerde yaşayan ötücü kuş. Sesi çok güzel olan kimse.
BüldanArapçaKızÜlkeler, şehirler, iller.
BülentFarsçaErkekYüksek, yüce, ulu.
BünyaminİbraniceErkekYakup Peygamber'in en küçük oğlunun adı.
BüranFarsçaErkekKeskin, kesici.
BürçeTürkçeErkekKurt yavrusu.
BürçinTürkçeKızbk. Burçin
BürgeTürkçeErkek Pire. Bir yerde duramayan canlı, taşkın kimse. Keklik. Bahşiş, armağan.
BürgüTürkçeKız Baş örtüsü. Çarşaf, atkı. İnce perde.
BürkanArapçaErkekVolkan, yanardağ.
BürkütTürkçeErkekKartal.
BürranFarsçaKızKeskin, kesici.
BürümcekTürkçeKızHam ipekten dokunmuş ince bez.
BüşraArapçaKızMüjde, sevinçli haber.
BüteFarsçaKızÇalılık.
BütünTürkçeErkekEksiksiz, tüm.
CabbarArapçaErkek Zorlayan, cebreden. Kuvvet ve kudret sahibi (Allah.) Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi.
CabirArapçaErkekZorlayan, cebreden.
CaferArapçaErkek Küçük akarsu. Caferî mezhebinin kurucusu. Hz. Ali'nin Mute Savaşı´nda ölen kardeşinin adı.
CahideArapçaKızÇok çalışan, çaba gösteren kimse.
CahitArapçaErkekÇok çalışan, çaba gösteren kimse.
CaizeArapçaKız Armağan, hediye. Yol yiyeceği, azık. Eski şairlere yazdıkları methiyeler için verilen bahşiş.
CalibeArapçaKızKendine çeken, celbeden, çekici.
CalpTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, gayretli.
CanFarsçaErkek Ruh. Güç, dirilik, İnsanın kendi varlığı, özü, Gönül. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
CanaFarsçaKızEy can, ey sevgili!
CanalFarsça + TürkçeErkekGönül al, kendini sevdir, sevilen biri ol
CanalpFarsça + TürkçeErkekÖzünde yiğitlik, güçlülük olan kimse.
CanaltayFarsça + TürkçeErkekÖzü, ruhu yüce olan kimse.
CananeFarsçaKızSevgili, gönül verilen, âşık olunan.
CanaşTürkçeKızSevgili, dost, arkadaş.
CanatFarsça + TürkçeErkekŞiddetle iste
CanayFarsça + TürkçeErkekŞirin, tatlı kimse.
CanaydınFarsça + TürkçeErkekÖzü temiz, aydınlık ruhlu kimse.
CanbayFarsça + TürkçeErkekÖzü zengin, gönlü tok olan kimse.
CanbekFarsça + TürkçeErkekÖzü pek, güçlü kişilikli kimse.
CanberkFarsça + TürkçeErkekGüçlü, sağlam kişilikli kimse.
CanbeyFarsça + TürkçeErkekŞirin, tatlı bey.
CanbolatFarsçaErkekbk. Canpolat
CanbulatFarsçaErkekbk. Canpolat
CandaFarsça + TürkçeErkekİçte, özde, yürekte olan kimse.
CandanFarsça + TürkçeErkekİçten, yürekten, samimi.
CandanerFarsça + TürkçeErkekİçten, samimi, dost kimse.
CandarFarsçaErkek Canlı, diri. Koruyucu, muhafız.
CandaşFarsça + TürkçeErkekDost, arkadaş, yoldaş.
CandeğerFarsça + TürkçeErkekUğrunda can verilecek kadar güzel, değerli, sevilen.
CandemirFarsça + TürkçeErkekÖzü güçlü, demir gibi sağlam ve kişilikli kimse.
CandoğanFarsça + TürkçeErkekYaradılıştan samimi, dost olan kimse.
CanelFarsça + TürkçeErkekİçten, candan uzatılan el, dostluk eli.
CanerFarsça + TürkçeErkekÇok içten, sevilen, sevimli kimse.
CanfedaFarsça + ArapçaKızCanını veren, özverili kimse.
CanferFarsçaErkek Aydın, bilgili kimse. Güçlü, saygın kimse.
CanfesFarsçaKızÜzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş.
CanfezaFarsçaKızCan artıran, gönle ferahlık veren.
CanfidanFarsça +YunancaKızÖzü fidan gibi düzgün olan kimse.
CanfideFarsça +YunancaKızÖzü çiçek fidesi gibi temiz ve güzel olan kimse.
CangirayFarsça + MoğolcaErkekDürüst, samimi hükümdar.
CangülFarsçaKızÖzü gül gibi sar ve temiz olan kimse.
CangünFarsça + TürkçeErkekMutlu, sevimli gün.
CangürFarsça + TürkçeErkekCanlı, neşeli kimse.
CanhanımFarsça + TürkçeKızSevimli, cana yakın kadın.
CanıpekTürkçeKızAcıya, sıkıntıya karşı dayanıklı olan kimse.
CanikTürkçeKız Atik, çevik. Gözü açık ve becerikli.
CanipArapçaErkekYan, taraf, cihet, yön.
CanipekFarsça + TürkçeKızÖzü ipek gibi tertemiz olan kimse.
CankanFarsça + TürkçeErkekÖzü hareketli olan kimse.
CankatFarsça + TürkçeErkekYaşama gücü ver, neşe ve mutluluk saç
CankayaFarsça + TürkçeErkekÖzü sağlam olan kimse.
CankılıçFarsça + TürkçeErkekÖzü klıç gibi keskin olan kimse.
CankızFarsça + TürkçeKızSevilen, sevimli, şirin kız.
CankoçFarsça + TürkçeErkekSevimli, cana yakın kimse.
CankorurFarsça + TürkçeErkekCanı koruyan kimse.
CankurtFarsça + TürkçeErkekÖzü kurt gibi olan kimse.
CankutFarsça + TürkçeErkekKişinin mutluluğu, talihi, şansı, uğuru.
CannurFarsça + ArapçaErkekNurlu olan kimse.
CanolFarsça + TürkçeErkekCandan dost ol, gerçek dost ol
CanörenFarsça + TürkçeErkekGerçek dost olan.
CanözFarsça + TürkçeErkekKişinin özü.
CanözenFarsça + TürkçeKızGerçek dost olan kimse.
CanözlemFarsça + TürkçeKızGerçekten özlenen kimse.
CanperverFarsçaKızGönül açan, iç açan, ruhu besleyen.
CanpolatFarsçaErkekCanı, özü çelik gibi güçlü kimse.
CanrübaFarsçaKızGönül kapan, gönül alan sevgili.
CansalFarsça + TürkçeErkekÖzünü bırak, terket
CansayFarsça + TürkçeErkekŞirin, sevimli, cana yakın olarak kabul et
CanselFarsça + ArapçaErkekÖzü taşkın olan kimse.
CansenFarsça + TürkçeErkekSen cansın, sevilensin, sevimlisin
CanserFarsça + TürkçeErkekCanını, özünü ortaya koy
CansesFarsça + TürkçeKızSamimi, içten ses.
CansevFarsça + TürkçeKızİnsanları sev
CansevenFarsça + TürkçeErkekİnsanı seven
CanseverFarsça + TürkçeErkekİnsanı seven
CansınFarsça + TürkçeErkekSevgi dolusun, sevilmeye değersin, dostsun, sevgilisin
CansoyFarsça + TürkçeErkekTatlı ve içten olan kimse.
CansuFarsça + TürkçeErkekCan suyu, yaşam veren su.
CansunFarsça + TürkçeErkekKendini göster
CansunarFarsça + TürkçeErkekCanını feda eder
CansunayFarsça + TürkçeErkekCanını feda eden kimse.
CansunerFarsça + TürkçeErkekCanını feda eden kimse.
CantaşFarsça + TürkçeErkekbk. Candaş
CantekinFarsça + TürkçeErkekSamimi, içten hükümdar.
CantenFarsçaKızRuh ve beden.
CantezFarsçaErkekTez canlı, aceleci, hareketli kimse.
CantürkFarsça + TürkçeErkekTürk'ün dostu, arkadaşı.
CanyurtFarsça + TürkçeErkekGerçek yurt.
CaranTürkçeErkekGüzel kokan bir tür çiçek.
CarimArapçaErkekSuçlu.
CarullahArapçaErkek Allah'a komşu olan. Mekke'ye gidip orada oturan kimse.
CavidanFarsçaKızSonrasız, sürekli kalacak olan, sonsuz.
CavitFarsçaErkekSonrasız, sürekli kalacak olan, sonsuz, ebedî.
Cavlı Türkçe Erkek bk. Çavlı
CavuldurTürkçeErkekbk. Çavuldur
CaymazTürkçeErkekSözünü tutan, sözünden dönmeyen kimse.
CazibeArapçaKız Çekici, alımlı, sevimli. Alım, alımlılık, çekicilik. Yer çekimi, yıldızların birbirini çekmesi.
CazimArapçaErkekKarar veren, kesen, kestirip atan.
CazipArapçaErkekÇekici, ilgi uyandırıcı, albenili olan.
CebbarArapçaErkekbk. Cabbar
CebeMoğolcaErkek Zırh, zırhlı giysi. Savaşla ilgili silah ve araçlar.
CebealpMoğolca + TürkçeErkekZırh gibi sağlam ve dayanıklı yiğit.
CebenTürkçeErkekOğuzların yirmi dört boyundan birinin adı.
CebesoyMoğolca + TürkçeErkekSoyu dayanıklı ve sağlam insanlara dayanan kimse.
CebrailArapçaErkek İş yapabilen melek. Allah'a en yakın olan dört melekten, peygamberlere buyruk ve vahiy getirmekle görevli olanı.
CedideArapçaKız Yeni, kullanılmamış. Pek az zamandan beri bilenen veya mevcut olan.
CefaArapçaErkekEziyet, sıkıntı, çile.
CelâdetArapçaErkekKahramanlık, yiğitlik.
CelâlArapçaErkekYücelik, ululuk, değer.
CelâlettinArapçaErkekDinin ululuğu, yüceliği, büyüklüğü.
CelâliArapçaErkekYüceliğe mensup.
CelâsunMoğolcaErkek Kahraman, cesur, atak delikanlı, yiğit. Genç ve sağlıklı, gürbüz kimse.
CelâyirMoğolcaErkekMoğol ırkının büyük kollarından biri.
CelilArapçaErkekUlu, büyük, yüce.
CelilayArapça + TürkçeErkekUlu, yüce ay.
CelileArapçaKızUlu, büyük, yüce.
CemFarsçaErkek Hükümdar, şah. İran mitolojisinde şarabı bulan. Ar. Toparlanma, bir araya gelme.
CemalArapçaErkek Yüz güzelliği, güzellik. Güzel yüz.
CemaleddinArapçaErkekbk. Cemalettin
CemalettinArapçaErkekDinin güzelliği.
CemalullahArapçaErkekAllah'ın lütfu.
CemiArapçaErkekToplanmış, bütün, hep.
CemilArapçaErkek Güzel. Allah’ın sıfatlarından biri.
CemileArapçaKız Güzel. Hoşa gitmek için yaranma.
CeminurArapçaKızÇok nurlu, aydınlık kimse.
CemreArapçaErkekŞubat ayında birer hafta aralıklarla önce havada, sonra suda ve en son toprakta oluştuğu sanılan sıcaklık yükselişi.
CemşahFarsçaErkekŞah olan Cem.
Cemşir Arapça + Farsça Erkek Arslan gibi yürekli olan hükümdar.
CemşitFarsçaErkek Mitolojide, İran’ın efsanevi dördüncü şahı. Bu şah görünüşünde olan.
CenanArapçaErkekYürek, gönül.
CenaniArapçaErkekYürekle, gönülle ilgili.
CenapArapçaErkekŞeref, onur ve büyüklük.
CengâverFarsçaErkek Savaşçı, silâhşor. Savaşı seven, savaşkan,dövüşken.
CengerFarsça + TürkçeErkekbk. Cenker
CengizTürkçeErkek Güçlü, yılmaz, gözü pek kimse. Tarihte Büyük Moğol İmparatorluğu´nu kuran Türk hükümdarı.
CengizhanTürkçeErkekGüçlü hükümdar.
CenkFarsçaErkekSavaş.
CenkerFarsça + TürkçeErkekSavaş eri, savaşçı kimse.
CennetArapçaKız Dinî inanışına göre, iyilik yapanların, günahsızların, öldükten sonra sonsuz mutluluğa kavuşacakları yer, uçmak. Çok güzel, ferah yer, bahçe.
CerenMoğolcaKızCeylan.
CeritArapçaErkek Verimsiz, çorak yer. Bekâr. Tarihte bir Türk oymağının adı.
CerullahArapçaErkekbk. Carullah
CesimArapçaErkekİri, büyük.
CesurArapçaErkekYürekli, korkusuz, yiğit.
CevatArapçaErkekCömert, eli açık.
CevdetArapçaErkek İyilik, güzellik. Olgunluk, büyüklük. Kusursuzluk.
CevherArapçaErkek Bir şeyin esası, öz, maya. Güç, enerji. Değerli süs taşı, mücevher.
CevheriArapçaErkekÖzle, yaradılışla ilgili.
CevriArapçaErkekEziyet, sıkıntıyla ilgili olan.
CevriyeArapçaKızEziyet, sıkıntıyla ilgili olan.
CevvalArapçaErkekKoşan, dolaşan, hareket eden, hareketli.
CevzaArapçaKızİkizler burcu, gökyüzünün kuzey yarım küresinde görünen iki parlak yıldızlı burç.
CeydaArapçaKızUzun boyunlu ve güzel kadın.
CeydahanArapça + TürkçeKızUzun boyunlu ve güzel kadın.
CeyhanİbraniceErkekTürkiye'nin Akdeniz bölgesinde, uzunluğu 576 km. olan bir nehir.
CeyhunİbraniceErkekTevrat'a göre cennetin dört nehrinden biri.
CeylânMoğolcaKızGözlerinin güzelliğiyle ünlü, ince bacaklı, hızlı koşan, zarif, memeli hayvan.
CezayirArapçaErkekAdalar.
CezlânArapçaErkekMutlu.
CezmiArapçaErkekKesin karar veren, kararlı kimse.
CihanFarsçaErkek Evren, âlem. Dünya.
CihanbanuFarsçaKızDünyanın hanımefendisi.
CihandarFarsçaErkekDünyaya egemen olan hükümdar.
CihandideFarsçaErkekDünyayı gezip görmüş, deneyimli kimse.
CihanefruzFarsçaErkekDünyayı parlatan, aydınlatan kimse.
CihanerFarsça + TürkçeErkekDünyanın yiğidi.
CihanferFarsçaKızCihanı, dünyayı aydınlatan, dünyanın ışığı.
CihangirFarsçaErkekDünyaya egemen olan, dünyayı zapt eden kimse.
Cihangül Farsça KızDünyanın gülü.
CihaniFarsçaErkekDünyalı, insan.
CihanmertFarsçaErkekDünyanın en cömert insanı.
CihannurFarsça + ArapçaErkekDünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.
CihanşahFarsçaErkekDünyanın şahı, hükümdarı.
CihatArapçaErkekDin uğrunda düşmanla savaşma.
CilvekârFarsçaKızCilveli, cilve yapan.
CilvenazFarsçaKızCilveli, nazlı.
CilvesazFarsçaKızCilve yapan, cilveli.
CimşitFarsçaErkekbk. Cemşit
CindorukTürkçeErkekEn yüksek yer, zirve.
CivanFarsçaErkekTaze, genç delikanlı.
CivanbahtFarsçaErkekMutlu, şanslı kimse.
CivanmertFarsçaErkekCömert, eli açık kimse.
CivanşirFarsçaErkekGenç aslan.
CoşanTürkçeErkekCoşku duyan, heyecanlı kimse.
CoşarTürkçeErkekCoşkulu, heyecanlı.
CoşkuTürkçeErkek Genellikle büyük bir istekle ortaya çıkan geçici hayranlık veya heyecan durumu. Sevinç gösterileriyle beliren güçlü heyecan.
CoşkunTürkçeErkekCoşan, coşkulu, heyecanlı kimse.
CoşkunayTürkçeErkekCoşan, coşkulu, heyecanlı kimse.
CoşkunerTürkçeErkekCoşan, coşkulu, heyecanlı kimse.
CoşkunsuTürkçeErkekCoşan, coşkulu, heyecanlı kimse.
CömertFarsçaErkek Eli açık. Verimli.
CuciTürkçeErkek Konuk. Sevgili. Cengiz Han'ın dört oğlundan en büyüğü ve Altınordu devletinin kurucusu.
CudiArapçaErkekCömert, eli açık.
CudiyeArapçaKızCömert, eli açık.
CulduzTürkçeErkekbk. Yıldız
CumaArapçaErkek Toplanma. Perşembeden sonra gelen gün.
CumaliArapçaErkekDeğerli, yüce bir biçimde bir araya getirilmiş olan.
CumhurArapçaErkekTopluluk, kalabalık, halk.
CumhuriyetArapçaErkekHalkın egemenliği kendi elinde tuttuğu devlet biçimi.
CuraTürkçeErkek Dost, arkadaş, sevgili. Güzel, ahenkli ses. Ufak tefek, çelimsiz. Küçük zurna. Atmaca, doğan.
CündiArapçaErkek Ata iyi binen, binici, süvari. Asker.
CündullahArapçaErkekAllah’ın askerleri.
CüneytArapçaErkek Küçük asker, askercik. Beylikler döneminde Aydınoğulları soyunun en son temsilcisi olan beyin adı.
ÇabaTürkçeErkekHerhangi bir işi yapmak için harcanan güç, zorlu, sürekli çalışma.
ÇabarTürkçeErkekbk. Çapar
ÇadırFarsçaErkek Çadır. Kadınların baş örtüsü.
ÇağTürkçeErkek Dönem, mevsim, zaman. Yaş. Yüzyıl, asır. Çağlayan.
ÇağaTürkçeErkek Bebek, çocuk. Küçük kuş yavrusu.
ÇağaçanTürkçeErkekYeni bir dönem başlatan kimse.
ÇağaçarTürkçeErkekbk. Çağaçan
ÇağakanTürkçeErkekÇağ değiştiren kimse.
ÇağanTürkçeErkek Bayram. Kalın ve kuvvetli deve kösteği. Doğan kuşu.
ÇağanakTürkçeErkekKörfez, liman.
ÇağatayTürkçeErkek Yavru at, tay. Cengiz Hanın oğlu.
ÇağayTürkçeErkekÇağın parlak ve aydın bireyi.
ÇağbayTürkçeErkekÇağın zengini olan kimse.
ÇağdaşTürkçeErkek Aynı çağda yaşayan. Bulunulan çağın koşullarına uygun olan. Yaşıt.
ÇağılTürkçeErkek Çağla ilgili. Çakıl. Çağla.
ÇağıltıTürkçeErkekSuyun akarken, taşlara, kayalara çarparak çıkardığı ses.
ÇağınTürkçeErkekYıldırım, şimşek.
ÇağırTürkçeErkek Şıra. Çakır. Dar yol, küçük yol.
ÇağkanTürkçeErkekCanlı, dinamik, çalışkan kimse.
ÇağlaTürkçeErkek Badem, kayısı, erik gibi çekirdekli yemişlerin ham durumu. Coşkulu ol
ÇağlakTürkçeErkek Şelale, çağlayan. Yırtıcı kuş, çaylak.
ÇağlamTürkçeErkekÇağlayan.
ÇağlanTürkçeErkekBir ırmağın denize kavuştuğu yer.
ÇağlarTürkçeErkek Çağlayan. Coşkulu, canlı kimse.
ÇağlasınTürkçeErkekCoşsun, çağlasın
ÇağlayanTürkçeErkekKüçük bir akarsuyun çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer.
ÇağlayangilTürkçeErkekÇağlayan ailesine mensup olan kimse.
ÇağlayantürkTürkçeErkekÇağlayan Türk.
ÇağlıTürkçeErkek Kuvvetli. Namuslu.
ÇağmanTürkçeErkekÇağın insanı.
ÇağnurTürkçe + ArapçaKızÇağın ışık saçan bireyi.
ÇağrıTürkçeErkek Birini çağırma, davet. Doğan, çakır kuşu. Rütbe, unvan, san.
ÇağrıbeyTürkçeErkek Çağıran bey. Selçuklu Devleti´nin kurucularından Horasan Meliki.
ÇağrınurTürkçe + ArapçaKızAydınlığa, ışığa davet eden kimse.
ÇağverenTürkçeErkekYeni bir çağ açan kimse.
ÇakanTürkçeErkekParıldayan, ışık veren.
ÇakarTürkçeErkek Kıvılcım. Şimşek. Yaman, görmüş geçirmiş kimse.
ÇakılTürkçeErkekKüçük veya orta boyda taş parçası.
ÇakımTürkçeErkek Şimşek, kıvılcım Yığın.
ÇakınTürkçeErkek Şimşek, kıvılcım. Mavi gözlü.
ÇakırTürkçeErkek Mavimsi, mavi benekli, gri göz rengi. Bir doğan cinsi. Gönül, iç, can.
ÇakırbeyTürkçeErkekYiğit, cesur, gözü pek bey.
ÇakırcaTürkçeErkekÇakıra benzeyen.
ÇakırerTürkçeErkekCesur, yiğit kimse.
ÇakmakTürkçeErkek Taşa vurulup kıvılcım çıkaran çelik parçası. Tutuşturma aygıtı.
ÇakmanTürkçeErkekAmacına erişen, ulaşan kimse
ÇakmurTürkçeErkek Yarı uykulu bakış. Sert taş Pinti.
ÇalapkuluTürkçeErkekTanrı kulu.
ÇalapöverTürkçeErkekTanrı över.
ÇalapverdiTürkçeErkekTanrı verdi.
ÇalganTürkçeErkekYatağı taşlık olan ve gürültüyle akan su.
ÇalıkbeyTürkçeErkekSağlığı yerinde olmayan bey.
ÇalıkuşuTürkçeKızSerçegillerden, başı koyu kırmızı, çalılık yerleri seven, ötücü bir kuş.
ÇalımTürkçeErkek Gösterişli tavır, kurulma. Kılıcın keskin tarafı. İlgi. Vuruş.
ÇalınTürkçeErkek Ateş çakmağı. Çiy, kırağı.
ÇalışTürkçeErkek Çelme, güreş. Çarpışma, cenk, savaş.
ÇalışkanTürkçeErkekÇok çalışan, çalışmayı seven.
ÇalkanTürkçeErkekSu birikintisi.
ÇalkaraTürkçeErkekDoğan türünden bir kuş.
ÇalkınTürkçeErkekAlev.
ÇaltıTürkçeErkek Diken, çalı. Küçük ve dikenli orman. Akasya. Engel. Kuytu yer. Hızlı, çevik.
ÇamTürkçeErkekİğne yapraklı, kozalaklı, reçineli ağaç.
ÇamakTürkçeErkekKendini beğenen.
ÇambelTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇamerTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇamokTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇandarTürkçeErkek Kadınhanı ve Konya taraflarında yetişen, Karaman ile dağlıcın birleşmesinden meydana delen bir koyun türü. Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar ve kazaskerler yetiştirmiş büyük bir ailenin adı.
ÇandarlıTürkçeErkekOsmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar ve kazaskerler yetiştirmiş büyük bir ailenin adı.
ÇangaTürkçeErkekSoylu.
ÇangalTürkçeErkek Dallı budaklı, eğri ağaç. Çok zayıf. Dere dibi.
ÇankaraTürkçeErkekÇan ve kara.
ÇankayaTürkçeErkekTaşları katmer katmer kalkan kaya.
ÇapanTürkçeErkek Ceket. Engelli, tehlikeli. Düğün yemeği yapan aşçı. Alkış, el çırpma.
ÇapanerTürkçeErkek Saldıran, atılan, hücum eden kimse. Koşan, hızlı hareket eden kimse.
ÇaparTürkçeErkek Sarışın, mavi gözlü, çilli, insan. Kula renkli hayvan. Çiçek bozuğu yüz. Huysuz, ters adam. Cesur.
ÇapınTürkçeErkekSaldırı, hücum.
ÇapkanTürkçeErkek Saldıran, atılan, hücum eden. Koşan, hızlı hareket eden.
ÇarlanTürkçeErkekGüçlü akan su.
ÇarmanTürkçeErkekNeşeli.
ÇavTürkçeErkek Ün, şöhret, şan. İz, eser. Güneşin buluttan sıyrılmış durumu. Yüksek ses.
ÇavaşTürkçeErkek Güneş. Güneşli yer, güney.
ÇavdarTürkçeErkekBuğdaygillerden, birçok türü bulunan, yıllık, boylu bir bitki.
ÇavdurTürkçeErkekÜnlü, şöhretli.
ÇavlanTürkçeErkekBüyük çağlayan.
ÇavlıTürkçeErkek Ünlü, şanlı. Henüz ava alıştırılmamış doğan yavrusu.
ÇavuldurTürkçeErkekOğuzların Üçok kolundan bir Türk boyunun adı.
ÇavuşTürkçeErkek Orduda onbaşıdan sonra gelen, görevi manga komutanlığı olan erbaş. Kılavuz.
Çaydam Türkçe Erkek Yatağa doldurulan veya yağmurluk yapılan ince keçe.
ÇaydamarTürkçeErkekÇay gibi akıp giden.
ÇayhanTürkçeErkekAdı çay olan hükümdar.
ÇaykaraTürkçeErkek Çay kıyılarında çıkan kaynak, pınar. Kumsal, nehir yatağı.
ÇaylakTürkçeErkek Irmağın geçit yeri, geçit. Sözünde durmayan kimse. Yırtıcılardan uzun kanatlı, çengel gagalı, küçük kuşları avlayan bir kuş.
ÇaylanTürkçeErkek Çay ve ırmağın geçit yeri. Kumsal, kumlu yer. Çakıllı yer.
ÇaynakTürkçeErkek Tırnak, pençe. Eli kolu tutmayan, sakat.
ÇeberTürkçeErkek El işlerinde usta, dikkatli, becerikli kimse. Açıkgöz, cesur.
ÇeçenTürkçeErkek Kafkasya'nın kuzeydoğusunda yaşayan bir halkın adı. Akıllı. Söz ustası, hatip. Yakışıklı.
ÇekikTürkçeErkek Tarla kuşu. Çekilmiş olan.
ÇekimTürkçeErkek Güzel ve muntazam görünüş. Güç, takat. Çam yaprağı. Çam kozalağı.
ÇekinTürkçeErkek Meşe ağaçlarında olan iri bir çeşit meyve. Bağ çubuklarının açılmak üzere bulunan gözlerini bitten korumak için kullanılan ökse.
ÇelebiTürkçeErkek Görgülü, terbiyeli, olgun kimse. Bektaşi ve Mevlevi pirlerinin en büyüklerine verilen san. Kayınbirader.
ÇelemTürkçeErkek Yiğit. Şalgam.
ÇelenTürkçeErkek Yakışıklı delikanlı. Tepelerin kar tutmayan kuytu yeri. Açıkgöz, becerikli, kurnaz. Evlerin dışında bulunan saçak. Akıllı.
ÇelenkTürkçeErkek Çiçek, dal ve yapraklarla yapılmış halka. Uzun kuş tüyü. Gümüş veya altın taç.
ÇelikTürkçeErkek Su verilip sertleştirilen demir. Çok güçlü, kuvvetli. Kısa kesilmiş dal.
ÇelikbaşTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇelikbilekTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇelikelTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇelikerTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇelikhanTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli hükümdar.
ÇelikizTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇelikkanTürkçeErkekGüçlü soydan gelen kimse.
ÇelikkanatTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇelikkayaTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇelikkolTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇeliközTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇeliksuTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇeliktanTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇeliktaşTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇeliktenTürkçe + FarsçaErkekÇelik gibi güçlü, sağlam, dayanıklı kimse.
ÇeliktürkTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli Türk.
ÇelikyayTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ÇelikyürekTürkçeErkekCesur, soğukkanlı kimse.
ÇelimTürkçeErkek Güç, kuvvet. Tavır, çalım.
ÇeltikTürkçeErkek Kabuğu ayıklanmış pirinç. Dokunaklı söz. Çoban yamağı.
ÇenderTürkçeErkekbk. Çandar
ÇengizTürkçeErkekbk. Cengiz
ÇepniTürkçeErkek Dağ köylüsü. Oğuzların Üçok koluna bağlı bir Türk Boyu.
ÇerçiTürkçeErkekKöylerde dolaşarak ufak tefek eşya satan gezgin satıcı.
ÇeriTürkçeErkek Asker, ordu. Savaş.
ÇerkezTürkçeErkekKafkasya'nın yerli boylarından birinin adı ve bu boydan olan kimse.
ÇermeTürkçeErkek Çay kıyılarında sulu ve yeşil yer. Akarsuların topraktan çıkan sızıntısı. Kaynak.
ÇeşminazFarsçaKızNazlı, baygın bakışlı göz.
ÇetikTürkçeErkek Yünden örülmüş terlik, mes. Çarık. Çocuk ayakkabısı. Çekirge. Fidan.
ÇetinTürkçeErkek Sert, inatçı. Sarp, engelli. Çözümlenmesi güç. Hayırsız.
ÇetinalpTürkçeErkekSert, inatçı yiğit.
ÇetinayTürkçeErkekSert, inatçı kimse.
ÇetinelTürkçeErkekSert, inatçı kimse.
ÇetinerTürkçeErkekSert, inatçı kimse.
ÇetinkayaTürkçeErkekSert, inatçı kimse.
ÇetinokTürkçeErkekSert, inatçı kimse.
ÇetinözTürkçeErkekSert, inatçı kimse.
ÇetinsoyTürkçeErkekSert, inatçı bir soydan gelen kimse.
ÇetinsuTürkçeErkekSert, inatçı kimse.
ÇetintaşTürkçeErkekSert, inatçı kimse.
ÇetintürkTürkçeErkekSert, inatçı Türk.
ÇetinyiğitTürkçeErkekSert, inatçı kimse.
ÇevikTürkçeErkekKolaylık ve çabuklukla davranan, kıvrak, hareketli kimse.
ÇevikcanTürkçe + FarsçaErkekKolaylık ve çabuklukla davranan, kıvrak, hareketli kimse.
ÇevikelTürkçeErkekKolaylık ve çabuklukla davranan, kıvrak, hareketli kimse.
ÇevikerTürkçeErkekKolaylık ve çabuklukla davranan, kıvrak, hareketli kimse.
ÇeviközTürkçeErkekKolaylık ve çabuklukla davranan, kıvrak, hareketli kimse.
ÇevrimTürkçeErkek Sınır. Girdap. Sürekli ve düzenli değişme.
ÇeyizTürkçeKızGelin için hazırlanan her tür eşya.
ÇıdaTürkçeErkekSüngü, mızrak.
ÇıdalTürkçeErkekSabır.
ÇıdamTürkçeErkekSabır.
ÇıdamlıTürkçeErkekSabırlı.
ÇığTürkçeErkek Dağdan yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi. Sürü, kafile. Çok, sık, fazla.
ÇığaTürkçeErkek Horoz, cennet kuşu gibi kuşların kuyruğundaki tüylerden en gösterişlisi. Yaramaz çocuk. Karışık renkli bir tür kuş.
ÇığalTürkçeErkekbk. Çığa
ÇığılTürkçeErkek Çakıl ve taş yığını. Kalabalık. İri saman.
ÇığırTürkçeErkek Çığın kar üzerinde açtığı yol. İz. Taşlı yol, patika. Yenilikçi akım.
ÇınakTürkçeErkek Yırtıcı kuş pençesi. Yağmurdan sonra açan hava.
ÇınarFarsçaErkek Uzun boylu, kalın dallı, uzun ömürlü bir ağaç. Dayanak, destek, güç alınan kimse, güçlü kimse.
ÇınayTürkçeErkekEtrafa gerçekten ışık saçan kimse.
ÇıngıTürkçeErkek Kıvılcım. Parça.
ÇırayTürkçeErkek Yüz çizgileri, yüz güzelliği. Beniz, yüz. İnsan resmi.
ÇıtakTürkçeErkek Dağlı, dağlarda yaşayan. Köylü. Yabancı, göçmen. Kavgacı, inatçı, huysuz. Açıkgöz, kurnaz. İyi giyinmiş, yakışıklı delikanlı.
ÇıtanakTürkçeErkek Bir dalda birkaç meyvenin bulunması. Küçük dal.
ÇıvgınTürkçeErkek Rüzgâr ve karla karışık yağan yağmur. Ağacın verdiği yeni sürgün, filiz.
ÇiçekTürkçeKızBir bitkinin, üreme organlarını taşıyan, çoğu güzel kokulu, renkli bölümü.
ÇiftçiTürkçeErkekGeçimini toprağını ekerek sağlayan kimse.
ÇiğdemTürkçeKızZambakgillerden, türlü renklerde çiçek açan, çok yıllık, yumrulu bir kır bitkisi.
ÇiğilTürkçeErkek Omuz, omuz başı. Bir Türk boyu.
ÇiğlezTürkçeErkekYakışıklı, ince, uzun boylu.
ÇilekTürkçeKızGülgillerden, sapları sürüngen, pembe kırmızı renkte meyvesi olan bir bitki.
ÇilenTürkçeKız Hafif yağan yağmur, çisenti. Suyun derin olmayan yeri.
ÇilentiTürkçeKızÇiy, jale.
ÇilerTürkçeKızŞarkı söyleyen, şakıyan, öten bülbül.
ÇilhanTürkçeKızYüzü çil çil olan hükümdar.
ÇilhanımTürkçeKızYüzü çil çin olan kadın.
ÇiltayTürkçeErkekÜzerinde benekler bulunan tay.
ÇimenTürkçeKızKendiliğinden yetişmiş çim.
ÇimnazTürkçe + FarsçaKızÇok nazlı.
ÇinTürkçeErkek Gerçek, gerçeklik, doğru. Omuz. Üzerinde çok meyve bulunan dal. Soylu, öz, katıksız.
ÇinelTürkçeErkekDoğru, dürüst, namuslu kimse.
ÇinerTürkçeErkekDoğru, dürüst, namuslu kimse.
ÇinerkTürkçeErkekDoğru yolda kullanılan güç.
ÇingizTürkçeErkekbk. Cengiz
ÇinkılıçTürkçeErkekGerçek savaşçı.
ÇintanTürkçeErkekSabah vakti.
ÇintayTürkçeErkekSoylu at.
ÇinuçinTürkçeErkekÜstün, galip, zafer kazanmış.
ÇirayTürkçeErkekYüz, surat.
ÇisenTürkçeKız Sisli ve kapalı havada ince ince yağan yağmur. Çiy.
ÇisilTürkçeKızİnce yağmur.
ÇitlembikTürkçeKız Mercimekten biraz büyük, buruk lezzette meyvesi olan bir ağaç. Ufak tefek, esmer ve sevimli.
ÇobanFarsçaErkekKoyun, keçi, inek gibi hayvanları güdüp otlatan kimse.
ÇobanyıldızıFarsça + TürkçeKızVenüs gezegeni.
ÇoğaTürkçeErkek Çocuk. Yavru.
ÇoğahanTürkçeErkekKüçük yaşta hükümdar olmuş kimse.
ÇoğanTürkçeErkekKökü ve dalları sabun gibi köpüren bir bitki, çöven.
ÇoğaşTürkçeErkekGüneş.
ÇoğayTürkçeErkekbk. Çokay
ÇokanTürkçeErkek Dağın doruğu. Zirveye ulaşan.
ÇokarTürkçeErkekSoylu.
ÇokayTürkçeErkek Köy zengini, çiftlik sahibi. Eşkıya.
ÇokerTürkçeErkekGerçekten yiğit olan kimse.
ÇokmanTürkçeErkekTopuz, gürz.
ÇokuTürkçeErkekbk. Çokan
ÇolakTürkçeErkekEli veya kolu sakat kimse.
ÇolpanTürkçeErkekÇoban yıldızı, Zühre, Venüs.
ÇoparTürkçeErkekDikkatsiz.
ÇopurTürkçeErkek Yüzü, çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan kimse. Bir tür geyik. Benekli antilop.
ÇopuralpTürkçeErkekYüzü, çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan yiğit.
ÇoraTürkçeErkek Bir tür toprak. Her türlü yemek.
ÇorakTürkçeErkekVerimsiz, bitek olmayan, kıraç toprak.
ÇotukTürkçeErkekAğaç kütüğü, asma kütüğü.
ÇoturTürkçeErkek Kısa boylu, sağlam, güçlü kimse. Yassı, buruşuk. Fundalık.
ÇoturayTürkçeErkekKısa boylu, sağlam, güçlü kimse.
ÇökermişTürkçeErkekYaşlı, yaşlanmış, ihtiyar kimse.
ÇölbeyTürkçeErkekÇölde yaşayan bey.
ÇöyürTürkçeErkekFidan.
ÇuğaTürkçeErkekCesur, kahraman.
ÇulpanTürkçeErkekbk. Çolpan
ÇuvaşTürkçeErkek Güneş. Güneşli yer. Açık hava. Çadır. Rusya'da yaşayan bir Türk kavminin adı. Yoksul.
DadakTürkçeErkek Büyük kardeş, ağabey. Bebek. Bir yiyeceğin tadına bakmak için yenilen parçası, tadımlık. Şeker, akide şekeri.
DadaşTürkçeErkek Erkek kardeş. Yiğit, delikanlı, babayiğit kimse. Mert, cesur. Arkadaş, dost.
DağTürkçeErkekÇevresindeki araziye göre çok yüksek olan toprak, kaya
DağaTürkçeErkekYayla, yüksek yer.
DağaşanTürkçeErkekDağları aşan, korkusuzca dolaşan kimse.
DağdelenTürkçeErkekDağları delen, çok kararlı ve çalışkan kimse.
DağhanTürkçeErkekEski Türklerde dağ Tanrısı.
DağtekinTürkçeErkekDağlara hükmeden hükümdar.
DâhiArapçaErkekOlağanüstü zeki ve yetenekli kimse.
DaiArapçaErkek Dua eden, duacı. Davet eden, çağıran.
DaimArapçaErkekSürekli, sonsuz.
DaimeArapçaKızSürekli, sonsuz.
DalTürkçeErkek Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri. Arka, sırt. Kol.
DalanTürkçeErkek Biçim, şekil. İnce, narin, zarif.
DalayTürkçeErkekDeniz.
DalayerTürkçeErkekDeniz adamı.
DalbaşTürkçeErkekKoruyucu.
DalboğaTürkçeErkekKoruyucu yürekli kimse.
DaldaTürkçeErkekKuytu yer, barınak.
DaldalTürkçeErkekKahraman, yiğit.
DaldikenTürkçeErkekAğaç yetiştiren kimse.
DalgıçTürkçeErkekGenellikle özel donanımla su yüzeyi altında çalışmayı meslek edinen kimse.
DalımTürkçeErkekGücüm, kuvvetim
DalkılıçTürkçeErkek Kılıcını çekmiş olan. Gönüllü, fedai.
DalkoçTürkçeErkekKoruyucu, arka çıkıcı kimse.
DalokayTürkçeErkekÇok beğenilen kimse.
DaltekinTürkçeErkekKoruyucu, kayırıcı hükümdar.
DalyanTürkçeErkek Deniz, göl ve nehirlerde kıyılara yakın kurulan büyük balık avlama yeri. Denizde yüzeye yakın yosunlu kaya. Deniz kıyılarında ve denizin dibinde dalgalı biçimde görülen kum.
DamarTürkçeErkek Canlı varlıklarda kan dolaşımına yarayan kanal. Yer altında belli bir maden alanı. Huy, yaradılış. Tür.
DamlaTürkçeKızYuvarlak biçimde, çok küçük miktarda su vb. sıvı.
DânâFarsçaErkekBilen, bilgili, zeki kimse.
DanışTürkçeErkekÖnemli bir konuda birkaç kişinin konuşması.
DanışmanTürkçeErkek Bilgili ve düşüncesinden yararlanmak için danışılan kimse. Bilgin.
DanişFarsçaErkekBilgi, bilim.
Danişment Farsça Erkek Bilgin, bilgili.
DanyalİbraniceErkek Kutsal kitapta adı geçen İsrail peygamberi. İbranice de bu ad Tanrı benim yargıcımdır anlamındadır.
DaraFarsçaErkek Hükümdar. Tanrı adlarından. Eski İran hükümdarlarından dokuzuncusu.
DarcanTürkçe + FarsçaErkekAceleci, sıkıntılı.
DargaTürkçeErkekBaşkan, lider.
DaverFarsçaErkek Hakem, hâkim. Adil padişah veya yönetici. Yüce Tanrı.
DavranTürkçeErkek Hazır ol, hazırlan İşe giriş, el at, başla Hazırlık.
DavutİbraniceErkek Sevgili, aziz. İsraillilerin, sesinin güzelliği ve şairliği ile tanınan hükümdar ve peygamberi.
DayaFarsçaKızÇocuğa bakan dadı, sütnine, taya.
DayahatunFarsça + TürkçeKızÇocuğa bakan dadı, sütnine, taya.
DayançTürkçeErkek Sabır, katlanma gücü. Dayanıklılık, sağlamlık.
DayarTürkçeErkekHazır, hazırlanmış.
DayeFarsçaKızbk. Daya
DayıTürkçeErkek Annenin erkek kardeşi. Birini kayırıp koruyan saygın kimse. Kabadayı, külhanbeyi. Güzel, iyi.
DaylakTürkçeErkek Sakalı, bıyığı çıkmamış delikanlı. İnce uzun boylu kimse.
DedeTürkçeErkek Babanın veya ananın babası. Ata. Mevlevi tarikatında çile doldurmuş dervişlere verilen san.
DefineArapçaKız Toprak altına gömülerek saklanmış para veya değerli şeyler. Değerli, önemli, az bulunur nitelikte kimse.
DefneYunancaKızDefnegillerden, yaprakları güzel kokulu, kış yaz yeşil kalan bir ağaç.
DeğerTürkçeErkek Yüksek nitelik. Üstün, yararlı nitelikleri olan kimse. Bir şeyin önemini belirten ölçü, karşılık.
DeğmeerTürkçeErkekSeçkin, nitelikli kimse.
DehanFarsçaKızAğız.
DehriArapçaErkek Dünyanın sonsuzluğuna, ruhun bedenle birlikte öldüğüne inanan kimse. Çok bilgili kimse.
DelâlArapçaErkekİnsana hoş, sevimli görünen hâl, naz, işve.
DeliceTürkçeErkek Delişmen, çılgın, coşkun. Şahin, atmaca türünden kuş. Buğdaygillerden bir bitki.
DelikanTürkçeErkekCoşkulu, hareketli, kabına sığmaz kimse.
DelikanlıTürkçeErkek Çocukluk çağından çıkmış genç erkek. Sözünün eri, dürüst, namuslu kimse.
DemetYunancaKız Bitki veya çiçek destesi. Bağlanarak oluşturulmuş deste.
DemhoşFarsçaKızSoluğu güzel kokan, hoş kokulu.
DemirTürkçeErkek Koyu renkli, kolay işlenen, dayanıklı, kullanılış yerleri çok maden. Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirağTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemiralpTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert, yiğit kimse.
DemirayTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirbağTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirbaşTürkçeErkekBaşı demir gibi sağlam olan kimse.
DemirboğaTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirbükenTürkçeErkekDemiri bükecek güçte olan kimse.
DemircanTürkçe + FarsçaErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirçayTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirdelenTürkçeErkekDemiri delecek güçte olan kimse.
DemirdövenTürkçeErkekDemiri işleyen, güçlü kimse.
DemirelTürkçeErkekEli demir gibi güçlü olan.
DemirerTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirezenTürkçeErkekDemiri ezecek kadar güçlü olan kimse.
DemirgüçTürkçeErkekDemir gibi güçlü kimse.
DemirgülleTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirhanTürkçeErkekGüçlü hükümdar.
DemirizTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirkanTürkçeErkekGüçlü soydan gelen kimse.
DemirkayaTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirkıranTürkçeErkekDemiri kıracak kadar güçlü olan kimse.
DemirkoçTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirkolTürkçeErkekDemir gibi güçlü kolu olan kimse.
DemirkökTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirkurtTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirkutTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirmanTürkçeErkekDemir gibi güçlü, sağlam kimse.
DemirokTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirolTürkçeErkekDemir gibi güçlü ol
DemirözTürkçeErkekÖzü demir gibi güçlü olan kimse.
DemirpençeTürkçe + FarsçaErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirsoyTürkçeErkekGüçlü soydan gelen kimse.
DemirşahTürkçe + FarsçaErkekGüçlü, kuvvetli, sert hükümdar.
DemirtaşTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirtavTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirtayTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirtekinTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert hükümdar.
DemirtuğTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, sert kimse.
DemirtürkTürkçeErkekDemir gibi güçlü, sağlam Türk.
DemiryürekTürkçeErkekDGüçlü, yürekli kimse.
DemokanTürkçeErkekAmlayışlı kimse.
DemrenTürkçeErkekbk. Temren
DengizTürkçeErkekbk. Deniz
DengizerTürkçeErkekbk. Denizer
DenizTürkçeErkek Yer kabuğunun çukur bölümlerini kaplayan, birbiriyle bağlantılı, tuzlu, büyük su kütlesi. Çok bol.
DenizalpTürkçeErkekYiğit denizci.
DenizcanTürkçe + FarsçaErkekDeniz adamı, denizci.
DenizelTürkçeErkekDeniz adamı, denizci.
DenizerTürkçeErkekDeniz adamı, denizci.
DenizhanTürkçeErkekEski Türklerde deniz Tanrısı.
DenizmanTürkçeErkekDenizci.
DenizmenTürkçeErkekbk. Denizman
DeniztekinTürkçeErkekDeniz adamı, denizci.
DenkTürkçeErkek Aynı yaş ve değerde olan. Uygun, nitelik yönünden eşit.
DenkelTürkçeErkekÖlçülü, uyumlu kimse.
DenkerTürkçeErkekÖlçülü, uyumlu kimse.
DenktaşTürkçeErkek Akran, aynı yaşta bulunan kimse, yaşıt. Haktan yana olan, adil.
DenliTürkçeErkekTerbiyeli, saygılı, ölçülü kimse.
DenlisoyTürkçeErkekTerbiyeli, saygılı, ölçülü soydan gelen kimse.
DerenTürkçeErkekDerleyen, toplayan.
DerenelTürkçeErkekToplayan, bir araya getiren kimse.
DerinTürkçeErkek Çok gelişmiş, çok ilerlemiş. Yoğun. İçten gelen.
DerinkökTürkçeErkekSoyu çok eskilere giden kimse.
DerinözTürkçeErkekÖzünde yücelik olan kimse.
DerlenTürkçeErkekDüzgün bir biçimde toplan, düzenli ol anlamında kullanılan bir söz.
DermanFarsçaErkek İlaç. Çare. Güç, kuvvet.
DervişFarsçaErkek Bir tarikata girmiş, onun yasa ve törelerine bağlı kimse. Alçak gönüllü, hoşgörülü kimse.
DervişaniFarsçaErkekDervişlere ait.
DervişhanFarsça + TürkçeErkekAlçak gönüllü hükümdar.
DeryadilFarsçaErkekGönlü geniş, her şeyi hoş gören kimse.
DeryanurFarsça + ArapçaKızÇok güzel, çok parlak olan.
DesteFarsçaKızDemet, tutam, bağlam.
DestegülFarsçaKızGül demeti.
DevinTürkçeErkek Hareket, kımıldanış. Çaba, gayret.
DevinerTürkçeErkekHareketli, gayretli kimse.
DevletArapçaErkek Büyük mutluluk. Kut, talih. Büyük aşama, orun, mevki. Toprak bütünlüğü ve siyasal örgütü olan bir ulusun oluşturduğu hukuksal varlık.
DevlettinArapçaErkekDinin mutluluğu, uğuru, büyüklüğü.
DevranArapçaErkek Dünya, felek. Zaman. Talih, yazgı.
DevrimTürkçeErkekDünya görüşünde, felsefede, bilimde, sanatta veya toplumsal düzende birdenbire olan niteliksel değişme.
DevrimerTürkçeErkekDünya görüşünde, felsefede, bilimde, sanatta veya toplumsal düzende birdenbire olan niteliksel değişmeden yana olan kimse.
DibaFarsçaKızBir tür süslü ipek kumaş.
DicleArapçaKız Ulu ırmak. Anadolu'dan doğarak Irak'tan geçen, Fırat ile birleşerek Şattülarap adıyla Basra körfezine dökülen nehir.
DiclehanArapça + TürkçeKızBüyük ırmak gibi çağlayan, çalışıp çaba gösteren hükümdar.
DidarFarsçaKızYüz, çehre.
DidemFarsça + TürkçeKızGözüm, gözüm gibi sevdiğim, sevgilim
DidimTürkçeErkekTaç.
DikTürkçeErkek Yatay bir düzleme göre yerçekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, aksi. Sert, kalın, tok
DikalpTürkçeErkekSert, aksi yiğit.
DikayTürkçeErkekSert, aksi kimse.
DikbaşTürkçeErkekİnatçı, dik kafalı, direngen, gururlu kimse.
DikbayTürkçeErkekSert, aksi zengin kimse
DikboğaTürkçeErkekSert ve aksi kimse.
DikçamTürkçeErkekÇam gibi uzun olan kimse.
DikdalTürkçeErkekSert ve aksi kimse.
DikeçTürkçeErkek Dikey. Bağ çubuğu dikmek için delik açmaya yarayan demir.
DikelTürkçeErkekAksi, ters kimse.
DikenTürkçeErkekKimi bitkilerin dal, yaprak, meyve kabuğu gibi bölümlerinde ve kimi hayvanların derisinde bulunan sert, sivri çıkıntı.
DikerTürkçeErkekAksi, ters kimse
DikeyTürkçeErkekDik olarak.
DikmenTürkçeErkek Koni biçiminde sivri tepe. Dağların en yüksek yeri. Yayla.
DiksoyTürkçeErkekSoyu ters ve inatçı kimselere dayanan.
DiktaşTürkçeErkekBir taş olsun dik, bir eser bırak
DilTürkçeErkek Tat alma organı. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için sözcüklerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma. Tutsak, esir. Körfez, koy.
DilaFarsçaKızEy gönül!
DilâFarsçaKızEy gönül.
DilânFarsçaKızGönüller, yürekler.
DilâraFarsçaKızGönül alan, gönül okşayan, gönlü dinlendiren.
DilâşupFarsçaKızGönlü karıştıran, gönül çalan güzel.
DilâverFarsçaErkekYiğit, yürekli.
DilayFarsça + TürkçeKızGönlü aydınlatan ay gibi güzel.
DilbazTürkçe + FarsçaKız Güzel söz söyleyen, göze hoş görünen. Konuşmasıyla kandıran.
Dilbent Farsça Kız Gönül bağı, gönül bağlayan.
DilberFarsçaKızGönlü alıp götüren güzel.
DilbesteFarsçaKızGönül bağlamış, âşık.
DilbuFarsçaKızGönül kokusu.
DildadeFarsçaKızGönül vermiş, âşık.
DildarFarsçaKızBirinin gönlünü almış, sevgili.
DilderenFarsça + TürkçeKızSevgi toplayan, gönül alan, beğenilen.
DilefruzFarsçaKızYürek yandıran, sevimli.
DilegeTürkçeKızGüzel ve düzgün konuşan.
DilekTürkçeKızDilenen, istenen şey.
DilemFarsça + TürkçeKızGönül ilacı.
DilemreTürkçeErkekAna diline tutkun, dilini çok seven kimse.
DilerTürkçeErkekİsteyen, dilekte bulunan, dileyen.
DilercanTürkçe + FarsçaErkekİsteyen, dilekte bulunan, dileyen kimse.
DilferahFarsçaKızGönlü ferah, sevinçli.
DilfezaFarsçaKızGönlü genişleten, gönlü artıran.
DilfigârFarsçaKızGönlü yaralı olan, âşık.
DilfiruzFarsçaKızGönle ferahlık veren, sevindiren.
DilgeTürkçeErkekGüzel konuşan, hoşsohbet kimse.
DilhanFarsçaKızGönülden söyleyen, içten konuşan kimse.
DilhayatFarsça + ArapçaKızGönül canlılığı.
DilhunFarsçaKızİçi kan ağlayan.
DilhuşFarsçaKızGönlü hoş, yüreği rahat.
DilmaçTürkçeErkekÇevirmen, tercüman.
DilmanTürkçeKızbk. Dilmen.
DilmenTürkçeErkekDil bilen, güzel söz söyleyen.
DilnişinFarsçaKızGönülde yer tutan, hoş, güzel.
DilnurFarsça + ArapçaKızGönlü nurlu.
DilrübaFarsçaKızGönül kapan.
DilsafaFarsça + ArapçaKızGönlü şen, rahat, dertsiz.
DilsazFarsçaKızGönül yapan, tatlı davranan.
DilsitanFarsçaKızGönül alan güzel.
DilsuzFarsçaKızGönül yakan, yürek yakan.
DilşahFarsçaKızGönül şahı, sevgili.
DilşatFarsçaKızGönlü hoş, sevinçli.
DilşenFarsça + TürkçeKızGönlü şen, sevinçli.
DilşikârFarsçaKızGönül avlayan.
DilyârFarsçaErkekDil-yâr.
DinçTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçalpTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan yiğit.
DinçayTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinççağTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçelTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçerTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçerkTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçkalTürkçeErkekGüçlü ve sağlam kal anlamında kullanlıan bir ad.
DinçkayaTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçkolTürkçeErkekSağlam ve güçlü kolu olan kimse.
DinçkökTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan soydan gelen kimse.
DinçmenTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçokTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçolTürkçeErkekGüçlü ve sağlam ol
DinçözTürkçeErkekÖzü güçlü ve sağlam olan kimse.
DinçsanTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olarak tanınan kimse.
DinçsavTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçsayTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olarak kabul et
DinçselTürkçeErkekGüç ve sağlıkla ilgili olan.
DinçsoyTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan soydan gelen kimse.
DinçsüTürkçeErkekGüçlü, sağlıklı asker.
DinçtaşTürkçeErkekGücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
DinçtürkTürkçeErkekSağlam ve güçlü Türk.
DindarArapça + FarsçaErkekAllah'a inanmış ve bağlanmış kimse.
DirahşanFarsçaKızParlak, parlayan.
DirayetArapçaKızZekâ, bilgi kavrayış.
DirenTürkçeErkekToplayan.
DirençTürkçeErkekDayanma, karşı koyma gücü.
DiriTürkçeErkek Yaşamakta olan, canlı. Taze. Güçlü, zinde. Zengin, varlıklı.
DiribaşTürkçeErkekAçıkgöz, kurnaz.
DiricanTürkçe + FarsçaErkekGüçlü, canlı kimse.
DirikTürkçeErkekDiri, canlı, yaşayan, sağlıklı.
DirikerTürkçeErkekSağlıklı, canlı kimse.
DirikökTürkçeErkekSağlıklı bir soydan gelen kimse.
DirilTürkçeErkekRuh.
DirimTürkçeErkek Yaşama, hayat. Yaşama gücü.
DirimtekinTürkçeErkekYaşama gücü olan hükümdar.
DirinFarsçaErkekEski.
DirinerFarsça + TürkçeErkekYaşlı, eski kimse.
DirisoyTürkçeErkekSağlıklı bir soydan gelen kimse.
DirlikTürkçeErkek Huzur, erinç. Yaşayış, sağlık, geçim.
Dirsehan Türkçe Erkek Dede Korkut Hikâyelerinde çocuğu olmadığı için hor görülen kahramanın adı.
Dizdar Farsça Erkek Kale muhafızı.
DoğaTürkçeErkek Var olan her şeyin, canlı ve nesnelerin tümü. Deniz, dağ, ova, orman vb.nin oluşturduğu fiziksel dünya. Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü.
DoğanTürkçeErkek Doğan, dünyaya gelen. Kartalgillerden, alıştırılarak kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş.
DoğanalpTürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen yiğit.
DoğanayTürkçeErkek Doğan, dünyaya gelen kimse Ayın ilk günleri.
DoğanbaşTürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen kimse.
DoğanbeyTürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen bey.
DoğanbikeTürkçeKızDoğan, dünyaya gelen ız.
DoğanerTürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen kişi.
DoğangünTürkçeErkekDoğan güneş gibi parlak olan.
DoğanhanTürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen hükümdar.
DoğannurTürkçe + ArapçaKızNur gibi parlak olarak doğan.
DoğanşahTürkçe + FarsçaErkekDoğan, dünyaya gelen hükümdar.
DoğantanTürkçeErkekŞafak vakti.
DoğantimurTürkçeErkekDoğan, dünyaya gelen güçlü kimse.
DoğayTürkçeKızEy ay, artık doğ, kendini göster
DoğruTürkçeErkek Gerçek, yalan olmayan. Akla, mantığa uygun. Dürüst, namuslu, ahlaklı.
DoğruelTürkçeErkekEline ayağına düzgün olan kimse.
DoğruerTürkçeErkekDoğruluğuyla tanınan kimse.
DoğruolTürkçeErkekDürüst ve namuslu ol
DoğruözTürkçeErkekÖzü dürüst ve namuslu olan kimse.
DoğuTürkçeErkekGüneşin doğduğu yön, gündoğusu.
DoğudanTürkçeErkekDoğu yönünden.
DoğuerTürkçeErkekDoğuda bulunan kimse.
DoğuhanTürkçeErkekDoğuda bulunan hükümdar.
DoğukanTürkçeErkekDoğudan olan kimse.
DoğuşTürkçeErkek Doğum, doğma. Bir gök cisminin gözlem yerinin ufuk düzlemi üzerinde görünmesi.
DolanTürkçeErkekDolgun olan.
DolanerTürkçeErkekEtine dolgun olan kimse.
DolayTürkçeErkekEtraf, çevre.
DolunTürkçeErkekbk. Tolun
DolunayTürkçeErkekAyın bütün olarak ve parlak göründüğü dönemi.
DomaniçTürkçeErkek Tümsek, yokuş. Kambur.
DomurcukTürkçeKızTomurcuk.
DonatTürkçeErkekDonat, süsle
DoraTürkçeErkek Dağ doruğu. Bir şeyin üst kısmı, yukarısı, tepe. En yüksek yer, uç.
DorakTürkçeErkekTepe, en yüksek yer, doruk.
DoruTürkçeErkek Gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara olan at. Doruk.
DorukTürkçeErkek Tepe, en yüksek yer, uç, zirve. En üstün başarı düzeyi. Kibirli.
DorukhanTürkçeErkekBaşarılı, üstün nitelikli hükümdar.
DorukkanTürkçeErkekBaşarılı, üstün nitelikli kimse.
DorukkurtTürkçeErkekBaşarılı, üstün nitelikli kimse.
DorukkutTürkçeErkekBaşarılı, üstün nitelikli, saygın kimse.
DoruktekinTürkçeErkekBaşarılı, üstün nitelikli hükümdar.
DoruktepeTürkçeErkekBaşarılı, üstün nitelikli kimse.
DostFarsçaErkekSevilen, güvenilen yakın arkadaş.
DölaslanTürkçeErkekAslan gibi güçlü soydan gelen kimse.
DölekTürkçeErkek Ağırbaşlı, sakin, terbiyeli kimse. Uyanık, dikkatli kimse. Eli işe yatkın, becerikli kimse. Dürüst, mert kimse. Güzel, iyi.
DölenTürkçeErkekSakin, huzurlu, rahat kimse.
DölensoyTürkçeErkekSakin, huzurlu bir soydan gelen kimse.
DöndüTürkçeKızl. Henüz evlenmemiş kız. Gittiği yerden geri gelen.
DöneTürkçeKızBundan sonraki çocuklar erkek olsun Karşı ziyarette bulunma.
DönmezTürkçeErkekSözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli.
DönmezcanTürkçe + FarsçaErkekSözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli kimse.
DönmezerTürkçeErkekSözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli kimse.
DönmezsoyTürkçeErkekSözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli bir soydan gelen kimse.
DönmeztekinTürkçeErkekSözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli hükümdar.
DönüTürkçeErkekTövbe.
DönüşTürkçeKızDönme işi, dönme.
DuduFarsçaKız Hanım. Abla. Küçük kardeş.
DudubikemFarsça + TürkçeKızEvlenmemiş ablam, kardeşim
DuduhanFarsça + TürkçeKızAbla, kardeş.
DuhanArapçaKız Kur'an-ı Kerim'de bir sure adı. Duman.
DuhterFarsçaKızKız.
DumanTürkçeErkekBir maddenin yanmasıyla çıkan kara ve esmer renkli gaz.
DumanbeyTürkçeErkekKara ve esmer renkli bey.
DumluTürkçeErkekTek namlulu ve içine bir fişek konulabilen tüfek.
DumrulTürkçeErkek Tuğrul kuşu. Dede Korkut hikâyelerinde geçen bir kahramanın adı.
DuraTürkçeErkekYaşasın, ölmesin
DuracanTürkçe + FarsçaErkekYaşasın, uzun ömürlü olsun
DurakTürkçeErkek Tren, tramvay, otobüs, minibüs vb. genel taşıtların durmak zorunda olduğu veya durabileceği yer. Hece ölçüsüyle yazılmış şiirlerde ölçü kalıpları içindeki durma yerleri.
DuralTürkçeErkekHep aynı durumda olan, değişmeden kalan, sakin.
DuranTürkçeErkek Yaşayan, varlığını sürdüren. Dağ yolu. Kalan. Dingin, sakin, huzurlu.
DuranayTürkçeErkekDingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren kimse.
DuranerTürkçeErkekDingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren kimse.
DuransoyTürkçeErkekDingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdürmüş soydan gelen kimse.
DurantekinTürkçeErkekDingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren hükümdar.
DurayTürkçeErkekYaşa, uzun ömürlü ol
DurcanTürkçe + FarsçaKızYaşa, uzun ömürlü ol
DurduTürkçeErkekUzun ömürlü olması, yaşaması istenen çocuklara verilen bir ad.
DurgunTürkçeErkek Dingin, sakin. Canlı olmayan, hareketsiz
DurgunerTürkçeErkekDingin, sakin kimse.
DurgunsuTürkçeErkekDingin, sakin akan suya benzeyen kimse.
DurhanTürkçeErkekYaşa, uzun ömürlü ol
DurkadınTürkçeKızArtık çocuğun olmasın
DurkayaTürkçeErkekArtık çocoğun olmasın
DurkızTürkçeKızArtık çocuğun olmasın
DurmuşTürkçeErkekUzun ömürlü olması, çok yaşaması istenen çocuklara verilen ad.
DursunTürkçeErkekÇok yaşasın, uzun ömürlü olsun
DursuneTürkçeKızSon olması istenen kız çocuklarına verilen adlardandır.
DurşenTürkçeErkekMutlu bir biçimde yaşa
DuruTürkçeErkekBulanık olmayan, temiz, berrak, saf.
DurualpTürkçeErkekÖzü temiz yiğit.
DurubayTürkçeErkekÖzü temiz zengin kişi.
DurucanTürkçe + FarsçaErkekÖzü temiz kişi.
DurugülTürkçe + FarsçaKızÖzü temiz güzel kadın.
DuruhanTürkçeErkekÖzü temiz hükümdar.
DuruizTürkçeErkekÖzü temiz kimse.
DurukTürkçeErkek Durulmuş, duru, berrak. Doruk. Belli bir süre değişmeyen, olduğu gibi kalan.
DurukadınTürkçeKızÖzü temiz kadın.
DurukalTürkçeErkekYaşamın boyunca özün temiz olsun
DurukanTürkçeErkekÖzü temiz kimse.
DurulTürkçeErkekBerrak, saf duruma gel
DuruözTürkçeErkekÖzü temiz kimse.
DurusanTürkçeErkekTemiz tanınmış kimse.
DuruselTürkçe + ArapçaErkekSaf ve berrak akan sel.
DurusoyTürkçeErkekSoylu, temiz aileden gelen kimse.
DurusuTürkçeErkekSakin akan saf ve berrak su.
DurutekinTürkçeErkekÖzü temiz olan hükümdar.
DurutürkTürkçeErkekTemiz, dürüst Türk.
DuşizeFarsçaKızEl değmemiş kız.
DuyguTürkçeErkekKimi nesne, olay ya da kişilerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim, his.
DuygunTürkçeKızDuygulu, hassas.
DuysalTürkçeKızDuymakla, hissetmekle ilgili olan.
DuyuTürkçeErkekAlgılama yeteneği.
DülgeTürkçeErkekDeste.
DülgerFarsçaErkekYapıların tahta işlerini yapan kimse.
DündarArapça + FarsçaErkek bk. Dindar T. Eski ordu düzeninde artçı birlik.
DündaralpArapça + Farsça + TürkçeErkek Dinine bağlı yiğit. T. Eski ordu düzenindeki artçı birlikte yer alan yiğit.
DürdaneArapça + FarsçaKızİnci tanesi.
DürefşanArapça + FarsçaKız İnci serpen. İnci gibi söz söyleyeni
DüriArapçaKızbk. Düriye
DüriyeArapçaKızİnci gibi parlayan, parlak.
DürnevArapça + FarsçaKızYeni inci.
DürriArapçaErkekParlak, parlayan, inci gibi parlayan.
DürrüşehvarArapça + FarsçaKızPadişahlara yaraşır değerde inci.
DüşünTürkçeErkekDüşünce, fikir.
DüşünselTürkçeErkekDüşünceyle ilgili, düşünceye dayanan.
DüşvarFarsçaErkekGüç, zor.
DüzelTürkçeErkekEline ayağına düzgün kimse.
DüzeyTürkçeErkekBir kimsenin başkalarına göre değer ve yücelik derecesi.
DüzgünTürkçeErkek Düzenli, doğru. Eksiksiz, kusursuz.
EbecenTürkçeErkekAkıllı çocuk.
EbedArapçaErkekbk. Ebet
EbetArapçaErkekSonu olmayan zaman, sonsuzluk.
EbrakArapçaErkekÇok parlak olan.
EbruFarsçaKız Kaş. Kâğıt süslemeciliğinde kullanılan, mottifli boyama yöntemi.
EbubekirArapçaErkekBekir'in babası.
EceTürkçeErkek Başkan, ulu, ileri gelen. Ak sakallı ihtiyar. Arkadaş, dost.
EcebayTürkçeErkekİleri gelen, saygın, zengin kimse.
EcebeyTürkçeErkekSaygın, ileri gelen bey.
EcegülTürkçe + FarsçaKızGül gibi güzel kız.
EcehanTürkçeErkekSaygın, özel kadın.
EcekanTürkçeErkekSaygın bir soydan gelen kimse.
EcemişTürkçeErkekÇok bilmiş, olgun.
EcenurTürkçe + ArapçaKızNur gibi parlak ve güzel kız.
EcerTürkçeErkekYeni, güzel, iyi.
EcevitTürkçeErkek Çevik, çalışkan, açık fikirli. Açıkgöz. Sinirli.
EcirArapçaErkek Bir iş veya emek karşılığı verilen şey. Sevap. Aziz, sevgili.
EcmelArapçaErkekÇok güzel.
EcvetArapçaErkekEn iyi olan.
EdaArapçaKız Davranış, tavır. Naz, işve.
EdadilArapça + FarsçaKızNazlanan.
EdagülArapça + FarsçaKızNazlı güzel.
EdeTürkçeErkek Ata, dede. Büyük erkek kardeş. Kendisine saygı gösterilen kimse.
EdgüTürkçeErkekİyi.
EdgüalpTürkçeErkekİyi yiğit.
EdgübayTürkçeErkekİyi zengin.
EdgüerTürkçeErkekİyi kimse.
EdgükanTürkçeErkekİyi soydan gelen kimse.
EdhemArapçaErkekKarayağız at.
EdibeArapçaKız Terbiyeli, saygılı, nazik kimse. Edebiyatla ilgilenen kimse.
EdipArapçaErkek Terbiyeli, saygılı, nazik kimse. Edebiyatla uğraşan kimse.
EdisTürkçeKızbk. Ediz
EdizTürkçeErkekUlu, yüce, değerli kimse.
EfdalArapçaErkek Çok erdemli, çok faziletli. En iyi, üstün.
EfeTürkçeErkek Batı Anadolu köy yiğidi. Ağabey. Kabadayı.
EfekanTürkçeErkekEfe soyundan gelen kimse.
EfendiYunancaErkek Buyruğu yürüyen, sözü geçen kimse. Görgülü, nazik, kibar kimse.
EfganFarsçaErkekIstırap ile haykırma, bağırıp çağırma.
EfgenFarsçaErkekDüşüren, yıkan, yıkıcı.
EfgendeFarsçaErkekYıkılmış, yıkık, düşürülmüş.
EfkârArapçaErkek Düşünceler. Tasa, kaygı, kuruntu, üzüntü.
EfnanArapçaErkekTürler, çeşitler.
EfrasiyapFarsçaErkek İranlı olmayan yiğit. Ünlü Türk büyüğü Alp Er Tunga’ya İranlılarca verilen ad.
EfruzFarsçaErkekParlatan, tutuşturan.
EfserFarsçaErkekTaç.
EfsunFarsçaKızBüyü, sihir.
EfzaFarsçaKızArtıran, çoğaltan.
EgeTürkçeErkek Bir çocuğu koruyan, işlerine bakan ve her hâlinden sorumlu olan kimse. Yaşça büyük. Sahip.
EgemenTürkçeErkekBuyruk ve hüküm sahibi, buyruğunu yürüten, bağımlı olmayan.
EgenurTürkçe + ArapçaKızAydınlık saçan kimse.
EgeselTürkçeErkekEgeyle ilgili olan.
EğilmezTürkçeErkekBaşkasının baskısını ve üstünlüğünü kabul etmeyen, baş eğmeyen
EğrekTürkçeErkek Dede Korkut'ta Serek'in kardeşi. Dinlenme yeri.
EhedArapçaErkekbk. Ahat
EhilArapçaKız Sahip, malik. Becerikli, yetenekli. Bir yerde oturan.
EhlimenArapçaErkekİnançlı, inanan kimse.
EjderFarsçaErkek Büyük yılan. Türlü biçimlerde tasarlanan korkunç biçimli masal canavarı. Hiddetli, korkusuz, acımasız.
EjderhanFarsça + TürkçeErkekHiddetli, korkusuz, acımasız kimse.
EkberArapçaErkekEn büyük, çok büyük.
EkeTürkçeErkek Bilgili, deneyli, olgun, yetişkin. Kurnaz, açıkgöz kimse. Bilmiş çocuk. Dâhi.
EkemenTürkçeErkek Bilgili, görgülü, olgun kimse. Kibirli, kurumlu kimse.
EkenTürkçeErkekToprakla uğraşan kimse.
EkenelTürkçeErkekToprakla uğraşan kimse.
EkenerTürkçeErkekToprakla uğraşan kimse.
EkimTürkçeErkek Toprağa ürün ekme işi. Yılın onuncu ayı.
EkinTürkçeErkek Ekilmiş tahılın filiz vermiş biçimi, tarlada bitmiş tahıl. Buğday. Kültür.
EkinciTürkçeErkekEkin ekip biçmekle uğraşan kimse, çiftçi.
EkinerTürkçeErkekEkin ekip biçmekle uğraşan kimse, çiftçi.
EkmelArapçaErkekEksiksiz, olgun, en uygun.
EkremArapçaErkek Çok cömert, eli çok açık. Çok onurlu.
ElâFarsçaKızGözde sarıya çalan kestane rengi.
ElaldıTürkçeKızBecerisini büyüklerinden edindi
ElânurFarsça + ArapçaKızGözü sarıya çalan kestane rengi olan güzel.
ElbekTürkçeErkekEli güçlü olan kimse.
ElbeyiTürkçeErkekMemleketin beyi.
ElbirleTürkçeKızEl birliği ile.
ElbirlikTürkçeKızBir işi yapmak için birleşme, beraberlik, dayanışma
ElçiTürkçeErkek Bir devleti başka bir devlet katında temsil eden kimse. Bir uzlaşma sağlamak için birinin yanına gönderilen kimse. Peygamber.
ElçibeyTürkçeErkekBeyin elçiliğini yapan kimse.
ElçimTürkçeKızbk. Elçin
ElçinTürkçeErkek Deste, tutam. Daha çok yaz gecelerinde öten bir böcek türü, ağustos böceği. Bulmaca, bilmece.
EldemTürkçeErkek Yumuşak başlı, uyumlu. Cana yakın.
EldemirTürkçeErkekDemir gibi güçlü eli olan kimse.
ElfazArapçaErkekSözcükler, sözler.
ElginTürkçeErkekGarip, yabancı, gurbette yaşayan.
ElhanArapçaErkekNağmeler, ezgiler.
EliaçıkTürkçeErkekParasını ve malını esirgemeyen, cömert.
ElibolTürkçeErkekEliaçık, cömert.
ElidemirTürkçeErkekEli güçlü olan kimse.
ElifArapçaKız Arap alfabesinin ilk harfi. İnce uzun boylu kız. Alışmış, alışkın.
ElifeArapçaKız İstenilen, alışılan şey. Alışılmış, alışkın.
ElikTürkçeKızCeylan.
ElitaşTürkçeErkekEli taş gibi ağır ve güçlü olan kimse.
ElitezTürkçeErkekİşlerini acele ile yapan kimse.
EliuzTürkçeErkekBecerikli, mahir kimse.
EliüstünTürkçeErkekBaşkalarından üstün olan kimse.
ElmasYunancaKız Mücevher olarak kullanılan saydam, değerli taş. Çok sevgili ve değerli.
ElöveTürkçeErkekÖvülen, beğenilen kişi.
ElöverTürkçeErkekÖvülen, beğenilen kişi.
ElvanArapçaErkek Renkler, çeşitler. Rengârenk.
ElvedaArapçaKızBir daha kavuşulamayacağı düşünülen bir şeyden ayrılırken kullanılan bir söz.
ElverTürkçeErkekYardımcı ol
ElverdiTürkçeErkekYardım etti, yardımcı oldu
ElverenTürkçeErkekYardım eden, yardımcı olan.
EmanullahArapçaErkekAllah’ın güvendiği kişi.
EmbiyaArapçaErkekbk. Enbiya
EmcetArapçaErkekÇok şerefli, onurlu.
EmeçTürkçeErkek Hedef. Yamaç. Henüz memeden kesilmemiş buzağı. Su ve kara yosunlarının kökü andıran tutunma organı.
EmekTürkçeErkek Uzun, yorucu ve özenli çalışma. Bir işin yapılması için harcanan beden ve kafa gücü.
EmelArapçaKızGerçekleştirilmesi zamana bağlı istek.
EmetArapçaErkekSon, sonuç.
EmetullahArapçaKızAllah'ın kulu (kadınlar için kullanılır).
EminArapçaErkek İnanılır, güvenilir. Sakıncasız, tehlikesiz. Kuşkusu olmayan.
EmineArapçaKız İnanılır, güvenilir. Sakıncasız, tehlikesiz. Yüreğinde korku olmayan, korkusuz.
EminelArapça + TürkçeErkekGüvenilir kimse.
EmirArapçaErkek Buyruk, komut. Bir kavim, aşiret veya ülkenin başı. Prens, şehzade.
EmirhanArapça + TürkçeErkekBey.
EmirşahArapça + FarsçaErkekBey ve şah.
EmoşTürkçeKızbk. Emine
EmrahArapçaErkek Saz çalıp oynayan. Erzurum'da doğmuş ünlü bir halk ozanı.
EmranArapçaErkekKürkler, hayvan derileri.
EmreTürkçeErkek Âşık, tutkun. Halk şairi. Kardeş. Arkadaş
EmriArapçaErkekEmirle ilgili.
EmriyeArapçaKızEmirle, buyrukla ilgili.
EmrullahArapçaErkekAllah buyruğu
EmsalArapçaErkek Eşler, benzerler, yaşıtlar. Örnek.
EnbiyaArapçaErkekPeygamberler.
EnçTürkçeErkekRahat, huzur, erinç.
EnderArapçaErkekÇok az, çok seyrek, az bulunan.
EneçTürkçeErkek Sel yarıntısı. Dağlarda kışın akıp, yazın kesilen kaynağın yatağı. İki sırt arasındaki düz alan. Ufak tepe. Eğilim.
EnerTürkçeErkekEn yiğit, en kahraman kişi.
EnerenTürkçeErkekErenlerin en üstünü, değerlisi.
EnerginTürkçeErkekEn olgun, çok olgun kimse.
EnesArapçaErkekSoylu Arap atı, küheylan.
EnfalArapçaErkek Kur'an-ı Kerim'de bir surenin adı. Düşmandan alınan mallar, ganimetler.
EnfesArapçaKızÇok güzel, en güzel.
EnginTürkçeErkek Açık deniz. Çok geniş. İyi, güzel, temiz, sağlam.
EnginalpTürkçeErkekİyi, güzel, değerli, yiğit.
EnginayTürkçeErkekİyi, güzel, temiz, sağlam kimse.
EnginelTürkçeErkekİyi, güzel, temiz, sağlam kimse.
EnginerTürkçeErkekİyi, güzel, temiz, sağlam kimse.
EnginizTürkçeErkekİz bırakacak kadar değerli insan.
EnginsoyTürkçeErkekİyi, güzel, temiz, sağlam bir soydan gelen kimse.
EnginsuTürkçeErkekAçık deniz.
EngintalayTürkçeErkekBüyük deniz, okyanus.
EngizTürkçeErkek Derelerde sık ağaçlardan oluşan karanlık. Ağaç filizi. Çukur ve karanlık yer.
EngürTürkçeErkekÇok gür.
EnharArapçaErkekIrmaklar, çaylar.
EnisArapçaErkekDost, arkadaş.
EniseArapçaKızDost, arkadaş, yâr, sevgili.
EnmutluTürkçeErkekÇok mutlu.
EnsarArapçaErkekYardımcılar, koruyucular.
EnsariArapçaErkekYardımcılardan olan kimse.
EnverArapçaErkekNurlu, çok parlak, çok güzel.
ErTürkçeErkek Erkek. Kahraman, yiğit. Aşamasız asker.
EracarTürkçeErkekBecerikli erkek.
ErakalınTürkçeErkekAlnı ak, dürüst erkek.
ErakıncıTürkçeErkekYiğit akıncı.
EraksanTürkçeErkekTemiz adlı yiğit.
EralTürkçeErkekErken davran
EralkanTürkçeErkekVatanı uğrunda canını feda edebilecek yiğit.
EralpTürkçeErkekYiğit erkek.
EraltayTürkçeErkekYüce, yüksek değerli kimse.
ErandaçTürkçeErkekÜnlü, tanınmış kimse.
EranılTürkçeErkekYiğitliğinle anıl, tanın anlamında kullanılan bi ad.
EraslanTürkçeErkekAslan gibi güçlü erkek.
EratlıTürkçeErkekYiğit olarak tanınmış kimse.
ErayTürkçeErkekAyın hilal durumu, yeni ay.
EraydınTürkçeErkekAydın insan.
ErbaşTürkçeErkekİhtiyaçları devletçe karşılanan onbaşı ve çavuş rütbesindeki asker.
ErbaşatTürkçeErkekSertlik, zorluk bakımından üstün olan kimse.
ErbaturTürkçeErkekKahraman, yiğit, cesur, bahadır kimse.
ErbayTürkçeErkekSaygın, zengin kimse.
ErbelginTürkçeErkekAçık yürekli erkek.
ErbenTürkçeErkekBen yiğit ve cesurum
ErberkTürkçe + ArapçaErkekŞimşek gibi yiğit.
ErbeyTürkçeErkekYiğit, cesur hükümdar, bey.
ErbilTürkçeErkekYürekli, cesur olarak kabullen
ErbilekTürkçeErkekGüçlü ve sağlam bilekleri olan kimse.
ErbilenTürkçeErkekYiğit ve yürekliyi tanıyan kimse.
ErbilirTürkçeErkekYiğt ve yürekli olanı tanıyan kimse.
ErboğaTürkçeErkekBoğa gibi güçlü erkek.
ErboyTürkçeErkekYiğit soydan gelen kimse.
ErcanTürkçe + FarsçaErkekYiğit, canlı, cesur kimse.
ErceTürkçeErkek Er gibi, ere yakışır biçimde. Erken, erken olarak.
ErcihanTürkçe + FarsçaErkekCihanın tanıdığı erkek.
ErcivanTürkçe + FarsçaErkekGenç yiğit.
ErciyesYunancaErkek Uzaktan parlayan. Kayseri’de bulunan dağın adı.
ErcümentFarsçaErkekOnurlu, şerefli, saygın kimse.
ErçelikTürkçeErkekÇelik gibi güçlü erkek.
ErçetinTürkçeErkekSert, güçlü erkek.
ErçevikTürkçeErkekÇevik, hızlı erkek.
ErçilTürkçeKızDoğru, sözüne güvenilir kişi.
ErdağTürkçeErkekYüce, saygın kimse.
ErdalTürkçeErkekGenç kimse.
ErdemTürkçeErkekAhlakın övdüğü iyilikçilik, acıma, alçak gönüllülük, yiğitlik, doğruluk gibi niteliklerin genel adı, fazilet.
ErdemalpTürkçeErkekErdemli yiğit.
ErdemayTürkçeKızErdemli güzel.
ErdemerTürkçeErkekErdemli kimse.
ErdemirTürkçeErkekDemir gibi güçlü erkek.
ErdemliTürkçeErkekErdemli olan, faziletli.
ErdenTürkçeErkekEl değmemiş, bakire.
ErdenalpTürkçeErkekTemiz, doğru yiğit.
ErdenayTürkçeErkekAy kadar temiz.
ErdenerTürkçeErkekTemiz, dürüst kimse.
ErdenizTürkçeErkekDeniz gibi coşkulu kimse.
ErdeşirFarsçaErkekCesur, kahraman, aslan yürekli kimse.
ErdiTürkçeErkek Amacına ulaşan, erişen. Olgun. Ermiş, veli.
ErdibayTürkçeErkekOlgun, ermiş, saygın kimse.
ErdibekTürkçeErkekOlgun, ermiş, saygın bey.
ErdibeyTürkçeErkekOlgun, ermiş, saygın bey.
ErdibikeTürkçeKızOlgunluğa erişmiş, deneyimli kadın.
ErdibikemTürkçeKızOlgunluğa erişmiş, deneyimli kadınım
ErdilTürkçe + FarsçaErkekYürekli, cesur kimse.
ErdilekTürkçeErkekErin dileği, isteği.
ErdinTürkçeErkek Amacına ulaştın, kavuştun Olgunlaştın
ErdinçTürkçeErkekDinç, güçlü kimse.
ErdinerTürkçeErkek Amacına ulaştın, kavuştun Olgunlaştın
ErdoğTürkçeErkekYiğit ve cesur kimse.
ErdoğanTürkçeErkek Yiğit olarak doğan kimse. Erken doğan kimse.
ErdoğduTürkçeErkekYiğit olarak doğdu
ErdoğmuşTürkçeErkekDoğuştan yiğit olan kimse.
ErdölTürkçeErkekYiğit soydan gelen kimse.
ErdölekTürkçeErkekGüzel, iyi, akıllı kimse.
ErdönmezTürkçeErkekSözünden dönmeyen, doğru sözlü yiğit.
ErdurTürkçeErkekErkek çocuğun uzun ömürlü olmasını dilemek amacıyla kullanılan bir ad.
ErduranTürkçeErkekErkek çocuğun uzun ömürlü olmasını dilemek amacıyla kullanılan bir ad.
ErdurduTürkçeErkekErkek çocuğun uzun ömürlü olmasını dilemek amacıyla kullanılan bir ad.
ErdurmuşTürkçeErkekErkek çocuğun uzun ömürlü olmasını dilemek amacıyla kullanılan bir ad.
ErdursunTürkçeErkekErkek çocuğun uzun ömürlü olmasını dilemek amacıyla kullanılan bir ad.
ErduruTürkçeErkekSaf, temiz yürekli yiğit.
ErekTürkçeErkekGerçekleştirilmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, hedef.
ErekenTürkçeErkekErkenden ekim yapan kimse.
ErelTürkçeErkekEli güçlü olan.
EremTürkçeErkekBir işe gönüllü, istekli olma.
ErenTürkçeErkek Olağanüstü sezgileriyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimse. Deneyimli, akıllı kimseler. Dost. Hayırlı çocuk.
ErenalpTürkçeErkekDeneyimli, akıllı kimse.
ErenayTürkçeErkekDeneyimli, akıllı kimse.
ErencanTürkçe + FarsçaErkekDeneyimli, akıllı kimse.
ErendemirTürkçeErkekDeneyimli, akıllı, güçlü kimse.
ErendizTürkçeErkekGezegenlerin en büyüğü ve güneşe yakınlık bakımından beşinisi, Jüpiter.
ErenelTürkçeErkekEli her şeye ulaşan kimse.
ErengüçTürkçeErkekDeneyimli, akıllı, güçlü kimse.
ErengülTürkçe + FarsçaKızDeneyimli, akıllı güzel kadın..
ErengünTürkçeKızDeneyimli, akıllı kimse.
ErenkaraTürkçeErkekDeneyimli, akıllı, siyah tenli kimse.
ErenlerTürkçeErkek Benliğinden sıyrılmış, öz varlığından geçmiş, kendini Allah'a adamış kimseler. Gönül gözüyle birtakım gerçekleri gördüğüne inanılan kimseler. Allah yolunda sırlara ermiş tarikat uluları. Erkekler.
ErenözTürkçeErkekÖzü ermiş kimse.
ErensoyTürkçeErkekErmişlerin soyundan gelen kimse.
ErensüTürkçeErkekAmacına ulaşmış asker.
ErentürkTürkçeErkekAmacına ulaşmış Türk.
ErenuluğTürkçeErkekAmacına ulaşmış yüce kimse.
ErerTürkçeErkekUlaşır, kavuşur, amaçlarına erer
ErgalipTürkçe + ArapçaErkekÜstün, yenen kimse.
ErgaziTürkçe + ArapçaErkekVatanı uğrunda savaırken gazi olmuş kimse.
ErgeTürkçeKız Şımarık. Nazlı.
ErgemTürkçeKızNazlım, canım
ErgenTürkçeErkek Ergenlik çağında olan. Henüz evlenmemiş.
ErgençTürkçeErkekGenç erkek.
ErgenekonTürkçeErkekDağın en yüksek noktası, doruğu.
ErgenerTürkçeErkekGenç, ergenlik çağında erkek.
ErgiTürkçeErkekİyi, güzel bir şeye erişme.
ErgilTürkçeErkekEr kişi, sözüne güvenilir kişi.
ErginTürkçeErkekOlgunlaşmış, yetişmiş kimse.
ErginalTürkçeErkekOlgunlaşmış, yetişmiş kimselerle arkadaşlık yap
ErginalpTürkçeErkekOlgun yiğit.
ErginayTürkçeErkekOlgunlaşmış, yetişmiş kimse.
ErginbayTürkçeErkekOlgun ve saygıdeğer kimse.
ErgincanTürkçe + FarsçaErkekOlgun ruhlu kimse.
ErginelTürkçeErkekOlgunlaşmış, yetişmiş kimse.
ErginerTürkçeErkekOlgunlaşmış, yetişmiş kimse.
ErginsoyTürkçeErkekOlgun kişilerin soyundan gelen kimse.
ErgintuğTürkçeErkekOlgunlaşmış, yetişmiş kimse.
ErgökTürkçeErkekMavi gözlü, sarışın kimse.
ErgökmenTürkçeErkekMavi gözlü, sarışın kimse.
ErgönenTürkçeErkekYiğit olarak mutlu ol, refaha kavuş, rahat et, sevin
ErgönülTürkçeErkekGönül eri, iyi insan.
ErgörTürkçeErkekYiğit olarak benimse
ErgunMoğolcaErkek Hızlı, çevik. İlhanlı padişahlarından birisinin adı.
ErgunalpFarsça + TürkçeErkekHızlı, çevik yiğit.
ErgunerFarsça + TürkçeErkekHızlı, çevik erkek.
ErguvanFarsçaKızEflatunla kırmızı arası renkte çiçek açan, güze1 bir süs ağacı.
ErgüçTürkçeErkekErkek gücü.
ErgüdenTürkçeErkekYiğit erkek.
ErgüderTürkçeErkekYiğit erkek.
ErgülTürkçe + FarsçaErkekYeni açan gül.
ErgüleçTürkçeErkekGüler yüzlü erkek.
ErgülenTürkçeErkekHep gülen, güler yüzlü kimse.
ErgülerTürkçeErkekHep gülen, güler yüzlü kimse.
ErgümenTürkçeErkekAmacına ulaşan, isteğine kavuşan kimse.
ErgünTürkçeErkekYumuşak, uysal kimse.
ErgünayTürkçeErkekYumuşak, uysal kimse.
ErgünerTürkçeErkekYumuşak huylu, uysal erkek.
ErgüneşTürkçeErkekGüneş gibi ışık saçan, yararlı olan kimse.
ErgüneyTürkçeErkekGüneyde bulunan kimse.
ErgüvenTürkçeErkekKendine güveni olan kimse.
ErgüvençTürkçeErkekGüven duyulan kimse.
ErhanTürkçeErkekYiğit hükümdar.
ErhunTürkçe + FarsçaErkekSavaşmayı, kan dökmeyi seven kimse.
ErışıkTürkçeErkekAydın, aydınlık kimse.
EribeArapçaKızAkıllı, zeki kadın
ErikTürkçeErkek Erkli, güçlü, kuvvetli, yürekli. Olgun.
ErikerTürkçeErkekBecerikli, yürekli adam.
ErimTürkçeErkek Bir şeyin erebileceği uzaklık. İyi bir şeye işaret olan durum. Sevgi. Müjde.
ErimelTürkçeErkekAmacına ulaşmış kimse.
ErimerTürkçeErkekAmacına ulaşmış kimse.
ErimşahTürkçe + FarsçaErkekAmacına ulaşmış hükümdar.
ErinTürkçeErkekErginleşmiş kimse.
ErincekTürkçeErkekÜşengeç, tembel kimse.
ErincikTürkçeErkekTembel, üşenen kimse.
ErinçTürkçeErkekDirlik, rahat, huzur.
ErinçerTürkçeErkekHuzur veren kimse.
EripArapçaErkekAkıllı, zeki kimse.
EripekTürkçeErkekYumuşak huylu, uysal erkek.
ErişTürkçeErkekAmacına ulaş, isteğin olsun
ErişenTürkçeKızAmacına ulaşan, istediğini elde eden.
ErişkinTürkçeErkekOlgun, gelişmiş, büyümesi sona ermiş kimse.
ErizTürkçeErkekYiğit bir soydan gelen kimse.
Erk Türkçe Erkek Bir işi yapabilme gücü, kudret. İstediğini yaptırabilme gücü, nüfuz. Naz. Sevgi. İçtenlik.
ErkalTürkçeErkekHer zaman yiğit kal
ErkanTürkçeErkekYiğit, erkek soydan gelen kimse.
ErkarslanTürkçeErkekArslan gibi güçlü, kuvvetli olan kimse.
ErkaşTürkçeErkekKaşları gür ve sık olan kimse.
ErkayaTürkçeErkekKaya gibi güçlü erkek.
Erke Türkçe Erkek İş başarma gücü. Nazlı, serbest büyütülmüş çocuk.
ErkelTürkçeErkekGüçlü, kudretli el sahibi olan kimse.
ErkerTürkçeErkekGüçlü, kudretli erkek.
ErkılıçTürkçeErkekKılıç gibi keskin, güçlü yiğit.
ErkınTürkçeErkekÇalışkan kimse.
ErkınayTürkçeErkekÇalışkan erkek.
ErkınelTürkçeErkekÇalışkan kimse.
ErkıralTürkçeErkekÇalışkan, gayretli ol
ErkışTürkçeErkekErken gelen kış.
ErkinTürkçeErkekHiçbir koşula bağlı olmayan, istediği gibi davranabilen, özgür.
ErkinelTürkçeErkekBağımsız davranan kimse.
ErkinerTürkçeErkekBağımsız, özgür insan.
ErkmanTürkçeErkekGüçlü, etkili, sözü geçer kimse.
ErkmenTürkçeErkekGüçlü, etkili, sözü geçer kimse.
ErkmenolTürkçeErkekGüçlü, etkili ol
ErkoçTürkçeErkekGüçlü, iri yarı erkek.
ErkoçakTürkçeErkekYiğit, güçlü kimse.
ErkolTürkçeErkekGüçlü ol
ErksalTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli ol
ErksanTürkçeErkekGüçlü, etkili san, tanınmış ad.
Erksoy Türkçe Erkek Güçlü soydan gelen kimse.
ErksunTürkçeErkekGücünü, kudretini göster
ErktinTürkçeErkekGüçlü kuvvetli bir ruh yapısı olan kimse.
ErkulTürkçeErkekErkek kimse.
ErkuntTürkçeErkekGüçlü, dayanıklı erkek.
ErkurtTürkçeErkekCesur ve yiğit kimse.
ErkuşTürkçeErkekGözü yükseklerde olan kimse.
ErkutTürkçeErkekKutlu, uğurlu erkek.
ErkutayTürkçeErkekUğurlu ayda doğan erkek.
ErkutluTürkçeErkekKutlu, uğurlu insan.
ErlikTürkçeErkekYiğitlik, erkeklik.
ErmanTürkçeErkekYiğit, kahraman, yürekli kimse.
ErmişTürkçeErkek İsteğine erişmiş. Olgunlaşmış. Evliya, eren.
ErmiyeArapçaKızDolu yağdıran kasırga bulutları.
ErmutluTürkçeErkekMutlu erkek.
ErnaArapçaKızÇok güzel ve cilveli sevgili.
ErnoyanTürkçe + MoğolcaErkekYiğit başkomutan.
ErnurTürkçe + ArapçaErkekAYdınlık saçan, başkalarına yararlı olan kimse.
EroğanTürkçeErkekGüçlü erkek.
EroğluTürkçeErkekYiğit oğlu.
EroğulTürkçeErkekErkek evlat.
EroğuzTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ErokayTürkçeErkekSeçkin, beğenilen erkek.
ErolTürkçeErkekYiğit ol, doğru ol
EronatTürkçeErkekDürüst, güvenilir, iyi erkek.
ErozanTürkçeErkekErkek ozan, şair.
ErögeTürkçeErkekErkekler övsünler
ErözTürkçeErkekÖzü erkek, yiğit olan kimse.
ErsagunTürkçeErkekErkek hekim.
ErsalTürkçeErkekYiğitliğinle tanın
ErsalmışTürkçeErkekErYiğitliğiyle tanınmış kimse.
ErsanTürkçeErkekYiğitliğiyle ad yapmış kimse.
ErsavTürkçeErkekSözüne güvenilir kimse.
ErsavaşTürkçeErkekSavaşmayı seven kimse.
ErsayTürkçeErkekYiğit olarak kabul et
ErsayınTürkçeErkekSaygıdeğer kimse.
ErseçTürkçeErkekYiğit seç
ErselTürkçeErkekYiğitlikle ilgili olan.
ErsenTürkçeErkekYiğitsin, erkeksin
ErserimTürkçeErkekSabırılı kimse.
ErsevTürkçeErkekİnsanları sev
ErsevenTürkçeErkekİnsanları seven kimse.
ErseverTürkçeErkekİnsanları seven kimse.
ErsevinTürkçeErkekİnsanları sevin
ErsevinçTürkçeErkekSevinen kimse.
ErsezenTürkçeErkekKavrayışı güçlü erkek.
ErsezerTürkçeErkekKavrayışı güçlü erkek.
ErsinTürkçeErkek Amacına ulaşsın, kavuşsun Sen yiğitsin, kahramansın
ErsonTürkçeErkekSonuncu doğan erkek çocuk.
ErsoyTürkçeErkekYiğit soydan gelen kimse.
ErsözTürkçeErkekSözüne güvenilir, dürüst sözlü kimse.
ErsuTürkçeErkekYiğitlerin soyundan gelen kimse.
ErsunTürkçeErkekYiğitliğini göster
ErsunalTürkçeErkekYiğitliğini göster
ErsüTürkçeErkekYiğit asker, yiğit subay.
ErşahanTürkçe + FarsçaErkekŞahin gibi güçlü yiğit.
ErşanTürkçe + ArapçaErkekYiğitliğiyle tanınmış, ünlenmiş erkek.
ErşatTürkçe + FarsçaErkekESevinçli, mutlu erkek.
ErşenTürkçeErkekMutlu, neşeli erkek.
ErşetArapçaErkekDoğru yolda olan kimse.
ErtaçTürkçe + ArapçaErkekTaç takınmış kimse.
ErtanTürkçeErkekTan vakti, sabahın ilk vakitleri.
ErtaşTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ErtayTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ErtaylanTürkçeErkekUzun boylu, yakışıklı erkek.
ErteTürkçeErkek Gelecek şafak, şafak sökme zamanı. Yarın. Herhangi bir işte ilk başarı.
ErtekTürkçeErkekTek olan, eşsiz yiğit.
ErtekeTürkçeErkekSözünün eri olan kimse.
ErtekinTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
ErtemTürkçeErkekbk. Erdem
ErtenTürkçeErkek Sabah güneşinin doğduğu zaman. Gün.
ErtepınarTürkçeErkekPınar gibi saf ve temiz olan.
ErtimTürkçeErkekPeçeneklerin üç asıl boyundan biri.
ErtinTürkçeErkekSağlam bir ruh yapısı olan kimse.
ErtingüTürkçeErkekOlağanüstü, görülmemiş.
ErtokTürkçeErkekGözü gönlü tok yiğit.
ErtopTürkçeErkekSağlam ve güçlü kimse.
ErtöreTürkçeErkekTöreleri olan yiğit.
ErtugayTürkçeErkekEr-tugay.
ErtuğTürkçeErkekSavaşçı kimse.
ErtuğrulTürkçeErkekDürüst, doğru, yiğit kimse.
ErtunaTürkçeErkekGösterişli kimse.
ErtuncaTürkçeErkekEr ve tunca.
ErtuncayTürkçeErkekTunç renginde olan, şişman kimse.
ErtunçTürkçeErkekTunç gibi sağlam erkek.
ErtungaTürkçeErkek Yiğit hakan. Uygur yazıtlarında geçen Türk adlarından.
ErturanTürkçeErkekbk. Erduran
ErtutTürkçeErkekYiğit olarak kabul et
ErtünTürkçeErkekAkşam, gecenin başlangıcı.
ErtüreTürkçeErkekTörelere bağlı kimse.
ErtürkTürkçeErkekYiğit Türk.
ErtüzeTürkçeErkekAdaletli kimse.
ErtüzünTürkçeErkekYumuşak huylu sakin, soylu, asil kimse.
ErülgenTürkçeErkekYüce, yüksek, ulu kimse.
ErünTürkçeErkekÜnlü, tanınmış yiğit.
ErünalTürkçeErkekAdın duyulsun, tanın, ün kazan
ErüstünTürkçeErkekÜstün erkek.
ErvinFarsçaKız Şeref, saygınlık. Barış. Rüzgâr. Veda.
EryalçınTürkçeErkekSert, güçlü, boyun eğmez yiğit
EryamanTürkçeErkekGüçlü becerikli yiğit.
EryavuzTürkçeErkekYürekli, korkusuz yiğit.
EryetişTürkçeErkekErken gel
EryıldızTürkçeErkekYıldız gibi parlak yiğit.
EryılmazTürkçeErkekYılmayan, cesur yiğit.
EryiğitTürkçeErkekYiğit, korkusuz erkek.
ErzadeTürkçe + FarsçaErkekYiğit oğlu.
ErzanFarsçaErkek Uygun,layık, yerinde Ucuz.
ErziTürkçeErkekDinin buyruklarını yerine getiren kimse, veli
EsatArapçaErkekÇok mesut, çok mutlu.
EseTürkçeErkekRüzgâr.
EsedullahArapçaErkekAllah´ın aslanı. (Hz. Ali´nin lakabı).
EsenTürkçeErkekSağlıklı, salim, rahat.
EsenbayTürkçeErkekSağlıklı, rahat kimse.
EsenboğaTürkçeErkekSağlıklı, salim, rahat, güçlü kimse.
EsendağTürkçeErkekSağlıklı, salim, rahat kimse.
EsendalTürkçeErkekSağlıklı, salim, rahat kimse.
EsendemirTürkçeErkekSağlıklı, salim, rahat, güçlü kimse.
EsenelTürkçeErkekSağlıklı, salim, rahat kimse.
EsenerTürkçeErkekSağlıklı, rahat kimse.
EsengülTürkçe + FarsçaKızSağlıklı, salim, rahat kimse.
EsengünTürkçeKızSağlıklı, salim, rahat kimse.
EsenkalTürkçeErkekSağlıklı, salim, rahat olarak kal
EsenkulTürkçeErkekSağlıklı, salim, rahat kimse.
EsentimurTürkçeErkekbk. Esendemir
EsentürkTürkçeErkekGüçlü kuvvetli, sağlıklı Türk.
EserTürkçeErkek Soğuk. Sert esen rüzgâr. Belirti, iz. Ar. Yapıt.
EsergülTürkçe + FarsçaKızSağlıklı kimse.
EsertaşTürkçeErkekSağlıklı, güçlü kimse.
EsimTürkçeErkekRüzgârın esişi.
EsinTürkçeErkek Esinti, rüzgâr, sabah rüzgârı. Etkilenme, çağrışım veya içe doğma ile akla gelen yaratıcı duygu, ilham.
EsinerTürkçeErkekEsinlenen kimse.
EskinTürkçeErkek Rüzgâr. Fırtına. Karla dolan ve düz yerden ayırt edilemeyen çukur.
EskinalpTürkçeErkekFırtına gibi yiğit.
EslekTürkçeErkekl. Çalışkan, gayretli. Yumuşak başlı, uysal.
EsmaArapçaKızAdlar, isimler.
EsmahanArapça + TürkçeKızHükümdar adları.
EsmerArapçaKızTeni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan, yağız kimse.
Esmeray Arapça + Türkçe Kız Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan kadın.
EsnaArapçaKızYüksek, yüce.
EsraArapçaKızEn çabuk, pek çabuk.
EsvetArapçaErkekSiyah, kara.
EşayTürkçeKızAy gibi, ay kadar güzel olan.
EşeTürkçeKızbk. Ayşe
EşfakArapçaErkekÇok şefkatli, çok sevecen kimse.
EşimTürkçeKızDostum, arkadaşım
EşinTürkçeKızDostun, arkadaşın
EşitTürkçeErkek Niteliği, değeri, biçimi, görünüşü bir olan. Aynı düzeyde olan.
EşkinTürkçeErkek Filiz, sürgün. Açık adımlarla, hızlı yürüyen at.
EşmenTürkçeErkekEş, arkadaş, yaşıt.
EşrafArapçaErkek Şerefli, saygın kimseler. Bir yerin zenginleri, sözü geçenler.
EşrefArapçaErkekÇok onurlu, çok şerefli kimse.
EthemArapçaErkekbk. Edhem
EtiTürkçeErkek Baba. Küçük kardeş.
EtikTürkçeKızSüs, bezek.
EtikeTürkçeKızÖğretmen, eğitici.
EvcanTürkçeErkekAceleci kimse.
EvcilTürkçeErkekEvine düşkün kimse.
EvcimenTürkçeErkekEvine, ailesine çok bağlı kimse.
EvdegülTürkçe + FarsçaKızEvde olan güzel.
EvecenTürkçeKızÇabuk hareket eden, canlı, ivecen.
EvginTürkçeErkekAceleci, telaşlı.
EvhatArapçaErkekTek, yegâne, biricik.
EvinTürkçeKız Bir şeyin içindeki öz, cevher. Buğday tanesinin olgunlaşmış içi, özü. Çok taneli başak. Tohum, tane.
EvirgenTürkçeErkekİşini bilen, tedbirli kimse.
EvliyaArapçaErkek Erenler, ermişler. Koruyanlar, himaye edenler. Allah’a yakın olanlar.
Evnur Türkçe + Arapça Kız Eve aydınlık veren.
EvranTürkçeErkek Çok uzun boylu insan. Kasırga, hortum. Evren.
EvrenTürkçeErkek Gök varlıklarının tümü, kâinat. Ejder, ejderha. Boylu boslu, yakışıklı. Kahraman, yiğit. Zaman.
EvrenataTürkçeErkekEvrene nam salmış ata.
EvrenselTürkçeErkek Tüm insanlığı ilgilendiren. Dünya ölçüsünde, dünya çapında.
EvrimTürkçeErkekAğır ağır ve kendiliğinden oluşan değişim.
EvrimerTürkçeErkekAğır ağır ve kendiliğinden oluşan değişen kimse.
EvsenTürkçeErkekHafif, az, yavaş.
EvşenTürkçeErkekEve mutluluk ve şenlik getiren kimse..
EylemTürkçeErkekBir durumu değiştirmek için gösterilen çaba.
EylülArapçaErkekYılın dokuzuncu ayı.
EymenArapçaErkek Daha uğurlu, daha bereketli. Sağ tarafta olan.
EyüpArapçaErkek Çok ıstırap çeken kimse. Kuran’da adı geçen ve sabırlı insan örneği olarak gösterilen peygamber.
EyyamArapçaErkek Günler, gündüzler. Zaman. Sözü geçerlik, nüfuz.
EzelArapçaErkekBaşlangıcı, öncesi olmayan geçmiş zaman, öncesizlik.
EzelhanArapça + TürkçeErkekBaşlangıcı, öncesi olmayan geçmiş zaman hükümdarı.
EzelîArapçaKızÖncesiz, başlangıçsız.
EzgiTürkçeKızBelli bir kurala göre oluşturulan ve kulakta haz uyandıran ses dizisi, nağme.
EzginTürkçeKızSenin ezgin, nağmen
EzgüTürkçeErkekbk. Edgü
EzgüerTürkçeErkekbk. Edgüer
Ezgütekin Türkçe Erkek İyi hükümdar.
FadılArapçaErkekbk. Fazıl
FadılaArapçaKızbk. Fazıla
FadikArapçaKızbk. Fatma
FadileArapçaKızbk. Fazıla
FadimArapçaKızbk. Fatma
FadimeArapçaKızbk. Fatma
FahimArapçaErkek Büyük, ulu. Onurlu, saygın. Anlayışlı, akıllı.
FahimeArapçaKız Büyük, ulu. Onurlu, saygın. Anlayışlı, akıllı.
FahirArapçaErkek Şanlı, şerefli, onurlu. Övünen, iftihar eden. Parlak, gösterişli, güzel.
FahireArapçaKız Şanlı, şerefli, onurlu. Övünen, iftihar eden. Parlak, gösterişli, güzel.
FahrettinArapçaErkekDinin övünç kaynağı.
FahriArapçaErkek Onurla ilgili, onursal. Yalnız onur için verilen karşılıksız hizmet.
FahriyeArapçaKız Onurla ilgili, onursal. Yalnız onur için verilen karşılıksız hizmet. Divan şairlerinin kendi erdemlerini övmek için yazdıkları şiir.
FahrünnisaArapçaKızKadının erdemi, onuru, büyüklük ve ululuğu.
FaikArapçaErkekManevi yönden üstün olan, yüksek, yüce.
FaikaArapçaKızManevi yönden üstün olan, yüksek, yüce.
FaizArapçaErkek Başarı kazanan. Taşan, coşan.
FaizeArapçaKız Başarı kazanan. Taşan, coşan.
FakihArapçaErkek Anlayışlı, zeki kimse. Fıkıh bilgini.
FakiheArapçaKızZeki, anlayışlı.
FâkiheArapçaKızYemiş, meyve.
FakirArapçaErkek Yoksul. Zavallı, garip. Derviş.
FakirullahArapçaErkekTanrı’nın büyüklüğü karşısında âciz olan kimse.
FalihArapçaErkek Başarılı ve mutlu kimse. Toprağı süren, eken kimse.
FaniArapçaErkek Ölümlü. Geçici. Yaşlı.
FarabiArapçaErkek Farap adlı ilden olan kimse. 870-950 yılları arasında yaşamış büyük Türk İslâm düşünürünün adı.
FarihaArapçaKızbk. Feriha
FarikArapçaErkekAyıran, ayırıcı.
FarisArapçaErkek Atlı, süvari. İyi ata binen. Anlayışlı, sevgili.
FariseArapçaKız Atlı, süvari. İyi ata binen. Anlayışlı, sevgili.
FarukArapçaErkek Haklıyı haksızdan ayıran, adaletli. Keskin. Hz. Ömer’in lakabı.
FasihArapçaErkekGüzel, düzgün ve açık konuşan, konuşma yeteneği olan kimse.
FasiheArapçaKızGüzel, düzgün ve açık konuşan, konuşma yeteneği olan kimse.
FatihArapçaErkek Fetheden, zafer kazanan. Açan, kapılar açan. Osmanlı Padişahı II. Mehmet'in lakabı.
FatinArapçaErkekZeki, akıllı, anlayışlı, kavrayışlı kimse.
FatineArapçaKızZeki, akıllı, anlayışlı, kavrayışlı kimse.
FatmaArapçaKız Çocuğunu sütten kesen kadın. Hz. Muhammet’in ilk eşi Hz. Hatice’den doğan kızının adı.
FatmagülArapça + FarsçaKızFatma ve gül.
FatmanurArapçaKızFatma ve nur.
FatoArapçaKızbk. Fatma
FatoşArapçaKızbk. Fatma
FaysalArapçaErkek Keskin kılıç. Hâkim. Kesin hüküm, karar.
FazılArapçaErkekErdemli.
FazılaArapçaKızErdemli.
FaziletArapçaKızİnsan yaradılışındaki bütün iyi huylar, erdem.
FazlıArapçaErkekErdemli, üstün, iyiliksever.
FazlullahArapçaErkekAllah’ın erdemi, üstünlüğü.
FecirArapçaKızSabaha karşı ortalığın aydınlanmaya başladığı zaman, tan vakti.
FecriArapçaErkekTan vaktiyle, tan kızıllığıyla ilgili.
FecriyeArapçaKızTan vaktiyle, tan kızıllığıyla ilgili.
FedaiArapçaErkek Yüksek bir ülkü uğrunda her türlü tehlikeyi göze alan kimse. Bir kimseyi veya bir yeri koruyan, muhafız.
FehamettinArapçaErkekDinin büyüklüğü, ululuğu.
FehimArapçaErkekAnlayışlı, zeki, akıllı kimse.
FehimdarArapça + FarsçaErkekZekâ, anlayış, kavrayış sahibi kimse.
FehimeArapçaKızAnlayışlı, zeki, akıllı kimse.
FehmiArapçaErkekAnlayış, kavrayışla ilgili olan.
FehmiyeArapçaKızAnlayış, kavrayışla ilgili olan.
FekahetArapçaKızŞakacılık, hoş mizaçlılık.
FelâtArapçaErkekSusuz çöl.
FelekArapçaErkek Gökyüzü. Dünya, âlem. Talih, baht, şans.
FenniArapçaErkekFene, bilime ilişkin, bilimle ilgili.
FenniyeArapçaKızFene, bilime ilişkin, bilimle ilgili.
FerFarsçaErkek Aydınlık, ışık. Güç, kuvvet.
FeragatArapçaErkekHakkından vazgeçme, el çekme.
FerahArapçaErkek Ar. Gönül açıklığı, sevinç, sevinme. Far. Açık, aydınlık.
FerahetFarsçaKızŞan ve şeref.
FerahfezaArapça + FarsçaKızFerah artıran, ferahlatan.
FerahiFarsçaErkekBolluk, genişlik, ucuzluk.
FerahnisaArapçaKızSevinçli, rahat kadın.
FerahnurArapçaKızAydınlık veren, nur veren.
FerahnümaArapça + FarsçaKızSevinç gösteren, sevinçli.
FerahruArapça + FarsçaKızGüler yüzlü, güleç.
FeramuşFarsçaErkekUnutma, akıldan çıkma.
FeramuzFarsçaErkekKale muhafızı, koruyucusu.
FerasetArapçaKızÇabuk seziş, anlayış.
FerayFarsça + TürkçeErkekAy ışığı, ayın parlaklığı.
FerayeFarsça + TürkçeKızbk. Feray
FercanFarsçaErkekGüçlü, parlak, canlı kişiliği olan kimse.
FerdalArapça + TürkçeErkekDalın tomurcuğu.
FerdaneArapçaKızbk. Ferdaniye
FerdaniyeArapçaKızBirlik, teklik, eşsizlik.
FerdarFarsçaErkekGüce, saygınlığa sahip kimse.
FerdiArapçaErkek Tek olan şey. Fertle ilgili, bireysel.
FerdiyeArapçaKız Tek olan, tek şey. Fertle ilgili, bireysel.
FereçArapçaErkek Zafer, utku. Sevinç, teselli.
FergünFarsça + TürkçeKızAydınlık, ışıklı gün.
FerhanArapçaErkek Sevinçli, neşeli. Memnun.
FerhatArapçaErkek Güçlüğü yenip bir yeri ele geçiren. Sevinç, neşe. Ferhat ile Şirin efsanesindeki erkek kahramanın adı.
FerhattinArapçaErkekDinin coşkusu, sevinci.
FerhunFarsçaErkek Güçlü, şanlı soydan gelen kimse. Sevinçli.
FerhundeFarsçaKız Kutsal, kutlu, uğurlu. Mutlu, mesut.
FeriArapçaKızAsılla ilgili olmayıp ikinci derecede olan, ayrıntılı.
FeribeFarsçaKızAldanmış.
FericanFarsçaKızCan aydınlığı, ruhun ışığı.
FerideArapçaKızEşi benzeri olmayan, tek, eşsiz, üstün.
FeridunFarsçaErkek Eşi olmayan, tek. İran'da Pişdâdiyan sülâlesinin hükümdarı (M.Ö. 750).
FerihArapçaErkekÇok mutlu, sevinçli.
FerihaArapçaKızFerah, rahat, sevinçli.
FeriserFarsçaKız Çok ışıklı, aydınlık. Çok güçlü.
FerişteFarsçaKız Melek. Günahsız, masum. İyi ve yumuşak huylu.
FeritArapçaErkekEşi benzeri olmayan, tek, eşsiz, üstün.
FeritkanArapça + TürkçeErkekEşi olmayan, soylu kandan gelen kimse.
FerizTürkçeErkekEkini alınmış tarla.
FerkanFarsça + TürkçeErkekGüçlü, saygın bir soydan gelen kimse.
FermanFarsçaErkek Buyruk, emir. Tanrı buyruğu.
FermaniFarsçaErkekBuyrukla, fermanla ilgili olan.
FermudeFarsçaKız Emir, buyruk, ferman. Emrolunmuş, buyurulmuş.
FernurFarsça + ArapçaKızAydınlık, ışık, nur.
FerruhFarsçaErkek Uğurlu, kutlu. Aydınlık yüzlü.
FersanFarsçaErkekDerisinden kürk yapılan bir kır sansarı.
FeruzatArapça + FarsçaErkekHayırlı, kutlu.
FeruzeArapçaKızbk. Firuze
FerveFarsçaKız Kürk. Zenginlik, servet.
FerzanFarsçaErkekBilim ve hikmet.
FerzaneFarsçaKız Bilge, filozof. Bilgili kimse.
FerzendFarsçaErkekOğul, çocuk.
FesihArapçaErkekGeniş, açık, aydınlık.
FetanetArapçaKızYüksek zekâ, zihin açıklığı, çabuk anlama ve kavrama yeteneği.
FethiArapçaErkekFethetme, alma ile ilgili olan.
FethiyeArapçaKızFethetme, alma ile ilgili olan.
FethullahArapçaErkekAllah’ın fethi.
FetihArapçaErkek Açma. Alma, zaptetme.
FettahArapçaErkek Üstün gelmiş, zafer kazanmış. Fetheden, açan. Allah'ın adlarındandır.
FevziArapçaErkekKurtuluş, zafer ve üstünlükle ilgili olan.
FevziyeArapçaKızKurtuluş, zafer ve üstünlükle ilgili olan.
FevzullahArapçaErkekAllah’ın üstünlüğü.
FeyizArapçaErkek Bolluk, bereket. Suyun taşıp akması. Bilim, bilgi.
FeymanFarsçaErkekAhlakta olgunluğu amaçlama, iyi ahlaka yönelme.
FeyyazArapçaErkek Bereket ve bolluk veren. Allah.
FeyzaArapçaKız Bolluk, çokluk. Coşma, taşma.
FeyzanArapçaErkek Bolluk, bereket. Taşma, taşkın.
FeyzettinArapçaErkekDinin bereketi.
FeyziArapçaErkek Bollukla, bereketle ilgili. Bilimle, bilgiyle ilgili.
FeyziyeArapçaKız Bollukla, bereketle ilgili. Bilimle, bilgiyle ilgili.
FeyzullahArapçaErkekAllah’ın bereketi.
FezahanArapça + TürkçeErkekYükselmeyi amaçlayan hükümdar.
FezaiArapçaErkekUzayla ilgili, uzaya ait.
FezanurArapçaKızUzay gibi parlak ve aydınlık olan.
FıratArapçaErkek Asurca. Geniş akarsu. Far. Geçit veren, üstünden geçmeye uygun. Türkiye ve Suriye’nin doğu bölgelerini sulayan, Irak’ı aşan, Dicle ırmağıyla birleşerek Basra körfezine dökülen büyük nehir.
FıtnatArapçaKızZihin açıklığı, kolay kavrama ve anlama yeteneği, zekâ.
FidanRumcaKız Yeni yetişen ağaç veya ağaççık. Ağacın kökünden çıkan. İnce uzun, narin, zarif.
FidangülRumca + FarsçaKızGül fidanı.
FideRumcaKızBaşka bir yere dikilmek için hazırlanmış körpe çiçek.
FiganFarsçaKızIstırap ile bağırma, inleme.
FigenFarsçaKızYaralayan, kıran, düşüren.
FikirArapçaKız Düşünce. Anlayış. Zihin, us.
FikretArapçaErkek Düşünce, fikir. Zihin, akıl. Kuruntu.
FikrettinArapçaErkekDin düşüncesi.
FikriArapçaErkekDüşünülerek oluşturulan, fikirle ilgili.
FikriyeArapçaKızDüşünülerek oluşturulan, fikirle ilgili.
FilbaharFarsçaKızOrmanlarda yetişen, beyaz, mavi, mor çiçekler açan, tırmanıcı sarılgan bitki.
FilizRumcaKız Tohumdan veya tomurcuktan çıkan körpe sürgün. İnce uzun, zayıf, narin kız.
FilizerRumca + TürkçeErkekGenç, toy, delikanlı.
FirazFarsçaKız Yüksek, yukarı. Yokuş, çıkış.
FirdevsFarsçaKızCennet, cennet bahçesi.
FirdevsiFarsçaErkek Cennete ait, cennetle ilgili. İran’ın ünlü şairi, Şehname’nin yazarı.
FirkatArapçaKızAyrılık, dostlardan ve sevgiliden ayrılma.
FiruzFarsçaErkek Mutlu, sevinçli, uğurlu. Bahtlı, talihli.
FiruzanFarsçaKızbk. Füruzan
FiruzeArapçaKızAçık mavi renkli, değerli bir süs taşı.
FitnatArapçaKızbk. Fıtnat
FuatArapçaErkekGönül, kalp, yürek.
FulArapçaKızBüyük beyaz çiçekleri kokulu, boyu üç metreyi bulabilen bir ağaççık ve bunun beyaz, kokulu çiçeği.
FulyaİtalyancaKızNergisgillerden bir bitki ve onun güzel renkli, kokulu çiçeği.
FundaRumcaKızKurak yerlerde yetişen çalı türünden bir ağaççık.
FurkanArapçaErkek İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki farkı gösteren her şey. Kur'an-ı Kerim.
FuzuliArapçaErkek BFaziletli, erdemli. Boşboğaz, gereksiz işlerle uğraşan. XVI. yy.'da yaşamış en büyük Divan Edebiyatı şairlerinden biri.
FügenFarsçaKızbk. Figen
FüruzanFarsçaKızParlayıcı, parlayan, parlak.
FüruzendeFarsçaKız Yanıcı, yakıcı. Parlatan, parlayın, aydınlatan.
FüsunFarsçaKızSihir, büyü.
FüsunkârFarsçaKız Büyüleyici. Sihirbaz, büyücü.
FütüvvetArapçaErkek Mertlik, yiğitlik. Soy temizliği. Cömertlik.
GaffarArapçaErkek Çok bağışlayıcı, bağışlayan. Allah’ın sıfatlarındandır.
GafirArapçaErkekBağışlayan, merhamet eden.
GafurArapçaErkek Bağışlayan, merhamet eden. Allah’ın adlarındandır.
GalibeArapçaKızÜstün gelen, yenen, önde gelen.
GalipArapçaErkekÜstün gelen, yenen.
GamzeArapçaKız Süzgün ve yan bakış. Çenedeki veya yanaktaki çukurluk.
GaniArapçaErkek Zengin, varlıklı. Bol. Allah adlarındandır.
GanimeArapçaKızGanimet alan.
GanimetArapçaKız Düşmandan alınan mal. Beklenmedik kazanç veya olanak.
GaniyeArapçaKız Zengin, varlıklı. Çok hoş. Kadın şarkıcı.
GaribeArapçaKızGörülmemiş, tuhaf, şaşılacak.
GaripArapçaErkek Yabancı. Kimsesiz, zavallı. Şaşılacak, tuhaf. Dokunaklı, hüzün veren.
GavsiArapçaErkek Yardım, destekle ilgili. Derine dalan kimse.
GayeArapçaKızAmaç, erek, hedef.
GayretArapçaErkek Çalışma, çabalama. Koruma, esirgeme, kayırma duygusu.
GayurArapçaErkekÇok çalışkan, gayretli.
GazalArapçaErkekCeylan.
GazaleArapçaKızDişi geyik.
GazanferArapçaErkek İri aslan. Yiğit, yürekli, kuvvetli adam.
GazelArapçaErkek Divan edebiyatında bir nazım biçimi. Türk müziğinde belli bir kurala bağlı olmadan bir kişi tarafından sesle yapılan taksim. Sonbaharda kuruyup dökülen ağaç yaprağı.
GaziArapçaErkek Düşmanla savaşan veya savaş yapmış kimse. Savaştan sağ ve zafer kazanmış olarak dönen kimse.
GedikTürkçeErkek Büyük çentik, yıkık yer. Dağ geçidi. Güçlük, güç durum. Yüksek yer, tepe. Ayrıcalık, verilmiş hak. Görev, vazife.
GedikbaşTürkçeErkekAyrıcalıklı kimse.
GedikbayTürkçeErkekAYrıcalıklı kimse.
GediktaşTürkçeErkekAyrıcalıklı, güçlü kimse.
GedizTürkçeErkek İçinde su birikmiş çukur. Ege bölgesinde bir akarsu.
GelenayTürkçeKızOrtaya çıkan ay gibi güzel.
GelenerTürkçeErkekGelen kimse.
GelengülTürkçe + FarsçaKızGelen gül gibi güzel.
GelinTürkçeKız Evlenmek üzere hazırlanıp, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın. Genç kız.
GelincikTürkçeKızYazın kırlarda yetişen kırmızı ve büyük çiçekli bitki.
GelinkızTürkçeKızGelinlik çağındaki kız.
GencalTürkçeErkekGenç birisiyle evlen
GencalpTürkçeErkekbk. Gençalp
GencaslanTürkçeErkekbk. Gençaslan
GencayTürkçeErkekbk. Gençay
GenceTürkçeErkekGeniş, genişçe.
GencelTürkçeErkekGençleş, genç kal
GencerTürkçeErkekbk. Gençer
GencoTürkçeErkekGenç sözcüğünden yapılmış bir ad.
GençTürkçeErkek Yaşı ilerlememiş olan. Dinç, sağlıklı.
GençağaTürkçeErkekGenç, sağlıklı kimse.
Gençalp Türkçe Erkek Genç yiğit.
GençaslanTürkçeErkekAslan gibi güçlü olan genç.
GençayTürkçeErkekHilal, ayça.
GençelTürkçeErkekGenç kimse.
GençerTürkçeErkek Genç-er. Toplantı, eğlenti.
GençkalTürkçeErkekDinç ve sağlıklı kal
GençsavTürkçeErkekYeni düşüncelere sahip kimse.
GençsoyTürkçeErkekSağlıklı bir soydan gelen kimse.
GençsuTürkçeErkekGenç bir soydan gelen kimse.
GençtanTürkçeErkekSabahın ilk vakti.
GençtürkTürkçeErkekGenç Türk.
GenezTürkçeErkek Kolay. Yaraşır, uygun.
GerayTürkçeErkekbk. Giray
GerçekTürkçeErkek Doğru, dürüst. Temel, başlıca, asıl doğayı yansıtan.
GerçekerTürkçeErkek Dürüst kimse. Ermiş, veli. Kılavuz, yol gösteren.
GermanFarsçaErkekbk. Kirman
GevherFarsçaKız Elmas, mücevher, inci. Bir şeyin aslı, mayası.
GevheriFarsçaErkek Mücevherle ilgili. Kuyumcu.
GezenayTürkçeErkekGezip dolaşan kimse.
GezerTürkçeKızDolaşan, gezen, gezici.
GezginTürkçeErkekÇok gezen, çok gezi yapan kimse.
GezginerTürkçeErkekÇok gezen kimse.
GıyasArapçaErkek Yardım. Yardımcı kimse.
GıyasettinArapçaErkekDinin yayılmasına yardımı dokunan kimse.
GıyasiArapçaErkekYardımla ilgili, yardımcı.
GirayMoğolcaErkekEskiden Kırım hanlarının ve han ailesinden olan prenslerin kullandığı san.
GirayalpTürkçeErkekHükümdar yiğit.
GirayerTürkçeErkekHükümdar olan kimse.
GirayhanTürkçeErkekHükümdar.
GirginTürkçeErkekHerkesle çok çabuk yakınlık kuran, her işe girişen, sokulgan.
GirginalpTürkçeErkekHerkesle çok çabuk yakınlık kuran, her işe girişen, sokulgan yiğit.
GirginerTürkçeErkekHerkesle çok çabuk yakınlık kuran, her işe girişen, sokulgan kimse.
GirginkoçTürkçeErkekHerkesle çok çabuk yakınlık kuran, her işe girişen, sokulgan kimse.
GirizanFarsçaKızbk. Gürizan
GizTürkçeErkekGizli tutulan şey, sır.
GizayTürkçeErkekSır saklayan kimse.
GizemTürkçeKızAklın erişemediği veya çözülemeyen şey, sır.
GizerTürkçeErkekSır saklayan kimse.
GizmenTürkçeErkekGiz saklayan kimse.
GoncaFarsçaKızTam açılmamış çiçek, gül.
GoncafemFarsçaKızGonca ağızlı olan.
GoncaferFarsçaKızGonca gibi parlak olan.
GoncagülFarsçaKızGonca ve gül.
GoncaterFarsçaKızTaze, açılamamış gonca.
GonceFarsçaKızbk. Gonca
GöcekTürkçeErkek Taze, güzel. Bir karış boyunda büyümüş ekin. Köşe, kenar, kıyı.
GöçenTürkçeErkekGöçmen, muhacir.
GöçerTürkçeErkek Yer, yurt edinmeyen, göç etmekten hoşlanan. Göçebe.
GöçmenTürkçeErkekKendi ülkesinden ayrılarak yerleşmek için başka ülkeye giden kimse.
GöğemTürkçeErkek Yeşile çalar mor renk. Bir çeşit yabani ekşi erik. Yapraklanmış ekin.
GöğenTürkçeErkek Yeşillik. Bir tür mantar.
GöğünçTürkçeKızÖzlem, hasret.
GöğüşTürkçeErkekSarı saçlı, mavi gözlü kimse.
GökTürkçeKız Yeryüzünün üzerine mavi bir kubbe gibi kapanan boşluk. Mavi renk.
Gökalp Türkçe Erkek Mavi gözlü yiğit.
GökayTürkçeErkekMavi gözlü kimse.
GökbaranTürkçe + FarsçaErkekGökten inen yağmur.
GökbayTürkçeErkekMavi gözlü kimse.
GökbayrakTürkçeErkekGökte dalgalanan bayrak.
GökbelTürkçeErkekYeşil geçit.
GökbelenTürkçeErkekbk. Belen
GökbenTürkçeKızÖzü genç olan kimse.
GökberkTürkçe + FarsçaErkekYeşil yaprak.
GökbeyTürkçeErkekMavi gözlü bey.
GökboraTürkçeErkekFırtına.
GökbörüTürkçeErkekKurt.
GökbudakTürkçeErkekBudak.
GökbudunTürkçeErkekHalk, ulus.
GökbulutTürkçeErkekMavi bulut.
GökcanTürkçe + FarsçaErkekMavi gözlü kimse.
GökcenTürkçeErkekGüzel, taze, dinç, sağlıklı.
GökçeTürkçeErkek Güzel, gösterişli kimse. Melek. Mavi gözlü kimse.
GökçebalaTürkçeErkekGüzel, gösterişli, sevimli çocuk.
GökçebalanTürkçeErkekGüzel, gösterişli, sevimli çocuğun anlamında kullanılan bir ad
GökçebelTürkçeErkekGüzel, gösterişli, sevimli soydan geleen kimse.
GökçebeyTürkçeErkekGüzel, gösterişli, sevimli bey.
GökçeerTürkçeErkekGüzel, gösterişli, sevimli insan.
GökçekTürkçeErkek Güzel, sevimli, hoş kimse. Yiğit, cesur. Taze, körpe.
GökçelTürkçeErkekGök rengini andıran, mavimsi.
GökçemTürkçeKızMavi gözlü kız.
GökçenTürkçeErkekGüzel, hoş kimse.
GökçerTürkçeErkekbk. Gökçeer
GökçesuTürkçeErkekTatlı, güzel su.
GökçilTürkçeErkekbk. Gökçül
GökçinTürkçeErkekMaviye çalan, mavimsi.
GökçülTürkçeErkek Gökle ilgili, semavi. Maviye çalan renk.
GökçünTürkçeErkekbk. Gökçin
GökdalTürkçeErkekGöğe ulaşmış dal.
GökdemirTürkçeErkekMavi gözlü, güçlü kimse.
GökdenizTürkçeErkekÇakır gözlü kimse.
GökdoğanTürkçeErkek Bir tür doğan. Çakır gözlü.
GökdumanTürkçeKızGöğe yükselen duman.
GökelTürkçeErkekGöğe açılan el.
GökenTürkçeErkekbk. Göğen
GökerTürkçeErkekMavi gözlü kimse.
GökgölTürkçeErkekSuları bulanık olmayan göl.
GökhanTürkçeErkekEski Türklerde gök Tanrısı.
GökhunTürkçeErkekDoğu insanı.
GökmenTürkçeErkekSarışın, mavi gözlü kimse.
GökmenalpTürkçeErkekSarışın, mavi gözlü yiğit.
GökmenerTürkçeErkekSarışın, mavi gözlü kimse.
GökmeteTürkçeErkekMavi gözlü hükümdar.
GöknelTürkçeErkekGökle ilgili olan.
GöknilTürkçeKızMavi gözlü kimse.
GöknurTürkçe + ArapçaErkekParlak olan gökyüzü.
GökperiTürkçe + FarsçaKızMavi gözlü, peri gibi güzel.
GöksalTürkçeErkekbk. Göksel
GöksaltukTürkçeErkekÖzgür kişi.
GöksanTürkçeErkekSaygın kimse.
GöksavTürkçeErkekİleri görüşlü kimse.
GöksayTürkçeErkekDeğerli olduğunu kabul et
GökselTürkçeErkekGökle ilgili, semavi.
GökselenTürkçeKızMavi gözlü, varlıklı kimse.
GöksenTürkçeErkekMavi gözlüsün
GökseninTürkçeErkekHer zaman yükselmeyi, ilerlemeyi amaçla
GökserTürkçe + FarsçaErkekSaygın kimse.
GöksevTürkçeErkekYükselmeyi yücelmeyi sev
GöksevenTürkçeErkekYükselmeyi, yücelmeyi seven kimse.
GökseverTürkçeErkekYükselmeyi, yücelmeyi seven kimse.
GöksoyTürkçeErkekSoyu yüce olan kimse.
GöksuTürkçeErkek Gökten inen su. Türkiye'nin çeşitli yerlerinde bulunan akarsuların genel adı.
GöksunTürkçeErkekYüksel, yücel
GökşanTürkçe + ArapçaKızÜnlü, meşhur kimse.
GökşenTürkçeErkekGök gibi şen olan kimse.
GökşinTürkçeErkek Gökkuşağı, alkım. Mavi renkli.
GöktalayTürkçe + MoğolcaErkekMavi deniz.
GöktanTürkçeErkekŞafak vakti.
GöktaşTürkçeErkekGezegenlerin arasında hareket eden, tümüyle gaz durumuna geçmeden yeryüzüne ulaşan katı cisim.
GöktayTürkçeErkekTek, biricik.
GöktenTürkçeErkekGökten, yüksekten.
GöktöreTürkçeErkekTörelere bağlı kimse.
GöktuğTürkçeErkekSavaşmayı seven kimse.
GöktulgaTürkçeErkekSavaşçı kimse.
GöktunaTürkçeErkekMavi suları olan Tuna.
GöktunçTürkçeErkekSağlam karakterli olan kimse.
GöktürkTürkçeErkekİslamlıktan önce Orta Asya da yaşamış bir Türk ulusu.
GökyayTürkçeErkekIşık saç
GölgeTürkçeKız Işığın önüne gelen bir cismin yere veya yanına bıraktığı karartı. Güneş ışınlarından korunulacak yer. Koruma, gözetme.
GönçTürkçeErkek Zengin, varlıklı. Şen, neşeli. Yiğit, kuvvetli.
GöndemTürkçeErkekUyan, itaat eden, uysal.
GönderTürkçeErkek Bayrak veya mızrağın sapı. Kayık ve yelkenli gemilere yön vermeye yarayan, ucu madenî ağaç sopa.
GönenTürkçeErkek Mutlu ol, refaha kavuş, rahat et, sevin Yavrum, kuzum anlamında sevgi belirten sözcük. Bolluk, bereket.
GönençTürkçeErkekBolluk, rahatlık ve varlık içinde yaşama.
GönenerTürkçeErkekMutlu, rahat kimse.
GönülTürkçeKızYürekte varsayılan sevgi, istek gibi duyguların kaynağı.
GönülayTürkçeKızGönlü ay gibi parlak, temiz olan.
GönüldenTürkçeKızYürekten, içten, candan.
GönüldeşTürkçeErkekAynı düşünceleri paylaşan, birbirini seven kimseler.
GöralTürkçeErkekGörüp al
GörbilTürkçeErkekGörüp bil
GörezTürkçeKız Süslü,zarif, şık. Gösterişe düşkün kimse. Kurumlu. Kuruntulu. Rüzgâr.
GörgüTürkçeErkek Bir toplum içinde uyulması gerekli saygı ve incelik kuralları. Bir kimsenin anlayış, seziş ve bilgisini artıracak nitelikte etki yapan deneysel bilgi. Göz tokluğu.
GörgüçTürkçeErkek Dürbün. Pencere.
GörgünTürkçeErkekGörgülü, bilgili.
GörgünayTürkçeErkekGörgülü, bilgili kimse.
GörgüncanTürkçe + FarsçaErkekGörgülü, bilgili kimse.
GörkTürkçeErkek Güzellik, gösteriş. İyi huy. Süs, ziynet.
GörkelTürkçeErkekEline ayağına düzgün kimse.
GörkemTürkçeErkek Gösteriş, heybet. İyi gelişmiş, gürbüz.
GörkemliTürkçeErkekGösterişli, göz alıcı kimse.
GörkerTürkçeErkekGösterişli kimse.
GörkeyTürkçeErkekGüzellik.
GörklüTürkçeErkekGüzel, gösterişli.
GörkmenTürkçeErkekYakışıklı, gösterişli kimse.
GörksevTürkçeErkekGüzeli, güzelliği sev
GörsevTürkçeKızGörüp sev
GövemTürkçeKız Bitki yeşilliği Sonbaharda yetişen bir tür siyah zeytin.
GövezTürkçeErkekGururlu, mağrur kimse.
GöymenTürkçeErkekGözleyen, dikkatle bakan kimse.
GöyükTürkçeErkekYanmış, yakılmış.
GöyünçTürkçeErkekÖzlem, hasret.
GözalTürkçeKızNiteliklerinle ve güzelliğinle ilgi topla
GözalanTürkçeKızGösterişli, ilgi çekici.
GözayTürkçeErkekGözleri parlayan kimse.
GözaydınTürkçeErkekSevinçli, mutlu bir olayı kutlama.
GözdeTürkçeKızÇok sevilen, beğenilen, nitelikli, üstün tutulan.
GözeTürkçeKız Kaynak. Suların kıyılarında olan küçük çayır. Hücre. Örme, örgü. Sonbaharda çıkıp yazın kaybolan su.
GözegirTürkçeErkekDikkat çek
GözemTürkçeErkek İlgi çeken, sevimli, hoşa giden kimse. Sulak yer. Pınar.
GözençTürkçeKızbk. Gözen
GözlemTürkçeKız Bir nesnenin, olayın veya bir gerçeğin, niteliklerinin bilinmesi amacıyla, dikkatli ve plânlı olarak ele alınıp incelenmesi, müşahede. İnceleme sonucu elde edilen değer, müşahede. Çeşitli araç ve gereçlerin yardımıyla olayların sebeplerini bilmek
GözütokTürkçeErkekAç gözlü olmayan kimse.
GurbetArapçaKız Gariplik, yabancılık, yuvasından, yurdundan veya kentinden uzakta olma durumu. Yabancı.
GücalTürkçeErkekbk. Güçal
GücalpTürkçeErkekbk. Güçalp
GücelTürkçeErkekbk. Güçel
GücerTürkçeErkekGüçlü kimse.
GücümenTürkçeErkekKüçük.
GüçTürkçeErkek Yorucu, emekle yapılan. Zor, çetin. Şiddet. İş, meşguliyet. Kuvvet.
GüçalTürkçeErkekGüçlen, kuvvetlen
GüçalpTürkçeErkekGüçlükleri yenen yiğit.
GüçelTürkçeErkekEli güçlü olan kimse.
GüçerenTürkçeErkekGüçlü yiğit.
GüçermişTürkçeErkekGüçlü kimse.
GüçhanTürkçeErkekGüçlü hükümdar.
GüçkanTürkçeErkekDelikanlı kimse.
GüçkanatTürkçeErkekGüçlü kimse.
GüçlüTürkçeErkek Gücü çok olan. Etkili, önemli, nitelikli. Şiddetli.
GüçlübayTürkçeErkekGüçlü kimse.
GüçlüerTürkçeErkekGüçlü kimse.
GüçlühanTürkçeErkekGüçlü hükümdar.
GüçlükhanTürkçeErkekbk. Güçlühan
GüçlütürkTürkçeErkekGüçlü Türk.
GüçmenTürkçeErkekGüçlü kuvvetli kimse.
GüçsalTürkçeErkekGücünü, kuvvetini göster
GüçsalanTürkçeErkekGücünü, kuvvetini gösteren kimse.
GüçsanTürkçeErkekGücüyle tanınan kimse.
GüçselTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
GüçyenerTürkçeErkekGüçlükleri yenen kimse.
GüçyeterTürkçeErkekGücü yeten kimse.
GüdekTürkçeErkekAmaçlanan sonuç, güdülen amaç.
GüderTürkçeErkek Yöneten, idare eden. Düşüncelerini, ilkelerini gerçekleştirmeye çalışan.
GüfteFarsçaKızBir müzik yaptının bestelenmiş sözleri.
GüherFarsçaKızbk. Gevher
GülFarsçaKızKatmerli, kokulu çiçekleri olan, pek çok türleri bulunan gülgillerin örnek bitkisi.
GülaçFarsça + TürkçeKızGülümse
GülaçtıFarsça + TürkçeKızGülümsedi
GülâfetFarsça + ArapçaKızGül gibi güzel olan sevgili.
GülalFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel bil kızla evlen
GülânFarsçaKızGüller.
GülaraFarsçaKızGül süsleyen, gül bezeyen.
GülaslıFarsça + Arapça + TürkçeKızSoyu sopu gül gibi güzel olan.
GülasyaFarsça + ArapçaKızAsya gülü.
GülâverFarsçaKızGül getiren, gül taşıyan.
Gülay Farsça + Türkçe Kız Güllerin açtığı ay.
GülaydınFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel olan.
GülayımFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel sevgilim
GülayşeFarsça + ArapçaKızRahat ve huzur içinde yaşayan güzel.
GülbademFarsçaKızBadem gözlü güzel.
GülbağFarsçaKızGül bahçesi.
GülbaharFarsçaKızKırmızı boya elde etmede kullanılan iyi bir cins toprak.
GülbanuFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel kadın.
GülbayFarsça + TürkçeErkekGül-bay.
GülbedenFarsça + ArapçaKızGül gibi güzel bedeni olan.
GülbekTürkçeErkekGülümseyen bey.
GülbenFarsça + TürkçeKızBen gül gibi güzelim
GülbendeFarsça + TürkçeKızGül benim elimdedir
GülbenizFarsça + TürkçeKızGül yüzlü.
GülberkFarsçaKızGül yaprağı.
GülbeşekerFarsçaKızBir tür gül tatlısı.
GülbeyTürkçeErkekGülümseyen bey.
GülbeyazFarsça + ArapçaKızBeyaz gül.
GülbeyiFarsça + TürkçeErkekGül gibi güzelin kocası.
GülbikeFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel kadın.
GülbikemFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel kadınım
GülbilFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel olarak kabul et
GülbinFarsçaKızbk. Gülbün
GülbittiFarsça + TürkçeKızGül yetişti
GülbizFarsçaKızGül serpen.
GülboyFarsça + TürkçeKızGül gibi boyu olan.
GülbuFarsçaKızGül gibi güzel kokusu olan..
GülbünFarsçaKızGül fidanı.
GülbüzFarsçaKızbk. Gülbiz
GülcanFarsçaKızGül gibi güzel olan.
GülcananFarsçaKızGül gibi güzel sevgili.
GülceFarsça + TürkçeKızGül gibi, güle benzeyen.
GülcemalFarsça + ArapçaKızGül gibi güzel yüzlü.
GülcihanFarsçaKızDünyanın en güzel gülü.
GülçeFarsçaKızKüçük gül, gülcük.
GülçehreFarsçaKızYüzü gül gibi güzel olan.
GülçiçekFarsça + TürkçeKızGül ve çiçek gibi güzel olan..
GülçimenFarsçaKızÇimende yetişen gül gibi güzel olan.
GülçinFarsçaKızGül toplayan, gül devşiren.
GülçünFarsçaKızbk. Gülçin
GüldalFarsça + TürkçeKızGül dalı.
GüldalıFarsça + TürkçeKızGül dalı.
GüldanFarsçaKızÇiçek konulan kap, çiçeklik.
GüldaneFarsçaKızGül tanesi.
GüldeğerFarsça + TürkçeKızGül gibi değerli olan.
GüldehanFarsçaKızAğzı gül gibi olan, küçük ağızlı.
GüldehenFarsçaKızbk. Güldehan
GüldemFarsçaKızGül zamanı.
Güldemet Farsça +Yunanca Kız Gül gibi güzel olan.
Gülden Farsça Kız Gül soluklu, nefesi gül kokan.
GüldenizFarsça + TürkçeKızDeniz gibi coşkulu güzel.
GüldenurFarsça + Türkçe + ArapçaKızGül gibi parlak olan güzel.
GülderFarsça + TürkçeKızGül topla
GülderenFarsça + TürkçeKızGül toplayan, gülleri derleyen. Gül-deren.
GüldermişFarsça + TürkçeKızGül devşirmiş, gül toplamış.
GüldesteFarsça + TürkçeKızGül demeti.
GüldilekFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel dileği olan.
GüldoğanFarsça + TürkçeErkekGül gibi güzel.
GüldöneFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel olsun
GüldünyaFarsça + ArapçaKızDünyanın güzeli.
GüldürenTürkçeKızMutlu eden, sevindiren.
GülebetinFarsçaKız Bezekli dikiş. Güzellik, incelik simgesi.
GüleceFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel.
GüleçTürkçeErkekHer zaman gülen, gülümseyen, güler yüzlü.
GüleçerTürkçeErkekHer zaman gülen, gülümseyen, güler yüzlü kimse.
GüledaFarsça + ArapçaKızGül gibi nazlı olan.
GülefşanFarsçaKızGül saçan.
GüleğenTürkçeErkekÇok gülen, neşeli.
GülekTürkçeErkekGüler yüzlü, güleç.
GülelFarsça + TürkçeErkekElinde gül olan.
GülenTürkçeKızGülümseyen, güler yüzlü.
GülenayTürkçeKızGülümseyen, gülen kimse.
GülendamFarsçaKızGül boylu, ince uzun, güzel endamlı.
GülenderFarsça + ArapçaKızAz bulunur, gül gibi güzel.
GülenerTürkçeErkekGülen, gülümseyen kimse.
GülengübinFarsçaKızBal ve gül yaprağından yapılan tatlı.
GülengülTürkçe + FarsçaKızGülen gül gibi güzel.
GülennurTürkçe + ArapçaKızGülen nur gibi parlak güzel.
GülerTürkçeKızGülen, gülümseyen kimse.
GülerayTürkçeKızGülen ay gibi güzel.
GülercanTürkçe + FarsçaKızGülümseyen sevgili.
GülerenFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel olan dost.
GülerginFarsça + TürkçeErkekOlgun gül.
GülergünFarsça + TürkçeErkekbk. Gülergin
GülermanTürkçeErkekGüler yüzlü, güleç kimse.
GülersinTürkçeKızGülersin, gülümsersin
GülertanTürkçeErkekAydınlık şafak.
GüleryüzTürkçeErkekYüzü hep gülen, neşeli.
GülesenTürkçeKızSağlık ve mutlulukla gül
GüleserFarsça + ArapçaKızGül gibi güzel iz bırakan.
GülesinTürkçeKızMutlu olasın, gülesin .
GülevTürkçeKızAlev.
GülfamFarsçaKızGül renkli.
GülfedaFarsça + ArapçaKızKendini feda eden güzel.
GülfemFarsçaKızGül ağızlı, küçük ağızlı.
GülferFarsçaKızGül gibi parlak, gül parlaklığında olan.
GülferahFarsça + ArapçaKızGül gibi insanı rahatlatan.
GülfeşanFarsçaKızGül saçan.
GülfezaFarsçaKızGüzellik artıran.
GülfidanFarsça + RumcaKızGül fidanı.
GülfideFarsça + Rumca KızGül fidesi.
GülgenTürkçeKızGülen, gülümseyen.
GülgezTürkçeKızGülerek dolaş
GülgoncaFarsçaKızHenüz açılmamış gül.
GülgönülFarsça + TürkçeKızGönlü gül gibi temiz ve saf olan.
GülgûnFarsçaKızGül renkli, pembe.
GülgûneFarsçaKızGül yanaklı, gül renkli.
GülgünFarsçaKızbk. Gülgûn
GülgüneyFarsça + TürkçeKızGül renkli güzel.
GülgüzelFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel.
GülhanFarsça + TürkçeErkekGül gibi güzel kimse.
GülhanımFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel hanım.
GülhatırFarsça + ArapçaKızGönlü gül gibi saf ve temiz olan.
GülhatunFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel kadın.
GülhayatFarsça + ArapçaKızHayat veren güzel.
GülhizFarsçaKızGül yetiştiren.
GülhuriFarsça + ArapçaKızHuri gibi güzel olan.
GülinazFarsçaKızNaz yapan güzel.
GülinciFarsça + TürkçeKızGül ve inci.
GülipekFarsça + TürkçeKızGül ve ipek.
GülistanFarsçaKızGül bahçesi.
GülizFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel iz bırakan.
GülizarFarsça + ArapçaKızGül yanaklı, al yanaklı.
GülkadınFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel kadın.
GülkanFarsça + TürkçeErkekKırmızı renkli gül.
GülkızFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel kız.
GüllüFarsça + TürkçeKızGüle benzeyen.
GüllühanFarsça + TürkçeKızGüle benzeyen kadın.
GüllüşahFarsça + TürkçeKızGüle benzeyen kadın.
GüllüşanFarsça + Türkçe + ArapçaKızGül gibi değerli olan.
GülmenTürkçeErkekÇok gülen, her zaman gülen kimse.
GülmisalFarsça + ArapçaKızGül gibi güzel, güle benzeyen.
GülmüşTürkçeKızGülümsemiş, güler yüzlü.
GülnarFarsçaKızNar çiçeği.
GülnareFarsçaKızbk. Gülnar
GülnazikFarsçaKızMenekşe.
GülneşeFarsça + ArapçaKızŞen ve neşeli olan güzel.
GülnihalFarsçaKızGül fidanı.
GülnurFarsça + ArapçaKızGül gibi parlak ve aydınlık olan.
GülnuşFarsçaKızGül içen.
Gülören Farsça + Türkçe Kız Gül demeti yapan.
GülözFarsça + TürkçeKızÖzü gül gibi temiz olan.
GülözerFarsça + TürkçeKızGül gibi özü doğru ve dürüst olan.
GülpembeFarsçaKızPembe renkli gül gibi güzel olan.
GülperiFarsçaKızGül ve peri gibi güzel olan.
GülrenkFarsçaKızGül renkli, pembe.
GülrizFarsçaKızGül saçan, gül serpen.
GülruFarsçaKızGül yüzlü, al yanaklı.
GülruhFarsçaKızGül yanaklı güzel.
GülsalınFarsça + TürkçeKızGül gibi nazlı ol
GülsanFarsça + TürkçeKızGül gibi tanınmış, ünlü olan.
GülsanemFarsça + ArapçaKızGül gibi güzel olan sevgili.
GülsayFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel olarak kabul et
GülsefaFarsça + ArapçaKızİnsana rahatlık veren gül.
GülselFarsça + TürkçeKızGülle ilgili olan.
GülseliFarsça + Arapça + TürkçeKızÇok sayıda gül.
GülselinFarsça + TürkçeKızÇok sayıda gül.
GülsemaFarsça + ArapçaKızGökyüzünün gülü.
GülseminFarsça + ArapçaKızDeğerli gül.
GülsenFarsça + TürkçeKızGül gibi güzelsin
GülserFarsça + TürkçeKızGülleri ser, çevreyi güllerle beze
GülserenFarsça + TürkçeKızGülleri seren, çevreyi güllerle bezeyen.
GülserimFarsçaKızSabırlı güzel kimse.
GülsevFarsça + TürkçeKızGülü, gül gibi güzel olanı sev
GülsevenFarsça + TürkçeKızGülü, gül gibi güzel olanı seven.
GülseverFarsça + TürkçeKızGülü, gül gibi güzel olanı seven.
GülseviFarsça + TürkçeKızGülü, gül gibi güzel olanı seven.
GülsevilFarsça + TürkçeKızGül gibi sevil
GülsevinFarsça + TürkçeKızGülü, gül gibi güzel olanı sevin anlamnda kullanılan bir ad.
GülsezerFarsça + TürkçeKızGülü, güzeli tanıyan, güzelden anlayan.
GülsezinFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel olanı tanıyın
GülsimFarsçaKızGümüş gibi beyaz renkli gül.
GülsimaFarsçaKızGül yüzlü.
GülsiminFarsçaKızGümüşten gül.
GülsinemFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel olan sevgilim anlanmında kullanılan bir ad.
GülsoyFarsça + TürkçeErkekGül gibi saf ve temiz bir soydan gelen.
GülsuFarsça + TürkçeKızGül suyu.
GülsunaFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel olan.
GülsunamFarsça + TürkçeKızGül gibi güzel olan sevdiğim
GülsunanFarsça + TürkçeKızGüzellğini gösteren, güzelliğini belli eden.
GülsunarFarsça + TürkçeKızGüzellğini gösteren, güzelliğini belli eden.
GülsümArapçaKızYuvarlak, dolgun yüzlü.
GülsümeArapçaKızYuvarlak, dolgun yüzlü.
GülsünTürkçeKızMutlu olsun, şen olsun, gülsün
GülşadFarsçaKızSevinçli, mutlu güzel.
GülşadiyeFarsça + ArapçaKızMutlu, seviçli güzel.
GülşahFarsçaKızGül dalı.
GülşahinFarsçaErkekCesur ve kuvvetli olan.
GülşanFarsça + ArapçaKızGül gibi ünlü, tanınmış, gösterişli olan.
GülşehriFarsçaKızGüllerin yetiştiği şehirden olan.
GülşekerFarsçaKızGül tatlısı.
GülşenFarsçaKızGül bahçesi.
GülşerefFarsça + ArapçaKızGül gibi ünlü olan.
GülşerifFarsça + ArapçaKızGül gibi değerli olan.
GültabFarsçaKızAydınlatan, ışık veren güzel.
GültaçFarsça + ArapçaKızBaşlara taç olan, çok sevilen güzel.
GültanFarsça + TürkçeErkekİnsanı şaşırtan nitelikte güzel olan.
GültaneFarsçaKızGül tohumu.
GültaşTürkçeErkekGül, eğlen, coş
GültazeFarsçaKızTaze, yeni yetişmiş gül.
GültekinFarsça + TürkçeErkekGüvenilir kimse.
GültenFarsçaKızGül tenli, pembe tenli.
GülterFarsçaKızTaze gül, gonca.
GültopFarsça + TürkçeKızGül gibi tombul olan.
GülümFarsça + TürkçeKızGül kadar güzel olan sevdiğim
GülümayFarsça + TürkçeKızGül kadar güzel olan sevdiğim
GülümserTürkçeKızGülümseyen, güler yüzlü.
GülümşenTürkçeKızŞen, mutlu olan sevdiğim
GülüstüTürkçeKızGülün üst tarafı.
GülüşTürkçeKızGülme işi veya biçimi.
GülverFarsça + TürkçeKızBana gül ver
GülverenFarsça + TürkçeKızGül veren.
GülyüzFarsça + TürkçeKızYüzü güzel olan.
GülzarFarsçaKızGül bahçesi.
GülzeminFarsçaKızGüllerle kaplı yer, gül bahçesi.
GülzibaFarsçaKızSüslü, güzel gül.
GümanFarsçaErkek İnanç. Kanaat. İstek, heves. Neşe.
GümberkTürkçe + ArapçaErkekAydınlık gün.
GümeçTürkçeErkek Bal peteği. Külde pişirilen ekmek.
GümüşTürkçeErkekParlak, beyaz renkli kolay işlenir, değerli bir maden.
GümüşhatunTürkçeKızGümüş gibi değerli olan.
GümüşkurtTürkçeErkekGümüş gibi değerli olan.
GümüşkutTürkçeErkekMutlu, şen.
GümüştanTürkçeErkekTan vakti gibi temiz ve saf olan.
GümüştayTürkçeErkekTemiz ve dürüst olan.
GümüştekinTürkçeErkekDürüst, doğru ve değerli olan.
GünTürkçeErkek Güneş. Gündüz. İyi yaşanmış zaman.
GünaçTürkçeErkekGün gibi doğ, aydınlat
GünakTürkçeErkekİyi, hayırlı, mutlu gün.
GünalTürkçeErkekAydın ol, aydınlan anlamında kullanlıan bir ad.
GünalanTürkçeErkekAydınlanan, aydın olan.
GünalpTürkçeErkekGüneş gibi aydınlım ve ışık saçan yiğit.
GünaltanTürkçeErkekGüneş gibi aydınlık ve ışık saçan hükümdar.
GünaltayTürkçeErkekGüneş gibi yükseklerde, yüksek makamlarda ışık ve aydınlık saçan.
GünanTürkçeErkekIşığı ve aydınlığı her zaman hatırla
GünanaTürkçeKızIşığı ve aydınlığı her zaman hatırlasın
GünayTürkçeErkekGüney, güneş gören yer.
GünaydınTürkçeErkekSabahları söylenen esenleme sözü.
GünbatuTürkçeKızÜstün gelen, gücü yeten, galip.
GünbayTürkçeErkekZenginlik içinde geçen gün.
GünbekTürkçeErkekbk. Günbey
GünbeyTürkçeErkekGüneş gibi ışık ve aydınlık saçan bey.
GünçağTürkçeErkekGüneş gibi ışık ve aydınlık saç
GünçeTürkçeErkekGüneşli yer.
GünçiçeğiTürkçeKızAyçiçeği.
GünçiçekTürkçeKızbk. Günçiçeği
GündalTürkçeErkekGüneş gibi aydınlık ve ışık saçan genç.
GündaşTürkçeErkekbk. Gündeş
GündemirTürkçeErkekSağlam ve kuvvetli ışık saçan.
GündenTürkçeErkekUysal, yumuşak, her şeyi kabul eden kimse.
GündenizTürkçeErkekDeniz gibi coşkun bir biçimde etrafına ışık ve aydınlık saçan
GünderTürkçeErkekGönder, yolla
GündeşTürkçeErkekAYnı günde doğan.
GündoğanTürkçeErkekSabaha karşı doğan çocuklara verilen bir ad.
GündoğarTürkçeErkekbk. Gündoğan
GündoğduTürkçeErkekSabaha karşı doğdu
GündoğmuşTürkçeErkekSabaha karşı doğan çocuklar için kullanılan bir ad.
GündöndüTürkçeErkek Öğleden sonraki zaman. Ayçiçeği.
GündüzTürkçeErkekGünün sabahtan akşama kadar süren aydınlık bölümü.
GündüzalpTürkçeErkekGündüz gibi aydınlık ve ışık saçan yiğit.
GündüzbeyTürkçeErkekGündüz gibi aydınlık ve ışık saçan bey.
GündüzhanTürkçeErkekGündüz gibi aydınlık ve ışık saçan hükümdar.
GünebakanTürkçeKızAyçiçeği.
GüneçTürkçeErkekÇok güneş alan yer.
GünelTürkçeErkekGüneş gibi aydınlık ve ışık saçan.
GünerTürkçeErkekTan vakti.
GüneralTürkçeErkekSabah erkenden al
GüneralpTürkçeErkekSabahın erkeninde kalkıp işe başlayan yiğit.
GünerayTürkçeErkekSabahın ilk vakitleri gibi parlak ve saf olan.
GünerenTürkçeErkekGüneş gibi aydınlık ve ışık saçan yiğit.
GünerginTürkçeErkekBatmak üzere olan güneş.
GüneriTürkçeErkekGünün adamı, günün kişisi.
GünerimTürkçeKızGünün iyi haberi, müjdesi.
GünerkanTürkçeErkekYiğit soydan gelen aydın kimse.
GünermanTürkçeErkekYiğit soydan gelen aydın kimse.
GüneşTürkçeErkekGezegenlere ve yer yuvarlağına ışık ve ısı veren büyük gök cismi.
GüneşenTürkçeErkekGünü mutlu ve neşeli geçen.
GüneşhanTürkçeErkekGüneş gibi ışık ve aydınlık saçan hükümdar.
GüneşhanımTürkçeKızGüneş gibi parlak ve güzwl olan kadın.
GüneyTürkçeErkek Dört ana yönden biri, Kuzey kutbuna karşı olan. Her zaman güneş alan yer.
GünferTürkçe + FarsçaKızGün ışığı.
GüngörTürkçeErkekMutluluk, neşe içinde yaşa
GüngörbeyTürkçeErkekMutluluk, neşe içinde yaşayan bey.
GüngördüTürkçeErkekHer zaman neşe, mutluluk ,çinde yaşadı
GüngörenTürkçeErkekMutluluk, neşe içinde yaşayan.
GüngörmüşTürkçeErkekMutlu, güzel hayat sürmüş.
GüngözeTürkçeErkekIşıklı kaynak.
GüngülTürkçe + FarsçaKızGüneş gibi parlak gül.
Günhan Türkçe Erkek Güneş gibi aydınlık ve ışık saçan hükümdar.
GünışıkTürkçeErkekGüneş ışığı.
GünizTürkçeErkekGüneş gibi aydınlık bırakan ize sahip kimse.
GüniziTürkçeErkekGüneşin izini taşıyan kimse.
GünizliTürkçeErkekGüneşin izini taşıyan kimse.
GünkanTürkçeErkekGüneş gibi aydınlık bir soydan gelen kimse.
GünkayaTürkçeErkekGüneş gibi aydınlık ve parlak kimse.
GünkurtTürkçeErkekGünei gibi aydın ve parlaklık saçan kimse.
GünkutTürkçeErkekGünü kutlu ve mutlu geçen kimse.
GünkutanTürkçeErkekGününü neşeli ve mutlu geçiren.
GünkutluTürkçeErkekGünü kutlu ve mutlu olan.
GünmutluTürkçeErkekGünü neşeli ve mutlu olan.
GünnarTürkçe + ArapçaKızGünü heyecanlı ve ateşli geçen.
GünnazTürkçe + FarsçaKızNazlı güzel.
GünnurTürkçe + ArapçaErkekGüneş gibi ışık ve aydınlkı saçan.
GünolTürkçeErkekGüneş gibi aydınlık ve ışık saç
GünsarTürkçeErkekGüneş gibi her tarafı çevrele, herkese yararın olsun
GünsavTürkçeErkekGüneş gibi herkese etki et
GünselTürkçe + ArapçaErkekGün ışığı, ışık seli.
GünseliTürkçe + ArapçaKızGün ışığı, ışık seli.
GünseninTürkçeKızSenin günün'
GünserTürkçeErkekGüneş gibi aydınlık, ışık saç
GünserenTürkçeKızGüneş gibi aydınlık, ışık saçan.
GünsiliTürkçeKızTemiz, iffetli, namuslu kimse.
GünsuTürkçeKızSaf, dürüst ve temiz kimse.
GünşahTürkçe + FarsçaKızGünün şahı, hükümdarı.
GünşenTürkçeErkekGünü mutlu ve şen olan.
GünşırayTürkçeErkekGüneş gibi parlak yüzü olan kimse.
GüntanTürkçeErkekTan vakti.
GüntekinTürkçeErkekGüneş gibi ışık ve aydınlık saçan kimse.
GüntenTürkçe + FarsçaKızParlak teni olan.
GüntimurTürkçeErkekbk. Gündemir
GüntöreTürkçeErkekTörelere bağlı kimse.
GüntülüTürkçe + ArapçaErkekGündüz rüyası.
GüntürkTürkçeErkekGüneş gibi ışık ve aydınlık saçan Türk.
GüntürkünTürkçeErkekAydınlık ve ışık saçmak Türk'e yakışır anlamında kulanılan bir ad.
GünvarTürkçe + FarsçaErkekGün gibi parlak olan kimse.
GünverTürkçeErkekAydınlık ve ışık saç
GünyarukTürkçeErkekGün ışığı.
GünyeliTürkçeErkekDoğu rüzgârı.
GünyılTürkçeErkekGün ve yıl.
GünyolTürkçeErkekIşıklı, aydınlık yol.
GünyüzTürkçeErkekGüneş gibi parlak yüz.
GürTürkçeErkek Bol, fazla, güçlü olarak çıkan. Ormanlık, çalılık. Kesilmiş ağacın sürgünü.
GürakTürkçeErkekÇok beyaz, temiz.
GürakanTürkçeErkekBol, fazla akan.
GürakınTürkçeErkekFazlaca yapılan akın.
GüralTürkçeErkekFazlaca kırmızı olan.
GüranTürkçeErkekÇokça hatırla anlamında kullanılan nir ad.
GürardaTürkçeErkekKendisinden sonra gelenleri çok olan.
GürataTürkçeErkekAtası güçlü ve kuvvetli olan.
GürayTürkçeErkekEtrafa çokça ışık ve aydınlık saçan.
GürbaşTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
GürbaşkanTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli başkan.
GürbayTürkçeErkekGüçlü ve kuvvetli zengin.
GürboğaTürkçeErkekGüçlü ve kuvvetli kimse.
GürbüzTürkçe ErkekSağlam, güçlü ve iyi gelişmiş, iri.
GürcanTürkçe + FarsçaErkekCanlı, güçlü, kuvvetli kimse.
GürdalTürkçeErkekSoyu çok geniş olan kimse.
GürelTürkçeKızHareketli, coşkun kimse.
GürerTürkçeErkekGüçlü, yiğit kimse.
GürgânFarsçaErkek Kurtlar. Aksak Timur´un lakabı.
GürhanTürkçeErkekBolluk içindeki güçlü han.
GürkanTürkçeErkekCanlı, kanlı kimse.
GürselTürkçe + ArapçaErkekSel gibi çağlayan, hareketli kimse.
GürselinTürkçeKızSel gibi coşkulu, hareketli kimse.
GürsenTürkçeKızCoşkulu ve hareketlisin
GürsesTürkçeKızSesi gür olan.
GürsevTürkçeKızÇokça sev anlamında kullanılan bir söz.
GürsevilTürkçeKızÇokça sevil
GürsuTürkçeErkekÇağlayan.
GürşenTürkçeKızÇokça neşeli ve şen olan kimse.
GürtenTürkçe + FarsçaKızGüçlü, kuvvetli.
GüvenTürkçeErkekKorku, çekinme ve kuşku duymadan inanma ve bağlanma duygusu, sevinç, mutluluk.
GüvenayTürkçeKızGüvenilen güzel.
GüvençTürkçeErkek Güvenme duygusu. Sevinçli. Dayanak, arka, yardım.
GüvercinTürkçeKız Dünyanın pek çok yerinde rastlanan, hızlı ve uzun zaman uçabilen, çoğu evcilleşmiş kuş. Barış simgesi.
GüzTürkçeKızSonbahar.
GüzayTürkçeKızSonbahar ayı.
GüzeTürkçeKızbk. Göze
GüzelTürkçeKızHoşa giden, hayranlık uyandıran, beğenilen.
GüzelayTürkçeKızGüzel kimse.
GüzelcanTürkçe + FarsçaKızGüzel kimse.
GüzelceTürkçeKızGüzele yakın, güzel gibi. İyice, adamakıllı.
GüzeyTürkçeKızGölgede kalan, az güneş alan yer.
GüzideFarsçaKızSeçkin, seçilen, beğenilmiş.
GüzinFarsçaKızSeçilmiş, seçkin, beğenilmiş.
GüzinayFarsça + TürkçeKızSeçilmiş, seçkin, beğenilmiş güzel.
GüzingülFarsçaKızSeçilmiş, seçkin, beğenilmiş güzel.
HacerArapçaKız Taş, kaya. İsmail Peygamber’in annesinin adı.
HacergülArapça + FarsçaKızTaşlar arasında yetişen gül.
HacıgülArapça + FarsçaKızHacca gitmiş gül gibi güzel kadın.
HacıhanımArapça + TürkçeKızHacca gitmiş kadın.
HacıkadınArapça + TürkçeKızHacca gitmiş kadın.
HadiyeArapçaKız Doğru yolu gösteren, kılavuz, rehber. Önde giden.
HadraArapçaKız Çok yeşil, en yeşil. Yeşillik.
HafızaArapçaKız Kur’an-ı Kerim'ibaşından sonuna kadar ezberlemiş olan kadın. Yaşantıları, öğrenilen konuları bilinçli olarak akılda tutma, saklama gücü, bellek.
HafideArapçaKızKız torun.
HafizeArapçaKızKoruyan, saklayan.
HakanFarsçaErkek Türk, Moğol ve Tatar hanları için hükümdarlar hükümdarı anlamında kullanılan bir unvan. Osmanlı padişahlarına verilen unvan.
HâkimeArapçaKız Egemen, hükmeden, hüküm süren. Başta olan, üstün gelen.
HakkıArapçaErkekDoğrulukla, hakla ve adaletle ilgili.
HaktanArapça + TürkçeErkekAllah'tan gelen, Allah'ın verdiği.
HakverdiArapça + TürkçeErkekAllah’ın verdiği kimse.
HalâsArapçaErkekKurtuluş, kurtulma.
HalâskârArapça + FarsçaErkekKurtarıcı.
HalâvetArapçaKızTatlılık, şirinlik.
HaldunArapçaErkekSonsuz olan, ebedî olan.
HaleArapçaKızBazen güneşin ve ayın çevresinde görülen ışıklı daire, ayla.
HalefArapçaErkek Birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse, sonradan gelen. Soy.
HalenurArapçaKızBazen güneşin ve ayın çevresinde görülen ışıklı daire.
HalideArapçaKızSürekli, sonsuz, ebedî.
HalifeArapçaErkek Birinin yerine geçen kimse. Hz. Muhammed'in vekili ve dünyadaki Müslümanların başı olan kimse.
HalilArapçaErkekSadık, samimi, dost.
Halile Arapça Kız Nikâhlı kadın, karı, eş.
HalilullahArapçaErkek Allah’ın sadık dostu. Hz. İbrahim’e verilen san.
HalimArapçaErkek Yumuşak huylu, sert olmayan. Allah’ın adlarındandır.
HalimeArapçaKızYumuşak huylu, sert olmayan.
HâlinurArapçaKızIşıklı, aydınlık.
HalisArapçaErkek Karışık olmayan, saf, katışıksız. İçten, samimi.
HaliseArapçaKız Karışık olmayan, saf, katışıksız. İçten, samimi.
HalitArapçaErkekSürekli, sonsuz, ebedî.
HalittinArapçaErkekDinin sonsuzluğu, ölümsüzlüğü.
HalûkArapçaErkekİyi ahlak sahibi, iyi huylu, geçimli kimse.
HamasetArapçaErkekCesaret, kahramanlık, yiğitlik.
HamdiArapçaErkekAllah’ı övmeyle, Allah’a şükretmekle ilgili.
HamdiyeArapçaKızAllah’ı övmeyle, Allah’a şükretmeyle ilgili.
HamdullahArapçaErkekAllah’ın övgüsü.
HamiArapçaErkek Koruyan, koruyucu, himaye eden. Kayıran, kayırıcı.
HamideArapçaKız Övülmeye değer. Hamdeden, şükreden
HamilArapçaErkek Taşıyan, taşıyıcı. Sahip olan. Destek.
HamisArapçaErkekBeşinci.
HamiseArapçaKızBeşinci.
HamitArapçaErkek Övülmeye değer. Allah'ın adlarındandır. Hamdeden, şükreden.
HamiyeArapçaKız Himaye eden, koruyan, koruyucu. Kayıran, kayıncı.
HamiyetArapçaKız Ulusseverlik, yurdunu, ulusunu ve ailesini koruma çabası. İnsanlık, fazilet.
HamraArapçaKızÇok kırmızı, kızıl.
HamzaArapçaErkek Aslan, güçlü adam. İslam tarihinde Hz. Muhammed'in amcası.
HanTürkçeErkek Eski Türklerde kağana bağlı veya kendi başına buyruk, ikinci derecede bir devlet başkanı. Osmanlı Padişahlarının adlarının sonuna getirilen san.
HanalpTürkçeErkekYiğit, cesur hükümdar.
HanbegümTürkçeKızHanın karısı, hükümdar eşi
HanbeğendiTürkçeKızHanın hoşuna gitti
HanbekTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli hükümdar.
HanbeyTürkçeErkekHükümdar ve bey.
HanbikeTürkçeKızHükümdar karısı.
HanbikenTürkçeKızbk. Hanbike
HandanFarsçaKızGülen, gülücü, güleç, sevinçli.
HandeFarsçaKızGülüş, gülme.
HanedanFarsçaErkekPeygamber, hükümdar veya devlet büyüğü gibi bir kimseye dayanan soy, büyük aile.
HanefiArapçaErkekHanefi mezhebinden olan kimse.
HanımTürkçeKız Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan kadın. Kız ve kadınlara verilen bir san. Eş, karı.
HanımkızTürkçeKızAğırbaşlı kız.
HanifArapçaErkek İslam dinine sımsıkı bağlı olan kimse. İslamiyetten önce tek Tanrı'ya inanan.
HanifeArapçaKız İslam dinine sımsıkı bağlı olan kimse. İslamiyetten önce tek Tanrı'ya inanan.
HankanTürkçeErkekHan soyundan gelen kimse.
HankızTürkçeKızHükümdar kızı.
HansoyTürkçeErkekHan soyundan gelen kimse.
HansultanTürkçe + ArapçaKızHükümdar vr sultan.
HanümanFarsçaKız Ev bark, ocak, yuva. Ev halkı, çoluk çocuk.
HarbiyeArapçaKızSavaşla ilgili.
HareFarsçaKızCam, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş.
HarikaArapçaKızNitelikleriyle hayranlık uyandıran, eksiksiz, kusursuz.
HarunİbraniceErkek Parlayan. Hz. Musa'nın küçük kardeşinin adı.
HasanArapçaErkek Güzel. İyi ve hayırlı iş.
HasanalpArapça + TürkçeErkekGüzel yiğit.
HasaneArapçaErkekbk. Hasene
HasayArapça + TürkçeKızAy gbi özel olan.
Hasbek Arapça + Türkçe Erkek İyi, dürüst, saf insan.
HasbiArapçaErkekİsteyerek ve karşılık beklemeksizin yapılan.
HasefeArapça + TürkçeErkekSeçkin kabadayı.
HaseneArapçaKız Güzel, iyi. İyi, hayırlı iş, iyilik.
HasgülArapça + FarsçaKızSeçkin gül.
Hasibe Arapça Kız Değerli, saygın, soyu temiz.
HasipArapçaErkek Değerli, saygın, soyu temiz kimse. Muhasebeci.
HaskızArapça + TürkçeKızİyi nitelikleri kendinde toplamış kız.
HasletArapçaErkekİnsanın yaradılışındaki huyu, doğası.
HasnaArapçaKızGüzel ve namuslu kadın.
HaspolatArapça + FarsçaErkekKatışıksız, saf, çelik gibi kimse.
HasretArapçaErkekÖzlem, özleyiş.
HaşimArapçaErkek Kıran, ezen, parçalayan. Ekmek doğrayan.
HaşmetArapçaErkek Büyüklük, görkem. Kibarlık, nezaket. Alçak gönüllülük.
HaşmettinArapçaErkekDinin büyüklüğü, ihtişamı.
HatemArapçaErkek Mühür. Cömert. Son, en son, sonuncu.
HatemîArapçaErkek Mühürle ilgili olan. Mühür yapan. Cömertlik. Sonuncu.
HatıraArapçaKız Bellekte yaşamaya devam eden geçmiş izlenim, duygu veya olay. Bir kimse veya olayı hatırlatan nesne, yadigâr.
HaticeArapçaKızErken doğan kız çocuğu.
HaticenurArapçaKızErken doğan güzel kız çocuğu.
HatifArapçaErkek Sesi işitilip kendisi görülmeyen kimse. Çağıran, seslenen. Gaipten seslenir gibi haber veren melek.
HatifeArapçaKız Sesi işitilip de kendisi görünmeyen kimse. Çağıran, seslenen.
HatimArapçaErkek Sona erdiren, bitiren. Mühürleyen, mühürleyici. Sonuncu.
HatimeArapçaKızSon, nihayet.
HatipArapçaErkek Güzel, düzgün. Bir topluluk karşısında etkili konuşan kimse. Camide hutbe okuyan kimse.
HattatArapçaErkekGüzel el yazıları yazan ve mesleği hattatlık olan kimse.
HatunTürkçeKız Kadın. Bayan, hanım. Eş, zevce. Eskiden yüksek kişilikli kadınlara veya hakan eşlerine verilen san.
HatunanaTürkçeKızDeneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın.
HavaArapçaKızGökyüzü.
HaverFarsçaKızGüneşin doğduğu yön, doğu.
HaviArapçaErkekİçine alan, kaplayan.
HavvaArapçaKız Kutsal kitaplara göre yaratılan ilk kadın. Esmer kadın.
HayalArapçaKız Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey. Gölge.
HayalîArapçaErkek Hayal niteliğinde veya hayal ürünü olan, düşsel, imgesel. Karagöz oynatan kimse, karagözcü.
HayatArapçaKız Yaşam, dirim. Canlılarda, doğumdan ölüme kadar geçen süre. Yaşama, yaşayış.
HayatiArapçaErkek Yaşamla ilgili, yaşamsal. Büyük önem taşıyan, önemli.
HaydarArapçaErkek Aslan. Cesur, yiğit kimse. Hz.Ali’nin lakabı.
HayırArapçaErkekİyilik, karşılık beklemeden yapılan yardım.
HayırgülArapça + FarsçaKızİyiliği seven güzel kimse.
HayranArapçaErkek Hayranlık duyan, hayrette kalan. Son derece beğenen, tutkun.
HayraniArapçaErkekHayranlık, şaşkınlık.
HayretArapçaErkekŞaşkınlık, şaşma.
HayrettinArapçaErkekDinin hayırlısı.
HayriArapçaErkekHayır ve iyilikle ilgili, uğurlu ve kutlu.
HayriyeArapçaKızHayır ve iyilikle ilgili, uğurlu ve kutlu.
HayrullahArapçaErkekAllah’ın hayırlı kıldığı.
HayrünnisaArapçaKızKadınların hayırlısı, uğurlusu.
HazalTürkçeKızKuruyup dökülen ağaç yaprakları.
HazanFarsçaKızGüz, yaprak dökümü mevsimi, sonbahar.
HazarArapçaErkekBarış ve güven.
HazelTürkçeKızbk. Hazal
HazıkArapçaErkekUsta, mahir, becerikli.
HazımArapçaErkekSindiren, sindirici kimse.
HazimeArapçaKızİhtiyatlı, akıllı kadın.
HazinArapçaKızHüzünlü, kederli.
HazineArapçaKız Altın, gümüş, mücevher gibi değerli eşya, servet. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen kimse.
HazretArapçaErkek Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen unvan. Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz. Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü.
HediyeArapçaKızBirini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, armağan.
HekimArapçaErkekDoktor, tabip, bilge kişi, filozof.
HemdemFarsçaErkekBirlikte yaşayan, arkadaş.
HemtaFarsçaKızBenzer, denk, eşit.
HeperTürkçeErkekHer zaman yiğit, yürekli olan kimse.
HepgülTürkçe + FarsçaKızHer zaman güzel olan kimse.
HepşenTürkçeKızHer zaman neşeli ve mutlu olan.
HepyenerTürkçeErkekHer zaman üstün gelen, yenen kimse.
HepyükselTürkçeErkekHer zaman gözün yükseklerde olsun, yüksel
HevesArapçaKız Arzu, istek. Gelip geçici istek.
HeybetArapçaErkekİnsanlara korku ile birlikte saygı uyandıran görünüş, büyüklük, ululuk.
HeyecanArapçaErkekDuygularda meydana gelen coşma, coşkunluk.
HezarfenFarsça + ArapçaErkekÇok bilen, elinden çok iş gelen.
HıdırArapçaErkekbk. Hızır
HıfzıArapçaErkek Saklama, koruma ile ilgili. Ezberleme, akılda tutma.
HıfzırrahmanArapçaErkekMerhamet eden, acıyan Allah’ın koruyuculuğu.
HıfziyeArapçaKız Saklama, koruma ile ilgili. Ezberleme, akılda tutma.
HıfzullahArapçaErkekMerhamet eden, acıyan Allah’ın koruyuculuğu.
HıncalTürkçeErkekHıncını al anlamnda kullanılan bir ad.
HıramanFarsçaKızSalına salına, naz ve eda ile yürüyen.
HızırArapçaErkekHalk inanışlarına göre ölümsüzlüğe kavuşmuş olduğuna inanılan ulu kimse.
HızlanTürkçeErkekHız kazan, hızını artır
HızlıTürkçeErkekÇabuk, süratli.
HızlıerTürkçeErkekÇabuk, süratli kimse.
HicabiArapçaErkekUtanmayla ilgili.
HicapArapçaErkekUtanma, sıkılma.
HicranArapçaKız Bir yerden veya bir kimseden ayrılma. Ayrılığın verdiği büyük üzüntü, keder.
HicretArapçaErkek Bir ülkeden başka bir ülkeye göç etme. Hz. Muhammed’in Mekke’den Medine’ye göç etmesi.
HiçsönmezFarsça + TürkçeErkekHiç sönmeyen, her zaman ışık ve aydınlık saçan.
HiçyılmazFarsça + TürkçeErkekHiç yılmayan, bıkmayan.
HidayettinArapçaErkekDinin gösterdiği doğru yol.
HikmetArapçaErkek Bilgelik. Neden, gizli neden. Allah’ın insanlarca anlaşılamayan amacı. Özlü söz, vecize.
HikmettinArapçaErkekDinin hikmeti.
HikmetullahArapçaErkekAllah’ın hikmeti.
HilâlArapçaKızAyın ilk günlerdeki durumu, yeni ay, ayça.
HilkatArapçaErkek Yaradılış, yaratılma. Huy özelliği.
HilmiArapçaErkekYumuşak huylu, nazik, ince kimse.
HilmiyeArapçaKızYumuşak huylu, ince nazik kimse.
HimmetArapçaErkek Gayret, emek, çaba. Yüksek irade. Yardım, kayırma. Kutsal sayılan bir kişi tarafından yapılan etki.
HisarArapçaErkek Küçük kale. Kuşatma, etrafını çevirme.
HitamArapçaErkek Son, nihayet. Bitme, tükenme.
HoşedaFarsçaKızHareketi, davranışı hoş, güzel olan.
HoşfidanFarsça + Rumca KızGüzel endamlı, boylu boslu kadın.
HoşgörFarsça + TürkçeErkekAnlayışlı, görgülü ol
HoşkademFarsça + ArapçaKızGüzel ayaklı, uğurlu, kutlu.
HoşnigârFarsçaKızGüzel, hoş sevgili.
HoşnurFarsça + ArapçaKızGüzel ışık.
HoşnutFarsçaKızMemnun, kıvançlı.
HoşselFarsça + ArapçaKızSel gibi çağlayan güzel.
HoşsenFarsça + TürkçeKızGüzelsin, hoşsun
HoşsesFarsça + TürkçeKızSesi güzel olan.
HoşsunFarsça + TürkçeKızGüzelsin, beğenilensin, sevilensin
HoştenFarsçaKızVücudu güzel olan.
Huban Farsça Kız Güzeller, sevgililer.
HucesteFarsçaKızUğurlu, hayırlı, kutlu, mutlu.
HudavendigârFarsçaErkek Amir, hâkim. Osmanlı Padişahı I. Murat’ın sanı.
HudaventFarsçaErkek Allah, Tanrı. Efendi, sahip. Hükümdar.
HudaverdiFarsça + TürkçeErkekTanrı verdi, bağışladı
HudayiFarsçaErkekAllah’ın yarattığı.
HulaguMoğolcaErkek Kula tüylü at. İlhanlılar Devletinin kurucusu olan hükümdar.
HulkiArapçaErkek Yaradılışla ilgili. İyi yaradılışlı, iyi ahlaklı.
HulkiyeArapçaKız Yaradılışla ilgili. İyi yaradılışlı, iyi ahlaklı.
HulûsiArapçaErkek Saf halis, içi temiz. İçten, candan.
HulyaArapçaKızbk. Hülya
HunalpFarsça + TürkçeErkekSavaşçı yiğit.
HuriArapçaKız Cennet kızı. Sevgili. Çok güzel kadın.
HuricanArapça + FarsçaKızÇok güzel kadın.
HuriselArapçaKızGüzel, coşkulu kadın.
HuriserArapça + FarsçaKızEn güzel kadın.
HuriyeArapçaKız Cennet kızı. Sevgili. Çok güzel kadın.
HurremFarsçaKızbk. Hürrem
HurşideFarsçaKızGüneş.
HurşitFarsçaErkekGüneş.
HuzurArapçaErkekBaş dinçliği, gönül rahatlığı, dirlik, erinç.
HüccetArapçaErkek Seçkin âlimlere verilen san. Delil, kanıt.
HücesteFarsçaKızbk. Huceste
HüdavendigârFarsçaErkekbk. Hudavendigâr
HüdaventFarsçaErkekbk. Hudavent
HüdaverFarsça + TürkçeErkekHüda:ver
HüdaverdiFarsça + TürkçeErkekbk. Hudaverdi
HüdayiFarsçaErkekbk. Hudayi
HükminazArapça + FarsçaKızNazlı, edalı.
Hükmiye Arapça Kız Hükümle ilgili, hükme ait, bir karara dayanan.
HükümdarArapça + FarsçaErkekPadişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı.
HülâgüMoğolcaErkekbk. Hulagu
HülyaArapçaKız Tatlı düş. Kuruntu, vehim, hayal.
HümaFarsçaKız Başına konduğu kimseye mutluluk getirdiğine inanılan devlet kuşu, talih kuşu. Mutluluk, saadet.
HümayunFarsçaErkek Kutlu, kutsal. Padişaha özgü, hükümdarla ilgili.
HümeyraArapçaKızKızıllık, pembelik.
HünerFarsçaErkek Beceri, marifet. Ustalık.
HünkârFarsçaErkekPadişah, sultan, hükümdar.
HürArapçaErkekÖzgür, bağımsız.
HürayArapça + TürkçeErkekHür-ay. Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız.
HürbeyArapça + TürkçeErkekÖzgür, bağımsız bey.
HürcanArapça + FarsçaErkekÖzgür, bağımsız kimse.
HürdoğanArapça + TürkçeErkekHür, özgür olarak doğan.
HürgülArapça + FarsçaKızÖzgür, bağımsız güzel.
HürkalArapça + TürkçeErkekÖzgür, bağımsız yaşa nalamında kullanılan bir ad.
HürkanArapça + TürkçeErkekÖzgürlüğü, bağımsızlığı seven, özgür soydan gelen.
HürmetArapçaErkekSaygı.
HürmüzFarsçaKız Zerdüştlerin hayır Tanrısının adı. Eski İran takviminde güneş yılının ilk günü. Jüpiter gezegeni.
HürnazArapça + FarsçaKızNazlanmakta özgür olan.
HürolArapça + TürkçeErkekÖzgür, serbest ol
HürremFarsçaKız Sevinçli, şen, güler yüzlü, gönül açan. Taze, körpe.
HürriyetArapçaErkekÖzgürlük, bağımsızlık, serbestlik.
HürselArapçaErkekCoşkuda özgür olan.
HürsenArapça + TürkçeKızÖzgürsün, serbestsin
HürsevArapça + TürkçeErkekÖzgür, serbest olanı sev
HürşenArapça + TürkçeKızSevinçli olan özgür kimse.
HüryaşarArapça + TürkçeErkekÖzgür, serbest yaşayan.
HüsamArapçaErkek İyi bilenmiş, keskin kılıç. Hüsamettin adının kısa söylenişi.
HüsamettinArapçaErkekDinin keskin kılıcı.
HüseyinArapçaErkekKüçük sevgili.
HüsmenTürkçeErkekbk. Hüsamettin
HüsnaArapçaKızÇok, en çok, pek çok güzel.
HüsneArapçaKızbk. Hüsna
HüsniyeArapçaKızGüzel.
HüsnüArapçaErkekGüzel.
HüsnügülArapça + FarsçaKızGül gibi güzel olan.
HüsnügüzelArapça + TürkçeKızCamekânlarda yetiştirilen, sarı çiçekli, güzel yapraklı bir süs bitkisi.
HüsnühâlArapçaKızDavranış güzelliği.
HüsnüyeArapçaKızbk. Hüsniye
HüsrevFarsçaErkekHükümdar, padişah.
HüsünArapçaKız Güzel, iyi. Güzellik
HüveydaFarsçaKızBelirgin, apaçık, ortada, belli.
HüzzamFarsçaKızTürk müziğinin en eski birleşik makamlarından biri.
IdıkTürkçeErkekKutsal, mübarek.
IdıkutTürkçeErkek Eski Türklerde bir san. Devlet yönetme gücü.
IldırTürkçeErkek Parıltı, parlayış. Alacakaranlık. Ege denizi kıyısında Karaburun Yarımadasının batısında arkeolojik nitelikte bir köy.
IldızTürkçeErkek Yıldız. Gündönümünden 10 gün önceki zaman.
IlgarTürkçeErkek Çok çabuk, hızlı. Hücum, akın. Verilen söz. Havanın parlak, açık olması. Öfke.
IlgarlıTürkçeErkek Çabuk davranan, hızlı. Sözünde duran. Öfkeli.
IlgazTürkçeErkek Atın dört nala koşması. Hücum, akın.
IlgazcanTürkçe + FarsçaErkekAkıncı, savaşçı kimse.
IlgazerTürkçeErkekAkıncı, savaşçı kimse.
IlgıTürkçeErkek Soy sop. Sürü. Çoban. Hısım, akraba.
IlgımTürkçeErkek Serap, belli belirsiz görünme. Gök erimi, ufuk.
IlgınTürkçeErkek Akdeniz Bölgesinde yetişen bir ağaç veya ağaççık. Hafif esen rüzgâr. Kavurucu sıcak. Belli belirsiz, hafif. Serap. Hayal. İnce.
IlıcakTürkçeErkek Sıcak su kaynayan yer. Ilıkça. Yoğurt yapmak için yeni mayalanmış süt.
IlıcanTürkçe + FarsçaErkekSıcakkanlı kimse.
IraTürkçeErkek Öz yapı, karakter. Yüz, çehre, görünüş.
IrazTürkçeKızbk. Raziye
IrısTürkçeKızMutluluk, saadet.
IrısgülTürkçe + FarsçaKızMutluluk gülü.
IrızTürkçeErkekCesur, yiğit.
IrkılTürkçeErkekKâhin, falcı.
IrmakTürkçeErkekÇoğunlukla denize dökülen, genişliği ve taşıdığı su niceliği bakımından en büyük akarsu, nehir.
IsmıkTürkçeErkekSessiz, utangaç, az konuşan kimse.
IşıkTürkçeErkek Aydınlık, ziya. Mutluluk, sevinç veya zekâdan doğan, yüzde ve gözlerde beliren parıltı. Yol gösteren, aydınlatan, önderlik eden kimse.
IşıkalTürkçeErkekAydınlan
IşıkalpTürkçeErkekAydın, ileri görüşlü yiğit.
IşıkayTürkçeErkekAy ışığı.
IşıkerTürkçeErkekAydın, ileri görüşlü kimse.
IşıkhanTürkçeErkekAydın, ileri görüşlü hükümdar.
IşıkkanTürkçeErkekAydın, ileri görüşlü bir soydan gelen kimse.
IşıklıTürkçeErkekIşığı olan, aydınlık.
IşıktaşTürkçeErkekAydın, ileri görüşlü kimse.
IşılTürkçeKızIşıldayan, parlayan.
IşılakTürkçeErkek Parlak. Göz. Temiz. Geniş yapraklarının bir yüzü parlak olan bir tür ot.
IşılarTürkçeErkek Parlayan, ışıldayan. Neşeli, canlı, şen.
IşılayTürkçeKızParlayan, ışıldayan ay, ay ışığı.
IşıldarTürkçeKızParlak, göz alıcı, ışıldayan.
IşıltanTürkçeErkekSabahın ilk aydınlığı.
IşıltıTürkçeErkekParlaklık, aydınlık.
IşımTürkçeKız Bir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti. Simşek.
IşımanTürkçeErkekParlak, aydınlık yüzlü kimse.
IşınTürkçeErkekBir ışık kaynağından çıkarak her yöne yayılıp giden ışık demeti.
IşınayTürkçeKızAy gibi parlak yüzlü kimse.
IşınbayTürkçeErkekAy gibi parlak yüzlü kimse.
IşınbikeTürkçeKızYüzü ay gibi parlak kadın.
IşınerTürkçeErkekYüzü ay gibi parlak kimse.
IşınhanTürkçeErkekYüzü ay gibi parlak hükümdar.
IşınkanTürkçeErkekYüzü ay gibi parlak bir soydan gelen kimse.
IşınsalTürkçeKızEtrafı aydınlat, ışık saç
IşınsuTürkçeErkekSu gibi parlak ve saf olan.
IşıtTürkçeKızAydınlat, ışık saç, parlaklık ver
IşıtanTürkçeErkekAydınlatan, ışık saçan.
IşkınTürkçeErkekFiliz, sürgün.
ItırArapçaKız Güzel koku. Itır çiçeği.
ItriArapçaErkekKokulu güzel koku ile ilgili.
İbaTürkçeKız Çiy, nem. İncelik, nezaket.
İbadArapçaErkekbk. İbat
İbadetArapçaErkekAllah’ın buyruklarını yerine getirme, tapınma.
İbadullahArapçaErkekAllah'ın kulları, insanlar.
İbatArapçaErkek Kullar, insanlar. İbadet edenler.
İbikTürkçeErkek Köşe, kenar, uç. Tavuk, kuş vb. hayvanların gagası.
İbiliTürkçeKızİnce, narin, nazik
İbişTürkçeErkekbk. İbrahim
İboTürkçeErkekbk. İbrahim
İbrahimİbraniceErkekİnananların, halkların babası.
İclâlArapçaKız Büyüklük, ululuk. Saygı gösterme, ağırlama, ikram.
İçaçanTürkçeErkekİç açan, gönlü rahatlatan, beğenilen.
İçimTürkçeKızHoş, güzel
İçimbikeTürkçeKızHoş, güzel kadın.
İçliTürkçeErkekKolay duygulanan, duygulu, hassas.
İçözTürkçeErkekİçi özlü, değerli.
İçtenTürkçeErkekYürekten, candan, samimi.
İdiTürkçeErkek Güç, kuvvet. Sahip.
İdikurtTürkçeErkekGüçlü kimse.
İdikutTürkçeErkekKutlu, saadetli, yüksek rütbeli.
İdilTürkçeKız Volga Nehri'ne Türklerin verdiği isim. Aşkla ilgili olup köy ve kır yaşayışını anlatan kısa şiir veya yazı. Yun. İçten ve saf aşk.
İdrisArapçaErkek Meyvesi hoş kokulu, kerestesi güzel bir kiraz türü. Kur’an-ı Kerim’de adı geçen, ilk kez giysi dikip giydiği için terzilerin, ilk kez kalem kullandığı için yazarların piri sayılan İdris Peygamberin adı.
İfakatArapçaKızHastalıktan kalkma, iyileşme, kurtulma, onma.
İffetArapçaErkek Temizlik. Namus.
İğdemirTürkçeErkekMarangozlukta ağaç delmek için kullanılan çelik araç.
İhlâsArapçaErkek Temiz, doğru sevgi. Gönülden gelen dostluk, içtenlik, bağlılık.
İhsanArapçaErkek İyilik etme, iyilik. Bağış, bağışlama. Bağışlanan şey.
İhvanArapçaErkek Sadık, candan dostlar. Bir tarikata mensup kişiler.
İkbalArapçaErkek Baht açıklığı. Arzu, istek.
İkizTürkçeErkekBir çift, iki tane.
İklilArapçaKızÇiçekten taç.
İklimArapçaErkek Bir ülke veya bölgenin ortalama hava koşullarıyla beliren durumu. Ülke, diyar. Çevre, ortam.
İkramArapçaErkek Saygı gösterme. Ağırlama. Bir şeyi armağan olarak verme.
İkramiArapçaErkek İkram ile ilgili, saygı ve ağırlamayla ilgili. İkramı seven.
İlTürkçeErkekYurt, ülke, devlet, halk.
İlalTürkçeErkekÜlke al, fethet
İlalanTürkçeErkekÜlke alan, ülke fetheden.
İlaldıTürkçeErkekbk. İlalan
İlalmışTürkçeErkekbk. İlalan
İlarslanTürkçeErkekÜlkenin en güçlü insanı.
İlayTürkçeKızÜlkenin en güzeli.
İlaydaTürkçeKızSu perisi.
İlaydınTürkçeErkekÜlkenini aydın ve mutlu kimsesi.
İlbarsTürkçe + FarsçaErkekÜlkenini en güçlü kimsesi.
İlbasanTürkçeErkekBir ülke üzerine yürüyen, o ülkeyi fetheden.
İlbasmışTürkçeErkekbk. İlbasan
İlbastıTürkçeErkekbk. İlbasan
İlbaşTürkçeErkekBir ülkenin başı, hükümdar.
İlbayTürkçeErkekVali.
İlbegTürkçeErkekbk. İlbey
İlbekTürkçeErkekbk. İlbey
İlbeyTürkçeErkekMemleketin, ülkenin hükümdarı.
İlbeyiTürkçeErkekbk. İlbey
İlbikeTürkçeKızÜlkenin hanımefendisi.
İlbilgeTürkçeErkekÜlkenin en bilge kişisi.
İlboğaTürkçeErkekÜlkenini en güçlü kimsesi.
İlbozanTürkçeErkekÜlkenin altını üstüne getiren kimse.
İlbozduTürkçeErkekÜlkenin altını üstüne getirdi
İlbudunTürkçeErkekMemleket halkı.
İlcanTürkçe + FarsçaErkekMemleketin sevimlisi.
İlçiTürkçeErkekbk. Elçi
İldemTürkçeErkekYaptığı işin kötü sonuç vermesinden üzülen, pişmanlık duyan kimse.
İldemerTürkçeErkekYaptığı işin kötü sonuç vermesinden üzülen, pişmanlık duyan kimse.
İldemirTürkçeErkekÜlkenin güçlü kimsesi.
İldenTürkçeKızYaptığı işin kötü sonuç vermesinden üzülen, pişmanlık duyan.
İldenizTürkçeErkekÜlkenin denizi.
İldeşTürkçeErkekAynı ülkeden olanların her biri.
İlerginTürkçeErkekÜlkenini olgun kimsesi.
İleriTürkçeErkek Benzerlerini geride bırakmış. Henüz gelmemiş zaman, gelecek.
İlerigünTürkçeErkekÖnceki gün
İlgarTürkçeErkekbk. Ilgar
İlgaziTürkçe + ArapçaErkekGazi olan.
İlgiTürkçeErkekİki şey arasındaki herhangi bir bağlılık, ilişki.
İlginTürkçeErkekbk. Elgin
İlginayTürkçeKızGarip, yabancı, gurbette yaşayan güzel kimse.
İlginçTürkçeErkekİlgi uyandıran, ilgi ve dikkat çeken.
İlgüTürkçeErkekEngel.
İlgülTürkçe + FarsçaKızMemleketin güzeli.
İlgünTürkçeErkekHalk, ulus, ahali.
İlhamArapçaErkek İçe, gönle doğma, esin. İçe, gönle doğan şey. Allah’ın Peygamberlerin yüreğine doğdurduğu Tanrısal âleme özgü duygu ve düşünceler.
İlhamiArapçaErkekİçe, gönle doğan duygularla, düşüncelerle, esinle ilgili.
İlhanTürkçeErkek Hükümdar, imparator. Eskiden Moğol İmparatorlarına verilen san.
İligTürkçeErkekEski Türklerde hükümdar.
İlimArapçaErkek Bilme, biliş, bir şeyin doğrusunu bilme. Bilim.
İlimdarArapça + FarsçaErkekBilim sahibi, bilgili kimse.
İlkanTürkçeErkekÖncelikle an, hatırla
İlkayTürkçeErkekAyın hilal durumu, yeni ay.
İlkbaharTürkçe + FarsçaKızYılın ılık mevsimi, bahar.
İlkbalTürkçeKızİlk doğan çocuklara verilen adlardandır.
İlkcanTürkçe + FarsçaKızİlk doğan çocuklara verilen adlardandır.
İlkeTürkçeErkek Temel düşünce, temel kanı. Temel bilgi. Davranış kuralı.
İlkehanTürkçeErkekKendine göre ilkeleri olan hükümdar.
İlkerTürkçeErkekİlk doğan erkek çocuklara verilen adlardan biri.
İlkgülTürkçe + FarsçaKızİlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri.
İlkışıkTürkçeKızİlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri.
İlkiTürkçeErkekİlk doğan erkek çocuklara verilen adlardan biri.
İlkimTürkçeErkekİlk doğan çocuklara verilen adlardan biri.
İlkinTürkçeErkekİlk doğan çocuklara verilen adlardan biri.
İlkizTürkçeErkekİkiz doğan çocuklarda ikinci doğanın adı.
İlknazTürkçe + FarsçaKızİlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri.
İlknurTürkçe + ArapçaKızİlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri.
İlkselTürkçe + ArapçaKızİlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri.
İlksenTürkçeKızİlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri.
İlksevTürkçeKızİlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri.
İlksoyTürkçeErkekİlk doğan erkek çocuklara verilen adlardan biri.
İlkşenTürkçeKızİlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri.
İlkutTürkçeErkekÜlkenin kutlusu, mutlusu, uğurlusu.
İlkutayTürkçeErkekÜlkenin mutlusu olan kimse.
İlkutluTürkçeErkekÜlkenin kutlusu, saygın kimsesi.
İlkünTürkçeErkekİlk doğan erkek çocuklara verilen adlardan biri.
İlkünsalTürkçeErkekİlk doğan erkek çocuklara verilen adlardan biri.
İlkyaz Türkçe Kız İlkbahar.
İlmenTürkçeErkekBir ülke halkından olan kimse, yurttaş.
İlmiyeArapçaKızDinî bilimlerle uğraşan kimseler topluluğu.
İlparsTürkçe + FarsçaErkekÜlkenin en güçlü kimsesi.
İlsavaşTürkçeErkekÜlkenini savaşçı kimsesi.
İlsavunTürkçeErkekÜlkeni düşmanlardan koru, savun
İlsevTürkçeErkekÜlkeni sev
İlsevenTürkçeErkekÜlkesini seven.
İlseverTürkçeErkekÜlkesini seven.
İlsuTürkçeErkekÜlkenin su gibi sar ve temiz insanı.
İlşenTürkçeKızÜlkenin mutlu ve şen insanı.
İltanTürkçeErkekÜlkenin beğenilen insanı.
İltaşTürkçeErkekÜlkenin sert, güçlü insanı.
İltayTürkçeErkekÜlkenin benzersiz insanı.
İltekinTürkçeErkekÜlkenin tek ve eşsiz insanı.
İltemirTürkçeErkekbk. İldemir
İltemizTürkçeErkekÜlkenin temiz ve dürüst insanı.
İltemürTürkçeErkekbk. İldemir
İlterTürkçeErkekYurdu koruyan, gözeten, yurtsever kimse.
İlterişTürkçeErkekDevleti, ülkeyi derleyip toplayan, birleştiren.
İltutmuşTürkçeErkekÜlkeyi idare altında yöneten kimse.
İltüzeTürkçeErkekÜlkeninin adaletini sağlayan kimse.
İltüzünTürkçeErkekÜlkenin yumuşak huylu, saygın kimsesi.
İlvanTürkçeErkek Gösteriş, çalım. Süs.
İlyas İbranice Erkek Kutsal kitaplarda adı geçen, yağmurlara hükmeden İsrail Peygamberi. Mersin ağacı.
İmadettinArapçaErkekDinin direği.
İmamArapçaErkek En önde bulunan, önder. Namazda kendisine uyulan kimse. Müslümanlıkta mezhep kuran kimse. Halife olan kimse.
İmamettinArapçaErkekDinin öncüsü, önderi.
İmanArapçaErkek İnanma, inanç. İslam dinini kabul etme.
İmatArapçaErkekDirek, sütun.
İmbatYunancaKızDenizden esen serin rüzgâr.
İmdatArapçaErkek Tehlikede veya güç durumda olana yapılan yardım. Yardım için gelen kuvvet.
İmeTürkçeKız Çukur, kuytu yer. Bir tür dağ keçisi veya geyik. İlaç, çare, şifa, deva.
İmeceTürkçeKızBirçok kimsenin el birliğiyle, bir kişinin veya topluluğun işini yapması.
İmerTürkçeErkekÇok zengin, varlıklı.
İmgeTürkçeKızZihinde tasarlanan ve gerçekleşmesi özlenen şey, hayal.
İmreTürkçeErkek Âşık, tutkun. Kardeş. Arkadaş.
İmrenTürkçeErkekGörülen bir şeyi veya benzerini edinme isteği.
İnakTürkçeErkekGerçek dost, arkadaş, sırdaş.
İnalTürkçeErkekKendisine inanılan, güvenilen kimse.
İnalbeyTürkçeErkekKendisine inanılan, güvenilen bey.
İnalcıkTürkçeErkekKendisine inanılan, güvenilen kimse.
İnalkutTürkçeErkekKendisine inanılan, güvenilen kutlu kimse.
İnaltekinTürkçeErkekKendisine inanılan, güvenilen kimse.
İnanTürkçeErkekBir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman.
İnançTürkçeErkek Bir düşünceye gönülden bağlılık. Allah’a, bir dine inanma, iman. Güven ve inanma duygusu.
İnançlıTürkçeErkekİnancı olan, imanlı.
İnanırTürkçeErkekİnanan, inançlı.
İnanözTürkçeErkekÖzünde inanç olan, iman eden.
İnceTürkçeErkekDüşünce, duygu veya davranış bakımından, sevgi ve saygı uyandıran, nazik.
İncebayTürkçeErkekNazik, kibar kimse.
İncebeyTürkçeErkekNazik kimse.
İncesuTürkçeErkekSu gibi saf ve temiz olan nazik kimse.
İnciTürkçeKızİstiridye gibi kimi kavkılı deniz hayvanlarının içinde oluşan değerli, küçük, sert, sedef renginde süs tanesi.
İncidenTürkçeKızİnci gibi güzel, zarif, değerli.
İncifemTürkçe + FarsçaKızİnci gibi güzel ağızlı.
İnciferTürkçe + FarsçaKızİnci gibi parlak, güzel.
İncigülTürkçe + FarsçaKızİnci gibi güzel olan.
İncilâArapçaKız Parlaklık, ışık. Parlama, aydınlanma. Görünme, ortaya çıkma.
İncilâyArapçaKızbk. İncilâ
İncinurTürkçe + ArapçaKızİnci gibi parlak olan.
İnciselTürkçe + ArapçaKızİnci gibi güzel olan.
İnciserTürkçe + FarsçaKızBaş inci, en güzel inci.
İnkılâpArapçaErkek Bir durumdan başka bir duruma dönme, dönüşüm. Devrim.
İnönüTürkçeErkekTürkiye Cumhuriyetinin ikinci Cumhurbaşkanı, Kurtuluş Savaşı kahramanı, kumandan ve devlet adamı İsmet Paşanın soyadı.
İnsafArapçaKızAcımaya, vicdana veya mantığa dayanan adalet.
İparTürkçeKızYüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen bir çeşit dikenli otun sarımtırak çiçekleri.
İpekTürkçeKız Bir tür böceğin ördüğü kozadan elde edilen ve kumaş yapımında kullanılan ince parlak tel ve bundan yapılan kumaş. Zarif, kibar, ince.
İpekelTürkçeKızNazik, zafir, kibar kimse.
İpektenTürkçe + FarsçaKızTeni ipek gibi yumuşak olan.
İremArapçaKız Cennete benzetilerek yapılan bahçe. Efsanelerde, masallarda ve edebiyatta adı geçen mutluluk simgesi olan şehir veya bahçe. Eşi benzeri olmayan, özel ve heybetli olan.
İrenTürkçeErkekÖzgür, hür.
İrfanArapçaErkek Bilme, anlama. Kültür, ekin. Tasavvufta evrenin sırlarını bilme gücü.
İrfaniArapçaErkekİrfanla, bilgi ve kültürle ilgili.
İrfaniyeArapçaKızİrfanla, bilgi ve kültürle ilgili.
İrfatArapçaErkekYardım etme, bir şey verme.
İrgünTürkçeKızSabahın erken saatleri.
İrisYunancaKız Mitolojide geçen, Tanrıların elçisi ve gökkuşağının simgesi olarak bilinen kızın adı. Çiçek adı. Gözün bir tabakası.
İrşatArapçaErkekDoğru yolu gösterme, uyarma.
İrtekTürkçeErkek Şafak vaktinde doğan. Masal, efsane.
İsaİbraniceErkek Allah’ın yarlıgaması, mağfireti. Dört büyük Peygamberden Hristiyanlığın kurucusu, doğumu Türkiye’de ve Batı’da takvim başlangıcı sayılan peygamber.
İsabetArapçaKız Rast gelme, yerini bulma. Doğru bir fikir söyleme.
İsenTürkçeKızEsen, esenlikte olan.
İsenbikeTürkçeKızEsenlikte olan kadın.
İsenkutluğTürkçeKızEsenlikte ve uğurlu olan.
İsfendiyarFarsçaErkekİran Mitolojisinde adı geçen hükümdarın adı.
İshakİbraniceErkek Gülen. Kutsal kitaplarda adı geçen İbrani peygamberi.
İskenderArapçaErkek Padişah. M.Ö. 356-323 arasında yaşayan, Yunanistan, İran, Anadolu, Suriye ve Hindistan’ı ele geçirmiş olan büyük kumandan.
İskitYunancaErkek Milattan önce Orta Asya’dan Güney Rusya’ya göç ederek burada imparatorluk kuran kavim. Koşuda dördüncü gelen at.
İslâmArapçaErkek Hz. Muhammed&acutein yaydığı din, Müslümanlık. Müslüman dininden olan kimse, Müslüman.
İslimFarsçaKız Çin işine benzer şekilde yapılmış bir tür süs, bezek. Buhar.
İslimîFarsçaKız Çin işine benzer şekilde yapılmış bir tür süs, bezek. Buharlı.
İsmailİbraniceErkek Tanrı'yı işiten. Kutsal kitaplarda adı geçen, İbrahim Peygamberin oğlu olan İbrani peygamberi.
İsmetArapçaErkek Masumluk, günahsızlık, temizlik. Haramdan çekinme, namus.
İsmicanArapça + Türkçe + FarsçaKızAdı da kendi gibi sevimli olan.
İsmigülArapça + Türkçe + FarsçaKızAdı da kendi gibi güzel olan.
İsmihanArapça + TürkçeKızAdı hükümdar adı gibi olan.
İsminazArapça + Türkçe + FarsçaKızAdı gibi kendi de nazlı olan.
İsminurArapça + TürkçeKızAdı da kendi gibi güzel olan.
İsrafilArapçaErkekİslam inanışında dört melekten, kıyamet kopacağını üfleyeceği boru ile bildirecek olan melek.
İstemihanTürkçeErkekGöktürk Devletinin kurucusu Bumin Kağan'ın kardeşi olan Türk hakanı.
İstikbalArapçaErkek Gelecek zaman, gelecek. Karşılama.
İstiklâlArapçaErkekBağımsızlık, özgürlük.
İsvanTürkçeErkekSacda pişen ekmeği çevirmeye yarayan araç.
İşcanTürkçe + FarsçaErkekÇalışkan, becerikli, iş bilen.
İşgüdenTürkçeErkekİş yapan, çalışan.
İşgüderTürkçeErkekİş yapan, çalışan.
İşkurTürkçeErkekBir iş edin
İşmanTürkçeErkekbk. İşmen
İşmenTürkçeErkekİş yapmayı seven, çalışkan kimse.
İşsevenTürkçeErkekİş yapmayı seven kimse.
İşseverTürkçeErkekİş yapmayı seven kimse.
İşvekârArapça + FarsçaKızİşveli, nazlı, edalı.
İtibarArapçaKız Saygı gösterme, önem verme. Onur, şeref.
İvecenTürkçeErkekAceleci, canı tez.
İvegen Türkçe Erkek Aceleci, canı tez.
İyemTürkçeErkekGüzellik.
İyicilTürkçeErkekİyilik etmeyi seven, iyiliksever.
İyidoğanTürkçeErkekDoğumu uğur getiren.
İyigünTürkçeErkekİyi günde doğan.
İyimserTürkçeErkek Her olayı umutla karşılayan ve her şeyin sonunu iyi gören. İyiliksever kimse.
İyiolTürkçeErkekİyi ol, iyi davran
İyisanTürkçeErkekİyi adla anılan, iyi tanınan kimse.
İyisoyTürkçeErkekTemiz ve iyi tanınmış soydan gelen kimse.
İyiyürekTürkçeErkekBaşkaları için hep iyilik düşünen, iyiliksever kimse.
İzboğaTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli bir iz bırakan kimse.
İzbörüTürkçeErkekKurt izi.
İzbudakTürkçeErkekSoyu iyi bir iz bırakmış olan kimse.
İzbudunTürkçeErkekTarihe geçen millet.
İzbulTürkçeErkekSoyunu, sopunu araştır
İzelTürkçeKızİz bırakan bir ele sahip olan kimse.
İzemArapçaErkekBüyüklük, ululuk.
İzgiTürkçeErkekbk. İzgü
İzgüTürkçeErkek İyi, güzel. Akıllı, adaletli.
İzgülTürkçe + FarsçaKızGül gibi güzel etki yapan.
İzgünTürkçeKızGüneş gibi parlak bir iz bırakan.
İzzetArapçaErkek Değer, kıymet. Yücelik, ululuk. Güç, kuvvet. Saygı, ikram.
İzzettinArapçaErkekDinin değeri, gücü ve ululuğu.
JaleFarsçaKızKırağı, çiy.
JülideFarsçaKızKarmakarışık, dağınık, birbirine girmiş.
KaanTürkçeErkekbk. Kağan
KabadayıTürkçeErkek İyi dövüşen, korkusuz, kendine özgü namus kurallarının dışına çıkmayan kimse. Yürekli.
KabanTürkçeErkekSavaşçı, dövüşken.
KabilArapçaErkek Kabul eden, kabul edici. Hz. Âdem'in oğlu.
KadaganTürkçeErkekBuyruk, emir.
KadamTürkçeErkekDost, arkadaş.
KademArapçaErkek Uğur. Ayak.
KaderArapçaErkek Alın yazısı, yazgı. Genellikle kaçınılmaz kötü talih.
KadınTürkçeKız Erişkin dişi insan. Evlenmiş kız. Eskiden bayan anlamında kullanılan bir san. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan .
KadınanaTürkçeKızDeneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın.
KadıncıkTürkçeKızHanımefendi.
KadifeArapçaKız Yüzeyi belirli uzunlukta bırakılmış ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş. Yumuşak, sakin, iyi huylu.
KadimArapçaErkekEski.
KadimeArapçaKızEski.
KadirArapçaErkek Kuvvetli, güçlü, kudret sahibi. Değer, onur, kıymet, şeref. Allah’ın adlarındandır.
KadireArapçaKızGüçlü, kuvvetli.
KadrettinArapçaErkekDinin kudreti, gücü.
KadriArapçaErkekDeğer, kıymet, onurla ilgili.
KadrihanArapça + TürkçeErkekDeğerli, saygın hükümdar.
KadriyeArapçaKızDeğer, kıymet, onurla ilgili.
KafarTürkçeErkekArkadaş, dost.
KağanTürkçeErkek Hanların hanı, hükümdar. Tarihte Çin ve Moğol hükümdarlarına verilen ad.
KahirArapçaErkek Üstün gelen, ezen, ezici. Kahreden, zorlayan. Yok eden.
KahramanFarsçaErkek Yiğit, cesur. Bir olayın, serüvenin başlıca kişisi. Sessiz, yumuşak kimse.
KaimArapçaErkek Birinin yerine geçen. Bir işte sebat eden, direnen. Ayakta duran.
KakınçTürkçeErkek Öfke, kızgınlık, sitem. Vurma, vuruş. Harekete geçiş, ayağa kalkış.
KalaArapçaErkek Kale, hisar. (T.) Atmaca.
KalagayTürkçeErkekAl, kırmızı renk.
KalenderFarsçaErkekGösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan alçak gönüllü kimse.
KalgayTürkçeErkek İzci kumandanı. Tarihte Kırım veliahdına verilen san.
KalkanTürkçeErkek Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık. Koruyucu
KalmıkTürkçeErkekbk. Kalmuk
KalmukTürkçeErkek Göz kapağı. Tüylü yün kumaş. Asya’da eski bir Moğol kabilesinin adı.
KamTürkçeErkek Hekim. Düşünür.
Kamacı Türkçe Erkek Top kaması yapan veya onaran kimse.
KamanTürkçeErkekDağların doruğuna yakın olan yerler.
KamanbayTürkçeErkekSaygın, değerli kimse.
Kamar Türkçe Erkek Hekim, doktor.
KambayTürkçeErkekHekim, tabip.
KamberArapçaErkek Hz. Ali'nin sadık kölesi. Bir eve çok gelen kimse.
KamerArapçaKızAy.
KamertabArapça + FarsçaKız Aydınlık, ışık. Ay ışığı, mehtap.
KametArapçaErkek Boy, boy bos, endam. Camilerde namaza kalkmak için okunan iç ezan. Ses, gürültü.
KâmilArapçaErkek Olgun, yetkin kimse. Kültürlü, bilgili, bilgin. Bütün, tam, eksiksiz.
KâmileArapçaKız Olgun, yetkin kimse. Kültürlü, bilgili. Bütün, tam, eksiksiz.
KamuTürkçeErkek Bütün, hep. Halk.
KanağanTürkçeErkekÇabuk inanan, kanan.
KanakTürkçeErkekÇabuk aldanan, saf.
KanatTürkçeErkek Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ. Yan, taraf.
KanbayTürkçeErkekKanmış, doymuş, varlıklı kimse.
KanberArapçaErkekbk. Kamber
KandemirTürkçeErkekGüçlü soydan gelen kimse.
KanerTürkçeErkekSoyu yiğit olsn kimse.
KanıkTürkçeErkekİnanç, kanı.
KanıkorTürkçeErkekAteşli, canlı yaradılışta olan kimse.
KanıtTürkçeErkekBir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanı verici belge, delil.
KaniArapçaErkek Kanaat eden, fazlasını istemeyen. İnanmış, kanmış.
KâniArapçaErkekDokunaklı, iğneli söz söyleyen.
KaniyeArapçaKız Kanaat eden, fazlasını istemeyen. İnanmış, kanmış.
KanpolatTürkçe + FarsçaErkekYiğit, kahraman kimse.
KanpulatTürkçe + FarsçaErkekbk. Kanpolat
KansuTürkçeErkekSoyu su gibi saf ve temiz olan.
KansunTürkçeErkekKansın, inansın
KanturalıTürkçeErkekZengin yaşayan.
KantürkTürkçeErkekTürk soyundan gelen.
KanunArapçaErkek Yasa. Geçerli olan kural.
KanverTürkçeErkekCanlılık kat
KapaganTürkçeErkek Çokça kapan, alan. 691-716 Yılları arasında hüküm sürmüş olan Göktürk kağanı.
KaparTürkçeErkek Akıl. Ruh.
KapçakTürkçeErkek Kale kuşatmasında duvara çakılmış büyük çember. Bayrak.
KapkınTürkçeErkekUygun, düzenli.
KaplanTürkçeErkekKedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan çevik ve yırtıcı hayvan.
KaptanİtalyancaErkekGemi yönetimiyle görevli en yüksek görevli.
KaraTürkçeErkek En koyu renk, siyah. Zenci, esmer.
KaraalpTürkçeErkekEsmer, kara yağız yiğit.
KarabaşTürkçeErkek Hiç evlenmemiş erkek, bekâr. Evlenmeyen rahip. Kışa dayanıklı sert buğday.
KarabatakTürkçeErkek Balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri kara tüylü bir deniz kuşu. Geleceğini düşünmeden yaşayan, savurgan.
KarabayTürkçeErkekEsmer, yağız kimse.
KarabetArapçaErkekYakınlık, hısımlık, akrabalık.
KarabeyTürkçeErkekEsmer, yağız bey.
KaraboğaTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli esmer kimse.
Karabörü Türkçe Erkek İşini iyi bilen esmer kimse.
KarabudunTürkçeErkekEsmer milletten olan.
KarabuğdayTürkçeErkekTohumları için yetiştirilen bir yıllık bitki.
KarabuğraTürkçeErkekDeve gibi boylu boslu olan kimse.
KarabulutTürkçeErkekKoyu esmer renkte büyük yağmur bulutu.
KarabükeyTürkçeErkekGüçlü güreşçi.
KaracaTürkçeErkek Geyikgillerden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı. Esmer.
KaracabeyTürkçeErkek Esmer bey. Kahramanlığıyla ün salmış bir Türk komutanı.
KaracakurtTürkçeErkekYaşlı ve deneyimli esmer kimse.
KaracanTürkçe + FarsçaErkekEsmer kimse.
KaracıTürkçeErkek Gönül alan. Gözetleyici.
KaraçarTürkçeErkekKötü ruhlar.
KaraçayTürkçeErkekBir Türk kavminin adı.
KaraçelikTürkçeErkekKuvvetli, güçlü esmer kimse.
KaradağTürkçeErkekBulutlarla kaplı dağ.
KarademirTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli esmer kimse.
KaradenizTürkçeErkekTürkiye'nin kuzeyindeki büyük deniz.
KaradoğanTürkçeErkekEsmer olarak dünyaya gelen.
KaradumanTürkçeErkekSiyah duman.
KaradutTürkçe + FarsçaKızSiyah renkli dut.
KaraerTürkçeErkekKara yağız, esmer yiğit.
KaragözTürkçeErkek Kara gözlü kimse. Şakacı, hoşsohbet kimse. Halk tiyatrosunda Hacivat'ın muhatabı, oyun arkadaşı
KarahanTürkçeErkekTarihte bazı kavimlerde hanlara verilen san.
KarakalpakTürkçeErkekOrta Asya'da yaşayan bir Türk boyu.
KarakanTürkçeErkekBir tür dağ ağacı.
Karakaş Türkçe Erkek Gür ve kara kaşları olan kimse.
KarakayaTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli esmer kimse.
KarakızTürkçeKızEsmer kız.
KarakocaTürkçeErkek Saçı sakalı ağarmayan yaşlı adam. Büyümeden yaşlanan kavruk ağaç.
KarakoçTürkçeErkekDelikanlı, yiğit esmer kimse.
KarakoyunTürkçeErkekUysal, ılımlı esmer kimse.
KarakucakTürkçeErkek Sarılma, kucaklama, kavrama, tutuşma. En eski Türk güreş biçimi.
KarakurtTürkçeErkekDeneyimli esmer kimse.
KarakuşTürkçeErkekKartal cinsindan kuşlara verilen genel ad.
KaramanTürkçeErkek Esmer, kara yağız insan. Güneybatıdan esen yel.
KaramıkTürkçeErkekbk. Karamuk
KaramukTürkçeErkekDağlarda kendi kendine biten ve ilkbaharda çiçek açan, saçma büyüklüğünde, üzüm biçiminde meyveleri olan dikenli bir bitki, çalı.
KaramutTürkçeErkekKara baht, kötü şans.
KaramürselTürkçeErkek Marmara Denizi kıyılarında işleyen küçük teknelere verilen ad. Marmara bölgesinde Kocaeli’nin ilçe merkezi.
KaranTürkçeErkek Kahraman, yürekli. Karanlık.
KaranalpTürkçeErkekKara yağız, kahraman yiğit.
KaranbayTürkçeErkekKahraman, yürekli kimse.
KaranfilArapçaKızGüzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.
KaraoğlanTürkçeErkekEsmer renkli çocok.
KaraörsTürkçeErkekKuvveti, güçlü kimse.
KaraparsTürkçe + FarsçaErkekGüçlü, kuvvetli esmer kimse.
KarasalTürkçeErkekKara ile ilgili.
KarasuTürkçeErkekAğır akan su.
KarasungurTürkçeErkekSoğukkanlı, sakin esmer kimse.
KarasüyekTürkçeErkekEski Türklerde soylular karşıtı olan halk katmanı.
KaraşınTürkçeErkekEsmer.
KaratanTürkçeErkekŞafak sökmeden önceki alaca karanlık.
KarataşTürkçeErkekSiyah taş, hacerülesvet.
KaratayTürkçeErkekAnadolu Selçuklu devlet adamı.
KaratekinTürkçeErkekEsmer kimse.
KaratünTürkçeErkekKaranlık gece.
KarayağızTürkçeErkekKoyu esmer kimse.
KarayelTürkçeErkekKuzeybatıdan esen, genellikle soğuk yel.
KarcanTürkçe + FarsçaErkekbk. Karacan
KardanTürkçeKızKar gibi, ak, beyaz, temiz, saf.
KardelenTürkçeKızBaharın müjdecisi bir çiçek.
KardeşTürkçeErkek Aynı ana babadan doğmuş veya ana babadan biri ayrı olan çocukların birbirine göre adı. Çok yakın arkadaş, dost.
KargıTürkçeErkek Eskiden silah olarak kullanılan, ucu sivri demirli, ağaçtan yapılmış uzun sırık. Kamış, saz.
KargınTürkçeErkek Taşkın su. Bol, çok. Doymuş, tok. Erimiş buz ve kar parçalarının oluşturduğu akarsu. Çağlayan.
KargınalpTürkçeErkekCoşkulu, taşkın, hareketli yiğit.
KarhanTürkçeErkekbk. Karahan
KarıkTürkçeErkek Bağ ve bahçelerde sebze ekmek için ayrılan bölümler. Karışık, karışmış.
KarındaşTürkçeErkekKardeş.
KarlıkTürkçeErkekKar kuyusu.
KarluTürkçeErkekKarlı.
KarlukTürkçeErkekTürk boylarından biri.
KarlukhanTürkçeErkekKarluk boyunun hanı.
KarselTürkçe + ArapçaKızKarın erimesiyle oluşan sel.
KartalTürkçeErkekKartalgillerden, çok güçlü, iri, yırtıcı kuş.
KartayTürkçeErkekYaşlı, pir.
KartekinTürkçeErkekKar gibi saf, temiz kimse.
KaryağdıTürkçeKızKarlı günde doğan beyaz tenli kız çocuklarına verilen bir ad.
KasalTürkçeErkekKibir, gurur, övünme.
KasarTürkçeErkekHatır, gönül.
Kasım Arapça Erkek Ayıran, bölen, taksim eden. Kırıcı, ezici, ufaltıcı.
KasırgaTürkçeErkek Şiddetli fırtına. Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku.
KâşifArapçaErkekBulan, keşfeden, bulucu.
KâşifeArapçaKızBulan, keşfeden, bulucu.
KaşkaTürkçeErkekŞakacı, neşeli kimse.
KatıTürkçeErkek Çok, pek, fazla, yeğin. Ağır. Haşin, sert, kırıcı.
KatıhanTürkçeErkekSert, kırıcı hükümdar.
KâtibeArapçaKızKadın sekreter, kadın kâtip.
KâtipArapçaErkekYazan, yazıcı, usta yazıcı.
KatunTürkçeKızbk. Kadın
KavasArapçaErkek Oklu asker. Ok yapan, okçu.
KavçınTürkçeErkekKonuk, misafir.
KavrukTürkçeErkek Dertli, acı çeken. Sevdalı, âşık.
KavurtTürkçeErkekHeybetli, gösterişli, cesur, yiğit, kahraman.
KavurtbeyTürkçeErkekHeybetli, gösterişli, cesur, yiğit, kahraman bey.
KavurthanTürkçeErkekHeybetli, gösterişli, cesur, yiğit, kahraman hükümdar.
KavvasArapçaErkekbk. Kavas
KayTürkçeErkekYağmur, sağanak.
KayaTürkçeErkekBüyük ve sert taş kütlesi.
KayaalpTürkçeErkekKaya gibi güçlü yiğit.
KayacanTürkçe + FarsçaErkekCanı kaya gibi güçlü olan.
KayaerTürkçeErkekKaya gibi güçlü kimse.
KayagünTürkçeErkekKaya gibi güçlü ve yakışıklı kimse.
KayagündüzTürkçeErkekKaya gibi güçlü ve yakışıklı kimse.
KayahanTürkçeErkekKaya gibi güçlü hükümdar.
KayanTürkçeErkek Akarsu, sel. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar.
KayanselTürkçe + ArapçaErkekSel gibi taşan, coşan kimse.
KayarTürkçeErkekGurur.
KayaşTürkçeErkekAkraba, hısım.
KayatekinTürkçeErkekKaya gibi güçlü kimse.
KayatimurTürkçeErkekKaya ve demir gibi sert, güçlü kimse.
KayatürkTürkçeErkekKaya gibi sert Türk.
KaygısızTürkçeErkekEndişesiz, hiçbir şeye aldırış etmeyen.
KaygusuzTürkçeErkekbk. Kaygısız
KayhanTürkçeErkekbk. Kayıhan
KayıTürkçeErkek Yağmur, sağanak, bora. Sağlam, güçlü, sert.
KayıbayTürkçeErkekSağlam, güçlü, sert kimse.
KayıhanTürkçeErkekGüçlü hükümdar.
KayınTürkçeErkek Kayıngillerderı, kışın yaprak döken, güzel görünüşlü orman ağacı. Kardeş, hısım, akraba.
KayıtTürkçeErkek Araç, eşya. Saban. İş, güç. Kış için ayrılan yiyecek.
KayıtmışTürkçeErkekGeri dönmüş, geri gelmiş, vazgeçmiş.
KaymakTürkçeKız Sütün yüzünde toplanan yağlı katman En seçkin, en güzel.
KaymasTürkçeErkekbk. Kaymaz
KaymazTürkçeErkekYılmayan, azimli, cesur.
KaynakTürkçeErkek Bir suyun çıktığı yer. Neşe, sevinç. Eğlendirici, neşeli kimse.
KaynarTürkçeErkekbk. Kaynak
KaynarkanTürkçeErkekCoşkulu, hareketli kimse.
KayraTürkçeErkekBüyük bir kimseden gelen iyilik, ihsan.
KayraalpTürkçeErkekİyiliksever yiğit.
KayrabayTürkçeErkekİyiliksever, saygın kimse.
KayrahanTürkçeErkekİyiliksever hükümdar.
KayralTürkçeErkekKayrılan, himaye edilen kimse.
KayranTürkçeErkek Orman içindeki ağaçsız alan. Kayan yer. İnce çakıllı, kumlu toprak.
KayserArapçaErkek Eski Roma ve Bizans İmparatorlarının sanı. Hükümdar.
KayyumArapçaErkekEzelî ve ebedî olan, değişmeyen.
KazakTürkçeErkek Göçebe, akıncı. Rusya'da yaşayan bir Türk kavmi. Genç, taze. İnatçı.
KazakhanTürkçeErkekİnatçı hükümdar.
KazanTürkçeErkekOlumlu etkiler bırakan kimse.
KazanhanTürkçeErkekOlumlu etkiler bırakan hükümdar.
KazganTürkçeErkekbk. Kazan
KâzımArapçaErkekÖfkesini, hırsını yenebilen kimse.
KâzimeArapçaKızÖfkesini, hırsını yenebilen kimse.
KebirArapçaErkek Büyük, ulu. Çocukluktan çıkmış genç. Yaşça büyük, yaşlı.
KebireArapçaKız Büyük, ulu. Çocukluktan çıkmış genç. Yaşça büyük, yaşlı. Büyük günah.
KebuterFarsçaKızGüvercin.
KekikTürkçeKızGüzel kokulu bir bitki.
KeklikTürkçeKız Güvercin büyüklüğünde, eti için avlanan, tüyü boz, ayakları ve gagası kırmızı renkte, beğenilen bir kuş Alımlı, güzel kadın.
KelâmiArapçaErkekSöze ilişkin, sözle ilgili.
KelebekTürkçeKız Vücudu, kanatları ince pullarla ve türlü renklerle örtülü, dört kanatlı, çok sayıda türü olan böcek. Narin, zarif kadın.
KeleşTürkçeErkek Güzel, yakışıklı kimse. Yiğit, cesur, bahadır.
KeleşbayTürkçeErkek Güzel, yakışıklı kimse. Yiğit, cesur, bahadır kimse.
KeleşhanTürkçeErkek Güzel, yakışıklı hükümdar. Yiğit, cesur, bahadır hükümdar.
KeleştimurTürkçeErkek Güzel, yakışıklı, güçlü kimse. Yiğit, cesur, bahadır.
KemalArapçaErkek Bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik. En yüksek değer.
KemalettinArapçaErkekDinin olgunluğu, eksiksizliği ve değeri.
KemandarFarsçaErkekYay tutan, yay tutucu.
KemterFarsçaErkek Daha aşağı, daha değersiz. Tam olmayan, eksik.
KenanİbraniceErkek Vaat edilmiş ülke. Cennet. Hazreti Yakup'un ülkesi, Filistin.
KentSoğdcaErkekŞehir, kasaba.
KenterSoğdca + TürkçeErkekŞehirli, kentli.
KepezTürkçeErkek Yüksek dağ. Mağara. Gelin başlığı. Kuşların başındaki uzun tüyler.
KeramettinArapçaErkekDinin kerameti, doğaüstü gücü.
KeramiArapçaErkekbk. Kirami
KeremArapçaErkek Soyluluk. Cömertlik, el açıklığı, bağış.
KeremşahArapça + FarsçaErkekEli açık, cömert şah.
KerimArapçaErkek Cömert, eli açık. Ulu, büyük.
KerimanArapça + FarsçaKızEli açıklar, cömertler.
KerimeArapçaKızCömert, eli açık.
KerimhanArapça + TürkçeErkekEli açık, cömert hükümdar.
KermanFarsçaErkekbk. Kirman
Kermen Farsça Erkek bk. Kirman
KervanFarsçaErkekUzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük. hayvanı katar.
KesekTürkçeErkek Bel, çapa veya sabanın topraktan kaldırdığı iri parça. Çimen yapmak için üzerindeki otuyla birlikte çıkarılmış çayır parçası.
KesimTürkçeErkek İki taraf arasındaki kararlaştırılan şey. Biçim, endam, boy bos. Bölüm, parça. Yeryüzündeki sel yarıntıları. Ürün kaldırma mevsimi.
KeskinTürkçeErkek Etkili, sert. Görevini iyi yapan. Azgın.
KeskinayTürkçeErkekEtkili, görevini iyi yapan kimse.
KeskinelTürkçeErkekEtkili ve sert kişilikli kimse.
KeskinerTürkçeErkekEtkili ve sert kişilikli kimse.
KeşfiArapçaErkek Keşifle ilgili. Keşfeden.
KeşfiyeArapçaKız Keşifle ilgili. Keşfeden.
KeteTürkçeErkekDüğün armağanı.
KevenTürkçeErkek Kimi türlerinden kitre denilen zamk çıkarılan dikenli bir çalı. Bir tür kahve.
KevkepArapçaErkekYıldız.
KevnîArapçaErkekVar olmayla, varlıkla ilgili.
KevserArapçaKız Cennette bir havuzun adı. Kur’an-ı Kerim’in bir suresi. Maddi ve manevi çokluk, kalabalık. Cennette bulunduğuna inanılan bir ırmak.
KeyFarsçaErkekİran’da efsanevi Keyyaniler Hanedanı'nın padişahlarına verilen unvan.
KeyfiArapçaErkekİsteğe bağlı olan, bir kurala bir düzene bağlı olmayan.
KeyhanFarsçaErkekDünya.
KezbanFarsçaKızKâhya kadın, bir daireyi idare eden kadın.
KezerTürkçeErkekKahraman.
KezibanFarsçaKızbk. Kezban.
KılavuzTürkçeErkekYol gösteren, rehber.
KılıçTürkçeErkekUzun, düz veya eğri, ucu sivri, bir veya her iki yüzü keskin, kın içinde bele takılan, çelikten silah.
KılıçalTürkçeErkekKılıç takın, kuşan
KılıçalpTürkçeErkekKılıç gibi keskin yiğit.
KılıçaslanTürkçeErkekKılıç gibi keskin, yürekli kimse.
KılıçbayTürkçeErkekKılıç gibi keskin kimse.
KılıçelTürkçeErkekEli kılıç gibi etkili olan kimse.
KılıçerTürkçeErkekKılıç gibi keskin kimse.
KılıçhanTürkçeErkekKılıç gibi keskin hükümdar.
KılınçTürkçeErkekDavranış, yaradılış, huy.
KımızTürkçeErkekKısrak sütünden yapılan bir içki.
KınTürkçeErkekBıçak, kılıç gibi kesici araçların kabı.
KınalpTürkçeErkekKın-alp.
KınayTürkçeErkekÇok çalışan, etkin, faal.
KınaymanTürkçeErkekÇalışkan, etkin kimse.
KınaytürkTürkçeErkekÇok çalışan, etkin, faal Türk.
KınelTürkçeErkekÇok çalışan, etkin, faal kimse.
KınerTürkçeErkekÇok çalışan, etkin, faal kimse.
KınıkTürkçeErkek Kaynak, memba. İstek, arzu, gayret. Obur. Oğuzların 24 boyundan biri.
KınıkaslanTürkçeErkekGayretli, çabalayan kimse.
KınışTürkçeErkekİstek, arzu, heves.
KıpçakTürkçeErkekXI-XV. yüzyıllarda, Ural dağlarıyla Volga ırmağı arasında yaşamış bir Türk boyu.
KıraçTürkçeErkekBitek olmayan, verimsiz veya sulanmayan yer.
KıralpTürkçeErkekAk saçlı ve sakallı, yaşlı yiğit.
KıranTürkçeErkek Çevre, kıyı, kenar. Ufuk. Tepe, yamaç, bayır.
KıranalpTürkçeErkekDüşmanı bozguna uğratan yiğit.
KıranerTürkçeErkekDüşmani bozguna uğratan kimse.
KıratArapçaErkek Elmas, zümrüt gibi değerli taşların tartısında kullanılan ölçü birimi. Nitelik, değer.
KıratlıArapça + TürkçeErkekDeğerli, nitelikli.
KırayTürkçeErkek Genç, delikanlı. Ürün vermeyen arazi. Eşkıya, yol kesen.
KırbayTürkçeErkekYaşlı, ak sakallı kimse.
KırboğaTürkçeErkekGüçlü, kuvetli yaşlı kimse.
KırbörüTürkçeErkekYaşlı, ak sakallı deneyimli kimse.
KırcaTürkçeErkek Dolu. Ufak ve sert taneli kar. Bora, rüzgârla karışık yağmur.
KırçiçekTürkçeKızKır çiçeği.
KırdarTürkçeErkekÖlçülü davranış, sakınganlık.
KırdarlıTürkçeErkekÖlçülü, sakıngan kimse.
KırgızTürkçeErkek Gezici, gezgin. Çoğunlukla Kırgızistan'da toplu durumda yaşayan, Türk soyundan gelen bir halk.
KırhanTürkçeErkekYaşlı, ak sakallı hükümdar.
KırmanTürkçeErkekSaçlarına ak düşmüş adam.
KırtayTürkçeErkekSaçlarona ak düşmüş kimse.
KırtekeTürkçeErkekSaçlarına ak düşmüş kimse.
KırtekinTürkçeErkekSaçlarına ak düşmüş kimse.
KısmetArapçaErkekAllah’ın herkese uygun gördüğü yaşama durumu, nasip, kader.
KıvançTürkçeErkekÖvünç, iftihar.
KıvançerTürkçeErkekÖvünen, iftihar eden kimse.
KıvançlıTürkçeErkekKıvanç duyan, sevinçli.
KıvılcımTürkçeErkek Yanmakta olan bir maddeden sıçrayan küçük ateş parçası. Harekete geçiren etken.
KıyamArapçaErkekKalkma, ayağa kalkma.
KıyanTürkçeErkekDağdan hızla inen sel.
KıyasArapçaErkek Tutma, denk sayma. Karşılaştırma, oranlama.
KıymetArapçaKız Değer. Değerli, nitelikli.
KızanTürkçeErkekÇocuk, delikanlı.
KızgınTürkçeErkek Çok ısınmış, ısıtılmış. Kızmış olan, öfkeli.
KızgınbeyTürkçeErkekÖfkeli, kızmış bey.
KızgınokTürkçeErkekKızmış, öfkelenmiş kimse.
KızgınyiğitTürkçeErkekKızmış, öfkelenmiş yiğit kimse.
KızhanımTürkçeKızAz bulunur hanımefendi.
KızıkTürkçeErkek Öfkeli, sert, kırıcı. İstek, heves, arzu.
KızılTürkçeErkek Parlak kırmızı renk. Altın, para.
KızılaslanTürkçeErkekAltın gibi yüreği olan cesur kimse.
KızılateşTürkçeErkekÇok iyi yanan ateş.
KızılbarsTürkçeErkekbk. Kızılpars
KızılboğaTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
KızılbörüTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli, deneyimli kimse.
KızıldemirTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
KızılelmaTürkçeErkekYeryüzündeki Türklerin birleşip kuracakları ideal ülke veya bütün Türklerin bir araya geleceği ülküsü.
KızılkurtTürkçeErkekDeneyimli, yaşlı kimse.
KızılparsTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
KızıltuğTürkçeErkekKırmızı tuğ.
KızıltunçTürkçeErkekKrmızı tunç.
KızılyalımTürkçeErkekKızıl ateş.
KızımayTürkçeKızKızım ay gibi parlak ve güzeldir
KızkınaTürkçeKızKüçük kız.
KibarArapçaErkek Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan. Seçkin, değerli. Zengin, soylu. Büyükler, ulular.
KibareArapçaKız Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan. Seçkin, değerli. Zengin, soylu.
KibariyeArapçaKız Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan. Seçkin, değerli. Zengin, soylu.
KiçiTürkçeErkekKüçük.
KiçialpTürkçeErkekKüçük yiğit.
KiçihanTürkçeErkekKüçük hükümdar.
KiçkinebikeTürkçeKızKüçük hanım.
KifayeArapçaKızbk. Kifayet
KifayetArapçaKız Yetişme, el verme, kâfi gelme. Bir işi yapabilecek nitelikte olma.
KimyaArapçaKız Maddelerin temel yapılarını, bileşimlerini, vb.ni inceleyen bilim. Üstün nitelikler taşıyan, çok değerli.
KinaşTürkçeErkekBir iş üzerinde konuşma, danışma.
KinyasTürkçeErkekGeniş yüzlü kimse.
KipTürkçeErkek Uygun, uyumlu, idareli. Sağlam, dayanıklı. Şık, zarif, biçimli. Kullanışlı.
KipcanTürkçe + FarsçaErkekCanlı, dayanıklı, sağlam kimse.
KiperTürkçeErkekCanlı, dayanıklı, sağlam kimse.
KipkurtTürkçeErkekCanlı, dayanıklı, sağlam, deneyimli, yaşlı kimse.
KiramArapçaErkek Soylular. Eli açıklar, cömertler.
KiramettinArapçaErkekDinin uluları, soyluları.
KiramiArapçaErkek Cömertlere, eli açıklara özgü. Soylular, ulular, şereflilerle ilgili.
KirazYunancaKızGülgillerden bir meyve ağacı ve bu ağacın etli, sulu, tek çekirdekli, kırmızı renkli meyvesi.
KirmanFarsçaErkekHisar, kale.
KirmanşahFarsçaErkekKale hükümdarı.
KirmenFarsçaErkekbk. Kirman
KişiTürkçeErkek Kimse, insan. Sahip. Koca, eş.
KişihanTürkçeErkekHükümdar olan kimse.
KocaTürkçeErkek Yaşlı, ihtiyar. Büyük, ulu, yüce.
KocaalpTürkçeErkekYaşlı, ulu yiğit.
KocabaşTürkçeErkekYaşlı, saygın kimse.
KocabeyTürkçeErkekYaşlı, ihtiyar bey.
KocademirTürkçeErkekGüçlü kuvvetli ihtiyar kimse.
KocagözTürkçeErkekGözleri büyük kimse.
KocamanTürkçeErkekÇok iri, büyük.
KocataşTürkçeErkekBüyük taş.
KocatayTürkçeErkekYaşlı kimse.
KocatürkTürkçeErkekBüyük, saygın Türk.
KocaünTürkçeErkekMeşhur, ünlü kimse.
KoçTürkçeErkek Damızlık erkek koyun. Sağlıklı, gürbüz genç erkek. Kahraman.
KoçakTürkçeErkek Cömert, eli açık. Yiğit, kahraman. Becerikli.
KoçakalpTürkçeErkekCömert, kahraman yiğit.
KoçakaslanTürkçeErkekCömert, kahraman yiğit.
KoçakerTürkçeErkekCömert, kahraman kimse.
KoçaşTürkçeErkek Kılavuz, rehber. Yağmur bulutu.
KoçayTürkçeErkekKoç gibi güçlü.
KoçboğaTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
KoçbörüTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli kimse.
KoçerTürkçeErkekSağlıklı, yürekli kimse.
KoçhanTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli hükümdar.
KoçkanTürkçeErkekYiğit, yürekli soydan gelen.
KoçkarTürkçeErkek Dövüş için yetiştirilmiş iri boynuzlu koç. Yaban koyunu.
KoçsoyTürkçeErkekGüçlü ve kuvvetli bir soydan gelen kimse.
KoçtuğTürkçeErkekGüçlü kuvvetli savaşçı kimse.
KoçtürkTürkçeErkekGüçlü, kuvvetli Türk.
KoçuTürkçeErkek Gelin arabası. Çukur oyuk yer, hendek.
KoçubeyTürkçeErkekKoçu arabasını kullanan kişi.
KoçyiğitTürkçeErkekYürekli, cesur, kahraman kimse.
KolatTürkçeErkekYardım et, yardımcı ol
KolçakTürkçeErkek Yiğit, mert, yürekli, koçak. Kola geçirilen kolluk.
KoldanTürkçeErkekKurala uygun, normal.
KoldaşTürkçeErkek Bir işi birlikte yapan kimseler, ortak. Yardımcı, arkadaş.
KomanTürkçeErkekUmut.
KomutanTürkçeErkekBir asker topluluğunun başı, kumandan.
KonakTürkçeErkek Konuk, misafir. Konuk olunan yer.
KonanTürkçeErkekKonuk, misafir.
KoncaFarsçaKızbk. Gonca
KoncagülFarsçaKızbk. Goncagül
KonçuyTürkçeKızPrenses.
KongarTürkçeErkekbk. Kongur
KongarataTürkçeErkekKumral kimse.
KongurTürkçeErkekSarı ile siyah karışımı bir renk, koyu kumral, kestane rengi.
KonguralpTürkçeErkekKumral yiğit.
KongurtayTürkçeErkekEsmer kimse.
KonratTürkçeErkekbk. Kongur
KonukTürkçeErkekMisafir.
KonurTürkçeErkek Açık san, boz, bozla sarı arası renk. Yanık kırmızı, yağızımsı al. Kimseyi beğenmeyen, gururlu, kibirli. Kahraman, yiğit. Süslü, çalımlı, şık, kurumlu. İnatçı, aksi.
KonuralpTürkçeErkekGururlu, kibirli yiğit kimse.
KonurataTürkçeErkekGururlu, kibirli kimse.
KonurayTürkçeErkekGururlu, kibirli kimse.
KonurbeyTürkçeErkekKahraman, yiğit bey.
KonurözTürkçeErkekKahraman, yiğit kimse.
KopanTürkçeErkek Zafer kazanan. Ortaya çıkan, harekete geçen.
KoparalTürkçeErkekKopar ve al
KopuzTürkçeErkek Boğaz, dar yer. Ozanların çaldığı eski bir telli Türk sazı.
KorTürkçeErkek İyice yanarak ateş durumuna gelmiş kömür veya odun parçası. Kırmızı. Sıra, dizi, altın dizisi. Dere.
KoraTürkçeErkek Eski. Anahtar. Karda açılan ince yol. Olgunlaşmamış üzüm, koruk.
KoralTürkçeErkekSınır muhafizı.
KoralpTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli yiğit.
KoraltanTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli hükümdar.
KoramazTürkçeErkekKimseyi beğenmeyen, mağrur kimse.
KoraslanTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli yiğit kimse.
KorayTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KorcanTürkçe + FarsçaErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KorçakTürkçeErkekHeykel.
KorçanTürkçeErkekÇağlayan.
KordayTürkçeErkekKuğu kuşu.
KorelTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KorerTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KorganTürkçeErkekKale, hisar.
KorgünTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KorhanTürkçeErkekAteşli, canlı, güçlü hükümdar.
KorkanTürkçeErkekKor gibi ateşli, dinamik, hareketli soydan gelen kimse.
KorkmazTürkçeErkekHiçbir şeyden korkmayan, yılmayan, cesur.
KorkutTürkçeErkek Büyük dolu tanesi. Cin, şeytan gibi hayalî yaratıklar. Korkusuz, yavuz, heybetli.
KorkutalpTürkçeErkekKorkusuz, yavuz, heybetli yiğit.
KorkutataTürkçeErkekKorkusuz, yavuz, heybetli ata.
KormanTürkçeErkekKor gibi ateşli, canlı, hareketli kimse.
KortakTürkçeErkekGüzel, gösterişli, endamlı.
KortanTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KortaşTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KortayTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KorucuTürkçeErkekOrman vb. bekçisi.
KoruganTürkçeErkekKale, hisar.
KoryakTürkçeErkekOdun veya kömürü kor duruma gelinceye kadar yak
KoryayTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KoryiğitTürkçeErkekAteşli, canlı, hareketli kimse.
KoryürekTürkçeErkekAteş gibi sıcak yüreği olan.
KoşalTürkçeErkekKoş ve al
KoşukTürkçeErkekKoşma, şiir, türkü.
KoşukhanTürkçeErkekBir arada olan hükümdarlar.
KoşuktekinTürkçeErkekBir araya gelmiş hükümdarlar.
KotuzTürkçeErkekGururlu, kibirli.
KotuzhanTürkçeErkekGururlu, kibirli hükümdar.
KoyakTürkçeErkek Vadi, dere. Dağlar ve kayalıklar üzerindeki doğal çukurlar. Dağ üzerinde otu bol olan, bitek, çukur yer.
KoyaşTürkçeErkekGüneş.
KoygunTürkçeErkek Etkili, hüzünlü, dokunaklı. Akdoğan.
KoytakTürkçeErkekRüzgâr almayan çukur yer.
KoytanTürkçeErkekDağ bucağı.
KoytukTürkçeErkekOyuk, çukur, siper
KozakTürkçeErkek Kozalak. Ham meyve. Güneş görmeyen, gölgede kalan yer.
KöçeriTürkçeErkekGöç sırasında doğan çocuk.
KökTürkçeErkek Dar ve derin dere. Gürbüz, sağlıklı. Gök. Asıl, kök, köken
KökelTürkçeErkekKök-el.
KökenTürkçeErkek Bir şeyin çıktığı dayandığı temel, biçim, neden veya yer. Kavun, karpuz, kabak gibi bitkilerin toprak üstünde yayılan dalları. Soy, asıl, ata.
KökerTürkçeErkekKöklü soydan gelen kimse.
KöklemTürkçeErkekİlkbahar
KöklüTürkçeErkek Soylu, görgülü. Varlıklı, kuvvetli.
KöksalTürkçeErkekKökünü derinlemesine sal, soyun genişlesin
KöksanTürkçeErkekTanınmış, ünlü ad.
KöksoyTürkçeErkekTanınmış, ünlü soydan gelen kimse.
KöksuTürkçeErkekAslı, soyu su gibi temiz ve saf olan.
KöksürTürkçeErkekSoyun genişlesin
KökşinTürkçeErkek Gök renginde. Yaşlı, koca.
KöktanTürkçeErkekbk. Kökten
KöktaşTürkçeErkekAynı soydan gelenlerden her biri.
KöktayTürkçeErkekSoylu bir aileden gelen kimse.
KöktenTürkçeErkek Köklü, yüzeyde kalmayan, derine inen. Soylu.
KöktürkTürkçeErkekTarihteki ilk Türk devleti.
KömenTürkçeErkekHayal.
KöniTürkçeErkekDürüst, doğru, samimi, içten.
KörklüTürkçeErkekbk. Görklü
KörnesTürkçeErkekAyna.
KöroğluTürkçeErkekÜnlü Türk halk öyküsünün kahramanı.
KörpeTürkçeKızYeni yetişmiş, taze, genç.
KöseTürkçeErkek Bıyığı sakalı çıkmayan erkek. Cılız, bodur. Yeni evlenmiş erkek, güvey.
KösemTürkçeKızKılavuz, yol gösteren, rehber.
KösemenTürkçeErkekbk. Kösem
KöstenTürkçeErkekIlıca.
KöşekTürkçeErkek Deve yavrusu. Torun.
KöşkerTürkçeErkekKunduracı.
KöymenTürkçeErkekKöylü.
KözTürkçeErkek Kor, ateş koru, kızıl ateş parçası. İçinde küçük küçük kor parçalan bulunan kül.
KözcanTürkçe + FarsçaErkekSamimi, içten kimse.
KözerTürkçeErkekGören kimse.
KubatTürkçeErkekKaba, şişman, biçimsiz.
KubilayMoğolcaErkekÜnlü bir hükümdar.
KudayFarsçaErkekTanrı.
KudayberdiFarsça + TürkçeErkekTanrı lutfetti, bağışladı anlamında kullanılan mir ad.
KuddusArapçaErkek Temiz, pak. Tanrı adlarındandır. Kutsal, kutlu.
KuddusiArapçaErkekKutsal niteliklere ulaşmış olan kimse.
KudretArapçaErkek Güç, kuvvet. Allah'ın gücü. Varlık, zenginlik. Allah yapısı. Yetenek
KudretullahArapçaErkekTanrı’nın gücü.
KudsiyeArapçaKızKutsal.
KuğuTürkçeKızYabani ve evcil türleri bulunan, çok uzun ve kıvrık boyunlu, geniş kanatlı ve geniş gagalı bir su kuşu.
KukusTürkçeKızTomurcuk.
KulanTürkçeKızİki üç yaşında dişi tay, kısrak.
KumralTürkçeKızSaçları koyu sarı ve açık kestane rengi olan.
KumriyeArapçaKızKumru.
KumruArapçaKızGüvercinden küçük, boz, gri renkli, sevimli bir kuş.
KurtuluşTürkçeKızTehlikeli veya kötü bir durumdan kurtulma.
KutalTürkçeKızUğurlu, talihli, mutlu ol, şansın açık olsun
KutanTürkçeKız Saban. Saka kuşu.
KutayTürkçeErkek Kutlu, uğurlu ay. İpek, ipekli kumaş.
KutbiyeArapçaKızKutupla ilgili, kutba ilişkin.
KutgünTürkçeKızMutlu gün.
KutlayTürkçeKızKutlu, uğurlu ay.
KutluTürkçeErkekUğurlu, kutsal, mutlu.
KutluayTürkçeKızbk. Kutlay
KutlukTürkçeErkekUğurlu.
KutsalTürkçeKız Güçlü bir dinsel saygı uyandıran veya uyandırması gereken kimse. Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen. Uğur getirdiğine inanılan.
KutsalanTürkçeKızUğur getiren, kutlu.
KutsalarTürkçeKızUğur getiren, kutlu.
KutsanTürkçeKızUğurlu, talihli ad.
KutselTürkçeKızbk. Kutseli
KutseliTürkçe + ArapçaKızUğur, mutluluk seli.
KutunTürkçeKız Mutlu. Kutsal.
KuyaşTürkçeErkekGüneş.
KuzayTürkçeKızGüneş görmeyen gölgelik yer.
KuzeyTürkçeErkek Sağını doğuya, solunu batıya veren kimsenin tam karşısına düşen yön, dört ana yönden biri, şimal, güney karşıtı. Bulunduğu noktaya göre kuzeyde kalan yer.
KübraArapçaKızEn büyük, çok büyük olan.
KürşadTürkçeErkekbk. Kürşat
KürşatTürkçeErkek Yiğit, alp. Göktürk prenslerinden birinin adı.
LâçinTürkçeErkek Yiğit adam. Kartal. Şahin. Atmaca.
LâhikArapçaErkek Yetişen, ulaşan. Eklenen.
LâhutArapçaErkekTanrı âlemi, ilahi âlem.
LalaFarsçaErkek Çocuğun eğitim ve öğretimiyle görevli kimse. Köle. Padişahların sadrazamlara hitap ederken kullandıkları san.
LâleFarsçaKızÇiçekleri kadeh biçiminde olan, türlü renklerde süs bitkisi.
LâlegülFarsçaKızLâle ve gül gibi güzel olan.
LâlehanFarsça + TürkçeKızLâle gibi güzel olan.
LâleruhFarsçaKızLâle yanaklı, yanağı lâle gibi kırmızı olan.
LâlezarFarsçaKızLâle yetişen yer, lâle bahçesi.
LâlgûnArapça + FarsçaKızKırmızı renkli, al.
LâmiArapçaErkekParıldayan, parlak, parıltılı.
LâmiaArapçaKızParlayan, parıldayan, parlak.
LâmihArapçaErkekParlayan, parlak.
LâmihaArapçaKızbk. Lâmih
LâmiyeArapçaKızParıldayan, parlak, parıltılı.
LâtifArapçaErkek Hoş, narin, şirin. Yumuşak, nazik. Tanrı adlarındandır
LâtifeArapçaKız Yumuşak, hoş, güzel, sevimli. Güldüren, tuhaf ve güzel söz, şaka.
LâyıkArapçaErkekUygun, değer, yakışır.
LebibeArapçaKızAkıllı, uyanık, zeki.
LebipArapçaErkekAkıllı, zeki, uyanık.
LebrizFarsçaKızAğzına dek dolu, taşan.
LedünArapçaErkekTanrı huzuru, Tanrı katı.
LemaArapçaKızParıltı, parlayış.
LemanArapçaKızParlama, parıldama.
LemiArapçaErkekParlak, parıldayan.
LemiyeArapçaKızParlayan, ışıldayan.
LerzanFarsçaKızTitreyen, titrek.
LerzeFarsçaKızTitreme, titreyiş.
LerzişFarsçaKızTitreme, titreyiş.
LetafetArapçaKızGüzellik, hoşluk, incelik, nezaket.
LeventFarsçaErkek Boylu boslu yakışıklı kimse. Osmanlı donanmasında ve kıyılarda görev yapan asker sınıfı. Yiğit denizci.
LevinArapçaErkekRenk, boya.
LeyanFarsçaKızParlayan, parlayıcı.
LeylâArapçaKız Gece. Saçları gece gibi simsiyah olan kadın. Arabi ayların son gecesi.
LeylâgülArapça + FarsçaKızSaçları siyah olan güzel kadın.
LeyliArapçaKızbk. Leylâ
LeyliferArapça + FarsçaKızGece ışığı.
LeylüferArapça + FarsçaKızbk. Leylifer
Leziz Arapça Kız Lezzetli, tatlı, hoşa giden.
LezizeArapçaKızbk. Leziz
LimonRumcaKızTurunçgillerden bir ağaç ve bu ağacın meyvesi.
LiyakatArapçaKız İktidar, güç. Erdem.
LiyanFarsçaKızbk. Leyan
LutArapçaErkek Ürdün ve İsrail arasındaki büyük bir gölün adı. Hz. İbrahim'in yeğeni olan peygamberin adı.
LülüArapçaKızİnci.
LütfiArapçaErkek İyilik ve güzellikle ilgili. İhsan, bağışla ilgili.
LütfiyeArapçaKızİyilik, güzellik ve ihsanla ilgili.
LütufArapçaKız İyilik, güzellik, hoşluk. Bağış, ihsan.
LütufkârArapça + FarsçaKızİyilik eden.
MaarifArapçaErkekBilgi, kültür.
Macide Arapça Kız Şan ve şeref sahibi kimse.
MacitArapçaErkekŞan ve şeref sahibi kimse.
Madelet Arapça Kız Adalet, doğruluk.
MağfiretArapçaKızAllah’ın, kullarının günahlarını bağışlaması.
MağripArapçaErkek Batı. Akşam.
MağrurArapçaErkek Gururlu. Kendine çok fazla güvenen.
MahbubeArapçaKızSevilen, sevilmiş, sevgili.
MahbupArapçaErkekSevilen, sevilmiş, sevgili.
MahçiçekFarsça + TürkçeKızAyçiçeği
MahferFarsçaKızAy aydınlığı, ay ışığı.
MahfiArapçaErkekGizli, saklı.
MahfuzArapçaErkek Korunmuş, gözetilmiş. Gizlenmiş, saklanmış.
MahınevFarsçaKızYeni ay, ayça, hilal.
MahiA